İnsanın inancını kaybettiği anlar vardır…
Her şeyin bittiğini sandığı, insanlara güvenin kırıldığı, kalbin “artık yeter” dediği zamanlar…
Sevdiklerine, sevildiğini sandıklarına, “kalbin temizse hikâyen güzel biter” sözlerine bile inanamadığın anlar…
Tam da o an insan şunu düşünür: “Demek ki her şey boşmuş.”
Ama hayat öyle değildir.
Çünkü bazen bitiş sandığın şey, aslında yeniden başlangıcın kendisidir.
Hiç beklemediğin bir anda…
Kapanan kapıların ardından yeni kapılar açılır. Sessizlikten yeni sesler doğar. Yorgunluktan yeni bir güç yükselir.
Ve anlarsın ki hayat sandığından çok daha sabırlıdır.
Bir çocuğun gözlerine bakarsın mesela…
Orada bozulmamış bir dünya vardır. Saf bir gülüş, tertemiz bir umut…
O an anlarsın: Hayat tamamen kararmamıştır. Sadece bazı insanlar yorulmuştur.
Birine zarar gelmesin diye kendinden vazgeçtiğinde… Aslında ne kadar güçlü olduğunu fark edersin.
Ve en çok şunu öğrenirsin: En çok yorulan kalpler, en çok iyilik yapanlardır.
Şükredecek hiçbir şeyim kalmadı dediğin anda bile…
Elin hâlâ tutuyordur. Gözlerin hâlâ görüyordur. Bir ses hâlâ sana “iyi ki varsın” diyordur.
Ve o an şükür yeniden başlar.
Şükür çoğaldıkça insan büyür. İnsan büyüdükçe kalbi yumuşar. Kalbi yumuşadıkça yeniden inanır.
Belki insanlara değil… Ama hayata yeniden inanır.
Ve bir gün fark edersin:
Aslında hiçbir şey bitmemiştir. Sadece şekil değiştirmiştir.
Kırıldığını sandığın yerler seni yeniden inşa etmiştir. Kaybettiğini sandığın şeyler seni kendine döndürmüştür.
Bugün geriye baktığında şunu söylersin:
“İyi ki bitmiş gibi olmuş… Çünkü ben orada yeniden başlamışım.”
İyi ki’ler azalmaz. Sadece büyür.
İyi ki yaşadım… İyi ki düştüm… İyi ki kırıldım… İyi ki yeniden kalktım…
Ve en çok da…
İyi ki hâlâ buradayım.
Çünkü bazı hikâyeler bitmez.
Sadece daha derin, daha gerçek ve daha insan olarak devam eder.















