Bekleme.
Kimseyi, hiçbir şeyi, hiçbir zamanı…
Çünkü beklediğin her şey
seni senden uzaklaştırır.
Gerçek şu:
Hayat dışarıda kurulmaz.
Hayat, senin içinde başlar.
Sen değişmeden
hiçbir kader değişmez.
Sen yüzleşmeden
hiçbir yol açılmaz.
İnsan en büyük yanılgıyı nerede yaşar biliyor musun?
Kendi gücünü küçümsediği yerde.
Kendi etkisini yok saydığı yerde.
Ve sonra buna “hayat” der.
Hayır.
Bu hayat değil.
Bu, ertelenmiş bir uyanıştır.
Bir gün gelir…
İçinde bir şey kırılır.
Ama bu kırılış yıkım değildir.
Bu, uyanışın ilk sesidir.
Kendine dönersin.
Kaçmadan.
Süslemeden.
Bahane üretmeden.
İlk kez net görürsün:
Nerede sustun.
Nerede eğildin.
Nerede kendinden vazgeçtin.
Ve o an karar verirsin:
Artık kimse uğruna
kendinden eksilmeyeceksin.
İşte o karar…
Evrenin yönünü değiştirir.
Çünkü evren,
senin sandığın gibi dışarıda duran bir güç değildir.
Evren, senin duruşundur.
Bakışındır.
Seçimindir.
Sen korkudan çıkınca
dünya küçülür.
Sen kendini seçince
yollar açılır.
Sen “yeter” dediğinde
eski düzen çöker.
Ve o an anlarsın:
Seni tutan zincirler
dışarıda değilmiş.
Hepsi senin içinde kurulmuş.
Kırarsın.
Bir bakarsın…
İnsanlar değişmiş.
Yollar değişmiş.
İhtimaller çoğalmış.
Hayır.
Değişen onlar değil.
Değişen sensin.
Ve sen dönüşünce
artık hiçbir şey eski kalamaz.
Unutma:
Kendine attığın her adım
hayatın yönünü değiştirir.
Kendine verdiğin her değer
dünyanın sana bakışını değiştirir.
Bu yüzden küçük düşünme.
Kendini erteleme.
Kendinden vazgeçme.
Çünkü sen değiştiğin an
sadece hayatın değil…
evren yerinden oynar.















