Derin ve ince çizgili kristaller…
Su ve deterjanlar,
Yaşlanma karşıtı pahalı kremler gibi,
Sığlaştırıverir derin çizgilerini.
Birinin başa, diğerinin sona doğru,
Yolculuğudur aslında.
Yolun sonunu bekleyiverir.
Oysa zaman,
Hiçbir çizgiyi silmez aslında,
Sadece yer değiştirir;
Kristalden tene,
Tenden ruha…
Bir damla suyun
Kayada bıraktığı iz gibi,
Yaşam da insanın içinde
Kendine yatak açar.
Ve her geçen gün,
Bir çizgi daha düşer ömrün kıyısına.
Sessizce…
Bir yaprağın toprağa düşmesi kadar sessiz,
Bir yıldızın kayması kadar derin.
Kim bilir,
Belki de yaşlanmak
Eksilmek değildir.
Bir nehrin denize yaklaşmasıdır.
Çünkü sona yürüyen bedenken,
Derinleşen ruhtur.
Yüzde çoğalan her çizgi,
Takvimin değil,
Kalbin tuttuğu hesaptır.
Ve vakit gelip
Son ışık da ufka yaslandığında,
Geriye pürüzsüz bir ten değil,
Yaşanmış bir hayat kalır.
İşte o zaman anlaşılır;
İnsanı gençliği değil,
Taşıdığı izlerin hikâyesi
Ölümsüz kılar.















