“Benim hayatta karşıma çıkan şeyler, yaşadıklarım, bana en güzel elbiseyi diken terzinin makasıdır.”
Bu sözü ilk duyduğumda aklıma şu hakikat geldi: Terzi makası eline alırken kumaşa zarar vermek istemez; onu en güzel hâline ulaştırmak ister. Allah Teâlâ’nın kuluna takdir ettiği imtihanlar da böyledir. O an can yakar, sabır ister, gözyaşı döktürür; fakat sonunda kulunu olgunlaştırır, arındırır ve Rabbine yaklaştırır.
Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz şöyle buyurur:
“Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey sizin için hayırlıdır; hoşunuza giden bir şey de sizin için şerlidir. Allah bilir, siz bilmezsiniz.” (Bakara, 2:216)
İnsan, yaşadığı olaylara bulunduğu yerden bakar. Allah ise başlangıcı da sonu da bilir. Biz sadece kesilen kumaşı görürüz; O ise dikilecek elbiseyi…
Bazen bir kapı kapanır. Üzülürüz. Dua ederiz, bekleriz, anlam veremeyiz. Sonra yıllar geçer ve anlarız ki kapanan kapı, bizi yanlış bir yola girmekten korumuş. Bazen bir hastalık, gafletten uyanışımıza vesile olur. Bazen bir ayrılık, kalbimizi yalnızca Allah’a bağlamayı öğretir. Bazen de geciken bir nimet, şükretmeyi ve sabretmeyi olgunlaştırır.
Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
“Müminin işi ne hoştur! Onun her işi hayırdır. Bu durum yalnız mümine mahsustur. Kendisine bir nimet ulaşırsa şükreder, bu onun için hayır olur. Başına bir sıkıntı gelirse sabreder, bu da onun için hayır olur.” (Müslim)
İşte müminin bakışı budur. O, yaşadığı her hadisede Rabbinin hikmetini arar. Çünkü bilir ki Allah kuluna asla zulmetmez. O’nun takdir ettiği her şeyde bir rahmet, her gecikmede bir hikmet, her imtihanda bir terbiye vardır.
Elbette imtihan kolay değildir. Hz. Yakup’un gözleri ağlamaktan beyazladı. Hz. Yusuf kuyuya atıldı, zindana düştü. Hz. Eyyûb hastalıkla sınandı. Fakat onların hayatına baktığımızda görüyoruz ki, en büyük ikramlar en ağır imtihanların ardından geldi. Çünkü Allah, sevdiği kullarını bazen nimetle, bazen de sabırla yükseltir.
Belki bugün yaşadığınız sıkıntının sebebini bilmiyorsunuz. Belki “Neden ben?” diye soruyorsunuz. Ama mümin bilir ki, kader kör değildir; kader, Rahmân’ın ilmidir. Allah’ın yazdığı hiçbir satır anlamsız değildir.
Bu yüzden her zorlukta sadece “Neden oldu?” diye sormak yerine, “Rabbim bana bununla ne öğretmek istiyor?” diye de düşünmek gerekir. İşte o zaman imtihan, yük olmaktan çıkar; kulluğun en güzel dersine dönüşür.
Belki bugün canınızı acıtan şey, yarın cennete uzanan yolun en kıymetli vesilesi olacaktır. Çünkü bizi biçimlendiren makası tutan, rastgele kesen biri değil; sonsuz merhamet sahibi olan Rabbimizdir.
Öyleyse teslim olalım. Sabredelim. Dua edelim. Ve unutmayalım:
Allah’ın makası, kulunu parçalamak için değil; ona ahirette ve dünyada en güzel elbiseyi giydirmek içindir.
Sağlıcakla















