Yaşam denen süreçte
Sevinçler, üzüntüler, acılar…
Hepsi bir arada.
Deneyimlenen tüm bu süreçler,
Bir karma halinde yaşanır.
Birinin bitimi diğerinin başlangıcı…
Ya da eş zamanlı başlayan,
Eş zamanda biten süreçler.
Hiçbiri ilk,
Hiçbiri son,
Değildir.
İnsanlar en çok yaşadıklarından,
Canını acıtanları
Unutmazlar.
Unutmamaya çalışırlar.
Nitekim hatırlamanın
Diğer adını “tecrübe” koyarlar.
Ne kadar çok acı,
O kadar çok tecrübe…
Acılar da bitmez.
Tecrübeler de.
Tümü yaşamdır.
Yaşıyorsak yaşanmaya devam eder.
Acılar da,
Acıtanlar da…
Çünkü acı, yaşanıp geride bırakılan bir an değildir.
İnsanın sessizliğine yerleşir.
Bakışına siner.
Kelimelerini değiştirir.
En çok da kalbinin taşıdığı yükü ağırlaştırır.
Zaman acıyı yok etmez.
Sadece ona alışmayı öğretir.
Yara kapanır belki;
Ama izi, insanın bütün kararlarına eşlik eder.
En ağır acılar, gözyaşı dökülenler değildir.
Kimsenin görmediği, kimsenin duymadığı, insanın kendi içinde susturamadığı acılardır.
Bu yüzden bazı insanlar yıllar geçse de gülümserken eksiktir.
Çünkü kaybedilen yalnızca bir insan, bir umut ya da bir hayat değildir.
Kaybedilen bazen, bir daha hiçbir şeye eskisi gibi inanamayacak kadar yorulan bir kalptir.
Acılar bitmez.
Şekil değiştirir.
Sessizleşir.
Derinleşir.
İnsanın içine yerleşir.
Ve bazı izler, silinmek için değil;
İnsanın kim olduğunu sonsuza kadar hatırlatmak için vardır.















