Her şeyin hissettiğin gibi derin ve sonsuz olması, sabrının gücünde saklıdır.
Varlığının mucizesi, birkaç kelimeye sığmayacak kadar büyüktür. Bu yüzden sığlığın içinde nefes alamazsın. Çünkü ruh, ait olmadığı yerde zamanla yorulur.
İnsan, en çok kendine yabancılaştığında kaybeder.
Kalabalıkların içinde.
Gülüşlerin arasında.
Alkışların ortasında.
Ama kendi sesini duyamadığında…
İşte asıl yalnızlık odur.
Hayat sana birçok insan çıkarır.
Çok azı yüreğine dokunur.
Çok kişi konuşur.
Az kişi anlar.
Çok kişi bakar.
Az kişi görür.
Çünkü görmek gözün işi değildir.
Vicdanın işidir.
Bugün insanlar hızın peşinde.
Daha çok kazanmanın…
Daha çok görünmenin…
Daha çok konuşmanın…
Oysa insanı büyüten bunlar değildir.
İnsanı büyüten, sustuğu yerde bile doğrularından vazgeçmemesidir.
Bir karakter, bir ömürde kurulur.
Bir yalanla yıkılır.
Bir vicdan yıllarca büyür.
Bir çıkar uğruna yok olur.
Bu yüzden neyi koruduğuna dikkat et.
Çünkü insan, en çok koruduğu şeye dönüşür.
Merhametini korursan insan kalırsın.
Vicdanını korursan huzur bulursun.
Onurunu korursan dimdik yürürsün.
Ama karakterini kaybedersen…
Kazandığın hiçbir şey seni kurtaramaz.
Hayat, herkesi bir gün sınar.
Kimisini güçle.
Kimisini makamla.
Kimisini parayla.
Kimisini yalnızlıkla.
Asıl soru, başına ne geldiği değildir.
Asıl soru, başına gelenlerin seni neye dönüştürdüğüdür.
Çünkü acı…
Ya insanı derinleştirir…
Ya da katılaştırır.
Ya vicdanını büyütür…
Ya da kalbini taşlaştırır.
Seçimi yapan acı değildir.
İnsanın kendisidir.
Herkes iz bırakmak ister.
Ama iz bırakmak, önde yürümekle olmaz.
Doğru yürümekle olur.
Bağırmakla olmaz.
Dik durmakla olur.
Kendini anlatmakla olmaz.
Kendin olarak kalabilmekle olur.
Bir gün bütün unvanlar biter.
İsimler unutulur.
Makamlar değişir.
Kalabalıklar dağılır.
Geriye yalnızca iki şey kalır.
Nasıl yaşadığın…
Ve nasıl bir insan olduğun…
Çünkü hayat, sonunda herkesten aynı sorunun cevabını ister:
“İnsanlığından ne kadarını koruyabildin?”
İşte o gün, ne servetin konuşacak…
Ne başarıların…
Ne de seni alkışlayan insanlar…
Sadece vicdanın konuşacak.
Ve vicdan…
Hayat boyunca susturabildiğin belki tek sestir.
Ama asla susturamayacağın tek tanıktır.
Bu yüzden ömrünü başkalarının alkışını toplamak için değil, kendi vicdanının karşısında dimdik durabilmek için yaşa.
Çünkü insanı büyük yapan, ne kadar yükseldiği değildir. Yükselirken neyi kaybetmediğidir. En büyük zafer de budur. En büyük miras da… Karakterdir.















