İnsan en çok kendinden uzaklaşınca kaybolur.
Başkalarının beklentilerinde incelir,
onayların gölgesinde silinir,
“iyi görünmek” uğruna kendini eksilte eksilte yok eder.
Bir bakarsın…
Aynaya bakıyorsun ama gördüğün kişi sen değilsin.
Sesin tanıdık değil,
suskunluğun bile sana ait değil.
İşte o an başlar dönüş…
Gürültülü değil.
Kimse fark etmez.
Ama içinde bir şey der ki:
“Ben neredeyim?”
Kendine dönmek;
herkesi bırakmak değildir,
kendini terk etmeyi bırakmaktır.
Kırıldığın yerleri inkâr etmeden,
yorulduğunu saklamadan,
güçlü görünmek zorunda hissetmeden
kendine sarılabilmektir.
Çünkü insan,
en çok kendine döndüğünde iyileşir.
Ve en gerçek varış,
hiçbir yere gitmeden
kendine ulaşmaktır.















