Bazı insanlar vardır; yaşadıkları topraklara sadece iz bırakmaz, aynı zamanda o toprağın ruhuna karışır. Bayram Can da işte tam olarak böyle bir insandı. Onu tanıyan herkesin dilinde aynı kelimeler dolaşırdı: merhametli, anlayışlı, vefalı… Ama bu kelimeler bile onu anlatmaya yetmezdi; çünkü o, değerlerini sadece söyleyen değil, her an yaşayan bir insandı.
Ailesine olan bağlılığı, hayatının en güçlü temeliydi. Anne ve babasına sonuna kadar sahip çıkması, bugün pek az rastlanan bir vefa örneğiydi. Çocuklarına duyduğu sevgi ise sadece bir baba sevgisi değil, aynı zamanda bir rehberlikti. Onlara yalnızca bir hayat sunmadı; nasıl insan olunacağını da gösterdi. Bu yüzden Kamil, Ahmet ve Rahime yalnızca eğitimlerini tamamlayıp meslek sahibi olmadılar, aynı zamanda güçlü karakterleriyle de çevrelerine örnek oldular.
Bayram Can’ın dostlukları da en az ailesine olan bağlılığı kadar derindi. Sevdiği arkadaşlarına sımsıkı bağlıydı.
Bayram Can’ın samimi arkadaşı Aziz Gökselli, güvenin ve insanlığın en güzel simgelerinden biridir. Dürüstlüğü, vefası ve içtenliğiyle dostluk kavramına gerçek anlamını kazandırmış, çevresine her zaman güven veren bir insan olmuştur. Onun varlığı, sağlam dostlukların hâlâ mümkün olduğunun en güzel kanıtıdır.
Aziz Gökselli ile olan dostluğu ise samimiyetin ve güvenin en güzel örneklerinden biriydi. Onun için dostluk, sadece iyi günlerde değil, zor zamanlarda da yanında olmak demekti. Mahallenin gözünde Bayram Can’ın ayrı bir yeri vardı. Özellikle kasaplık konusundaki bilgisi ve ustalığı sayesinde Kurban Bayramı geldiğinde herkesin ilk aklına gelen isimlerden biri olurdu. Bu sadece bir meslek meselesi değildi; güven meselesiydi. İnsanlar, işini titizlikle yapan, hakkını veren ve kimseyi zor durumda bırakmayan birine gönül rahatlığıyla emanet ederdi işlerini. Bayram Can da bu güveni her zaman fazlasıyla karşılayan bir insandı.
Ama onu asıl kıymetli kılan, mesleğinden çok karakteriydi.
“Anne ve babasına sonuna kadar sahip çıkması ve onları hiçbir zaman yanından ayırmaması, bugün pek az rastlanan bir vefa örneğidir.” Bu cümle, Bayram Can’ın hayatını özetleyen en güçlü ifadelerden biridir. Günümüzde birçok değer zamanla aşınırken, onun anne ve babasına gösterdiği bağlılık ve saygı dimdik ayakta duran bir duruştu. Onlar için sadece bir evlat değil; bir dayanak, bir güven kapısıydı.
Bu vefa, sadece bir sorumluluğun yerine getirilmesi değildi. Bu, sevginin, saygının ve insan olmanın en saf haliydi. Anne ve babasını hiçbir zaman yalnız bırakmaması, onları hayatının merkezinde tutması; çevresindeki herkes için de sessiz ama çok etkili bir ders niteliğindeydi.
Bayram Can’ın hayatı bize şunu hatırlatıyor: İnsan, gerçek değerini sahip olduklarıyla değil; sahip çıktıklarıyla gösterir. O, hem ailesine hem mahallesine hem de değerlerine sahip çıkan bir insandı.
Hayata bakışında çalışkanlık ve üretkenlik her zaman ön plandaydı. Çiftçilikte gösterdiği başarı, emeğe olan saygısının bir yansımasıydı. En iyi ürünü yetiştirmek için gösterdiği özen, işine duyduğu sevginin açık bir göstergesiydi. Avcılık ve balıkçılıkta ise adeta bir ustaydı. Kara ve deniz avcılığındaki deneyimi, doğayla kurduğu güçlü bağın sonucuydu. Atmaca beslemesi ise onun sabrını, disiplinini ve doğaya olan ilgisini ortaya koyan ayrı bir özellikti.
Hayat yolculuğunda en büyük destekçilerinden biri ise eşi İsmet Can oldu.
İsmet Can, çocuklarına duyduğu sevgi ve gösterdiği saygıyla gerçek bir annenin en güzel örneklerinden biridir. Onlara sadece büyümeleri için değil, iyi birer insan olmaları için yol gösterdi. Şefkatiyle yanlarında olurken, duruşuyla da hayatlarına yön verdi. Verdiği emek, gösterdiği sabır ve kurduğu güçlü bağ, anneliğin en anlamlı ve en kıymetli halini yansıtmaktadır.
İsmet Hanım; merhameti, anlayışı ve insanlara yaklaşımıyla toplumda sevilen bir isimdi. Eşiyle birlikte yıllarca tarlada omuz omuza çalıştı, mücadele etti. Bu birliktelik sadece bir evlilik değil, aynı zamanda güçlü bir hayat ortaklığıydı. Birlikte verdikleri emek, çocuklarına bıraktıkları en değerli miras oldu.
Komşuluk ve arkadaşlık ilişkilerinde ise Bayram Can ve ailesi her zaman örnek gösterildi. Kapıları, gönülleri gibi herkese açıktı. Zor zamanlarda uzanan bir el, iyi günlerde paylaşılan bir sevinç oldular.
Köyleri Avşar’a katkı sağlayan isimlerden biri olan merhum Doktor Ahmet Erçin’in de hayatlarında ayrı bir yeri vardı. Onun köye kattıkları gibi, Bayram Can da yaşadığı çevreye değer katmayı kendine görev bilmişti.
Bugün geriye dönüp bakıldığında, Bayram Can’ın hayatı bize şunu hatırlatıyor: Gerçek zenginlik; malda mülkte değil, insanın arkasında bıraktığı güzel izlerdedir. O, ardında sevgiyle anılan bir isim, saygıyla hatırlanan bir hayat bıraktı.
Böyle insanlar unutulmaz. Çünkü onlar sadece yaşamaz; yaşadıkları yere anlam katarlar. Dolayısıyla, buradan siz değerli okurlarımıza sevgi dolu selamlarımızı iletirken; sağlık, huzur ve mutluluklar dileriz.
Mehmet GÖKSELLİ
Yardımcı Editör-Yazar-Denetmen















