Afacan tavırları lise sonda da devam ediyordu. Siyah saçları ve gözleriyle eşleşiyordu. Yeşilimsi kadife pantolonu da ayakkabısıyla uyumluydu. Montu uzun süre yırtılmamış gibi duruyordu. Kaç yıldır grip hastalığı, yakamdan ayrılmaz oldu. Birinize satmak istiyorum, diyordu.
Yarın felekten bir gün çalalım ve sinemaya gidelim. Bir gün izinli sayılırız, dedi. Sınıf olarak sen diyorsan, kabul. Fakat okuldan habersiz gitmeyelim. Gidersek bizi ayarttığını söyleriz, dedik. Peki dedi ve gidip izin aldı. Yarın saat on ikide sinemanın önünde buluşacaktık.
Yirmi kişiyle sinemanın kapısında olacağız. Yalnız sinemadan sonra bir yerde takılmak yok. Eve döneceğiz. Çünkü müdür beye öyle söz verdik.
Bilet almak için sıraya girdik. Önümüzdeki arkadaş, biletçiye “şebeke” dedi. Biletçi biletini ucuz verdi. Afacanı tutabilir misin? Sıra ona gelince, bana da şebeke, dedi. Biletçi, şebeke üniversitede okuyanın kimliğidir, dedi. Afacan olsun verir misiniz? Bende üniversiteliyim, kimliğim şebeke, dedi.
Biletçi şebeken yoksa kontrolde ceza yersin, dedi. Afacan olsun, şebeke biletime yeter ki ulaşayım, dedi. Sonuçta biletçi bizi yirmi kişi olduğumuzu da anlayınca ona şebekeyi verdi. Fakat bizler normal biletimizi aldık.
Çok güzel bir Hint filmdi. Geldiğimize değmişti. Sinema salonu kalabalık değildi. Nezih bir ortam vardı.
Arada yanı başımızda resmi üniformalıları görünce, afacana bakıp nasılsın, dedik. Filmden bir iki sahne anlatacağı tutmuştu ki gelenleri işaret ettik. Görevliler biletler, dedi ve afacana baktılar.
Afacana bakıp hep beraber güldük. Salon gülme sesiyle doldu.
Bileti şebeke diye aldığını fakat geçerli değilse, değerini vereyim, dedi. Kontrollerden önce öyle yağma olmaz, bir de cezası var, dedik. Görevliler önce ters baktı sonra bizim gülmemize katıldılar.
Afacan şebekem olsa bana bir şey diyemeyecektiniz. Ne yapalım cezamıza katlanırız. Fakat bir şey söyleyeceğim. Yirmi kişinin bu kadar neşenin hatırı yok mu? Dedi. Kontrol memurunun yaşlısı haklısınız, bundan sonra da her zaman şebeke alırsın, dedi. Memuru alkışladık.
Haftaya görevlilerle aynı saatte buluşmak üzere filmin ikinci kısmına geçtik. Film daha heyecanlı başladı. Afacan filmin adını fısıldayınca, demek ki “Ben Hur” dedim.
Film bitti ve akşam kararmadan eve vardık. Çok güzel dinlendik.
Evlerimize ayrılırken hep birlikte, iyi akşamlar “şebeke” dedik. Arkadaşımız şebeke adını almıştı. Şebeke çok zeki arkadaş siz de benim şakirtlerim, dedi. Yanımdaki arkadaş kötü bir şey mi? diye sordu. Ben de yok “taraftar,” dedim.
Şebeke ve şakirtleri olarak, aynı ildeki üniversiteden bölüm seçecektik. Sonuçta hepimiz aynı ili seçtik, yalnız şebeke farklı ili tercih etti.
Şebeke vefalı bir arkadaştı. Her yıl bizi ziyarete geldi. Hepimiz zamanında başarılı olarak okulları bitirdik. Bitirdiğimiz yıl biz de birlikte şebekeyi ziyarete gittik. Az değil on altı kişi toplandık ve çok güzel bir gün geçirdik.
Çocuğa karışınca, her yıl ziyaretimizin performansı düştü.
Hasan TANRIVERDİ















