Derin sessizlikler, kelimelerden çok daha anlamlıdır.
Hiçbir sessizlik ansızın başlamaz.
Her sessizliğin uzun bir geçmişi vardır.
Yarım kalmış cümleleri…
Karşılığı bulunamamış duyguları…
Zamanla ağırlaşan yükleri…
Önce ses azalır.
Sonra konuşmalar kısalır.
Ardından açıklamalar tükenir.
Ve bir gün…
Sessizlik yerleşir.
O andan sonra hiçbir şey eskisi gibi duyulmaz.
Çünkü bazı duyguların sesi yoktur.
Yalnızca ağırlığı vardır.
En derin kırılmalar görünmez.
En büyük değişimler ilan edilmez.
En ağır dönüşümler alkış istemez.
Her şey dışarıdan aynı görünür.
Saatler işlemeye devam eder.
Takvim yaprakları düşer.
Mevsimler birbirini takip eder.
Sokaklar yine kalabalıktır.
Hayat yine acele içindedir.
Fakat bazı sessizlikler bütün bu hareketin dışında kalır.
Hiçbir yere gitmez.
Hiçbir yere ait olmaz.
Olduğu yerde büyür.
Derinleşir.
Kök salar.
Çünkü zaman her şeyi alıp götürmez.
Bazı şeyleri daha da belirginleştirir.
Bazı izler silinmez.
Üzerinden yıllar geçer.
Yine de ilk günkü kadar canlı kalır.
Her eksiliş fark edilmez.
Her kayıp görünmez.
Her boşluk anlatılamaz.
Bazı yoklukların adı bile konulamaz.
Sessizlik tam da orada başlar.
Ne gürültüsü vardır.
Ne gösterişi.
Ne de kendini duyurma çabası.
Varlığı yeter.
Çünkü gerçek olanın ispat aramaya ihtiyacı yoktur.
Bazı yükler omuzlarda taşınmaz.
İçte taşınır.
Bazı yollar ayaklarla yürünmez.
İçten geçilir.
Bazı bekleyişlerin takvimde karşılığı yoktur.
Başlangıcı bellidir.
Bitişi yoktur.
İnsan sesi unutabilir.
Bir yüzü unutabilir.
Bir zamanı unutabilir.
Ama derin bir sessizliğin bıraktığı izi unutamaz.
Çünkü sessizlik hafızadan silinmez.
Yer değiştirir.
Derine iner.
Orada kalır.
Hayat yeni sayfalar açar.
Yeni insanlar gelir.
Yeni şehirler görülür.
Yeni hikâyeler başlar.
Fakat bazı sessizlikler hiçbir hikâyenin içine karışmaz.
Olduğu gibi kalır.
Eksilmez.
Artmaz.
Sadece varlığını sürdürür.
Belki de en ağır olan budur.
Hiçbir şey söylemeden var olabilmek.
Hiçbir açıklamaya ihtiyaç duymadan kalabilmek.
Çünkü bazı gerçekler anlatıldığında küçülür.
Sustukça büyür.
Sustukça derinleşir.
Sustukça kendi anlamını bulur.
İşte bu yüzden…
Derin sessizlikler, kelimelerden çok daha anlamlıdır.
Çünkü konuşulanlar zamanla unutulur.
Sessizlik ise unutulmaz.
Yıllar geçse de aynı ağırlıkla varlığını korur.
Hiçbir ses çıkarmadan…
Bir ömür boyunca.














