İnsan en çok belirsizlikte yorulur.
Ne hissettiğini bilmeyenlerden,
Ne istediğini söylemeyenlerden,
Bir gün var olup bir gün kaybolanlardan…
Çünkü insan ruhunu yoran şey gerçekler değildir.
Yarım bırakılmış cümlelerdir.
Eksik bakışlardır.
Adı konmamış ilişkiler,
Verilmeyen cevaplar,
Sürekli ertelenen duygulardır.
Netlik işte tam burada başlar.
Bir insanın kendine karşı dürüst olabildiği yerde…
“İstiyorum.” diyebilmek netliktir.
“İstemiyorum.” diyebilmek de…
Gitmek gerekiyorsa gitmek,
Kalmak gerekiyorsa kalmak,
Susmak gerekiyorsa susmak…
Ama hiçbir şeyi muğlak bırakmamak.
Çünkü netlik;
Kaba olmak değildir.
Sert olmak değildir.
Kırmak hiç değildir.
Netlik, insanın ruhuna gösterdiği saygıdır.
Ne hissettiğini bilen insanın sesi sakindir.
Çünkü içinde savaş yoktur.
Kararsızlığın gürültüsü yoktur.
Maskelerin ağırlığı yoktur.
En güçlü insanlar her şeyi bilenler değil;
Kendini bilenlerdir.
Nerede duracağını,
Neyi hak ettiğini,
Neye “hayır” diyeceğini bilenlerdir.
İnsan bazen herkesi mutlu etmeye çalışırken kendini kaybeder.
Sınırlarını siler.
İçindeki sesi susturur.
Sonra bir gün aynaya baktığında kendi yorgunluğunu tanıyamaz hale gelir.
İşte o an anlar…
Ruhu koruyan şey sessizlik değilmiş.
Kaçmak değilmiş.
Herkese yetişmeye çalışmak hiç değilmiş.
Ruhu koruyan en sağlam zırh;
Netlikmiş.
Çünkü net olan insanın yükü azalır.
Kafası değil, kalbi konuşur.
Rol yapmaz.
Eğilip bükülmez.
Kime ne hissettiriyorsa onu yaşatır.
Ve hayatın en büyük huzuru şudur:
Kimsenin zihninde soru işareti bırakmadan yaşayabilmek.
Çünkü bazı insanlar sesleriyle değil,
Belirsizlikleriyle yoruyor.
Bazıları ise sadece bir cümlesiyle bile güven veriyor:
“Durduğum yer belli.

![Sessiz Asalet [I]](https://www.yazarportal.com/wp-content/uploads/2026/05/663242802_10163248876823509_6318120488001185468_n-350x250.jpg)












