HAYAT OYUNUNA YUKARIDAN BAK
Babam bana çok küçük yaşlarda satranç oynamayı öğretmişti ve ben onunla oynamaktan gerçekten zevk alırdım, çünkü kızım üzülmesin, o benden çok küçük, yenilivereyim gibi düşünmez, beni yenmek için tüm çabasını ortaya koyardı. Hatta annem babama kızar, arada bir yenilsene çocuğa derdi. Ama babam yapmazdı. Ben de bunu bildiğim için hem oyundan zevk alır hem de onu yenince kendimle gurur duyardım.
Satrancın gerçek hayatla birebir oturduğunu söylerdi babam.
Karşı tarafın hamlesiyle oyunun yönünün değişmesi, değişen yöne göre senin yapacakların ile ilgili ihtimaller yürütmen, bu ihtimallerden doğru olanı seçerken karşı tarafın neler yapabileceğini hesaplaman, elinde hangi taşlar varsa ona göre oyundaki gücünün her hamlede değişmesi, yenilmemek için ya da yenmek için oyunun başından sonuna kadar çaba göstermen, bunlar gibi burada sıralayabileceğim birçok şey satrancın aynı zamanda hayatın bir modeli ile ilgili olduğunun kanıtı derdi.
Ve şöyle bitirirdi sözünü;
“Kızım bu tür oyunlar oynarken sık sık vücudunu geri çek, oyunun içinden çık ve oyuna yukarıdan bak. Yapacağın hamle ile ilgili kararlarını öyle ver.
Oyunun içinden çık ki neler yapmışsın, neler yapıyorsun ve ne yapmalısın ile ilgili gerçekleri görüp doğru hamleleri uygula.”
Hayatta böyle değil mi, dalıp gidiyoruz olayların içine, insanlar çekiştiriyorlar bizi her bir yerden, zorluklarla karşılaşıyoruz, yapmamız gereken şeylerin kararını veriyoruz ve yanlış ya da doğru her kararda olaylar tekrar değişiyor. Falan, filan…
Unutmamamız gereken en önemli şey hemen biraz hayat oyunundan kendimizi dışarı çıkarıp şöyle uzaktan yaşamımıza bakmak.
“Ben ne yaptım, ne yapıyorum, böyle devam edersem neler olacak?”
Ben bu şekilde hayatıma devam edersem bundan eşsiz bir makina olan vücudum şimdiye kadar nasıl etkilendi?
Ben bu hayata bakışımı değiştirmezsem eğer “şah mat” olma sürem kısalır mı yoksa uzar mı?
Ya! Hepsini bir kenara koyun hayatınızı ve muhakkak kendinizi özellikle de vücudunuzu kontrol edin, DÜŞÜNEREK.
Gerekiyorsa yaşam biçiminizi, sizi yoran ve enerjinizi sömürenleri, kimlere ne kadar taviz verdiğinizi ve böyle devam ederseniz olacakları gözden geçirin.
Yemek çeşitliliğinizi, inançlarınızı, sporla olan ilişkinizi de değerlendirin. Vücudunuzun sizin yaptıklarınıza ve hissettiklerinize karşı hangi tepkileri verdiğini, fakat sizin bunları görmeyip dikkate almadığınızı fark etmeye çalışın.
Sonra da hayat oyununuzla ilgili kararlarınızı verin ve mutlaka uygulayın, en azından uygulamak için çaba gösterin.
Bunu yapmayı başarırsınız.
Yeter ki gereken çabayı gösterin.
Buna değer…
Haydi! Bugün bir beş dakika hayat oyununuza uzaktan bakma zamanı…
Evinizi değil, hayatınızı silin süpürün, parlatın, önemlileri bir kenara koyup düzenleyin, önemsizleri fırlatıp atın. Bunu yaparken pencereleri açın, müzik dinleyin, hayatınızda sizi mutlu eden ışıltıları bulun.
Yaşamınızla ilgili gerçekleri görüp doğru hamleler için kararlarınızı verin ki şah mat olmaya doğru ilerlerken keşkeleriniz az olsun…
Zeynep Figen Işık














