Derdi kötü bilme, dertlerimiz ve ihtiyaçlarımız olmasaydı duamız da olmazdı… Anneye babaya bağımız da büyüğe saygımız da olmazdı… Derdi kötü bilme. Dertsizliği kötü bil. Çirkinleşirsin, şımarırsın, saygını yitirirsin… Sana en dost olan Allah’ı unutursun.
Muhtaçlığı da kötü bilme. Muhtaçlık olmasaydı toplum olmazdık… Allah’a ve büyük olana saygısızlaşırdık… Muhtaçlıktan kurtulmak da isteme. Bu gururdur. Allah’a özel haldir ihtiyaçsızlık, Dertsizlik, İmtihan edilmemek…
Muhtaçlık kötü değil, Kötü yollardan karşılamaktır kötü olan… Muhtaçlık bizi anneye babaya Allaha bağlıyor. Sığınıyoruz Allaha… Mesela şeytanın şerrinde sığınıyoruz… Dualarla dertlerden sığınıyoruz.
“Dert, daima insana yol gösterir.” der, Mevlana. Dert olmayınca derman aranmaz. Ne ilacın ilaç olduğunu anlarız ne doktor tanırız….Dert yol aratır ve buldurur. Dertler boş yere verilmiyor kula. Sığın diyor Allah. Allah’ı tanıtır dert.
Dertlerimiz iyi ki var de…mesela anneye muhtaçlığımız hiç bitmiyor. kucağına ocağına duasına öğüdüne hep muhtacız. işte bu muhtaçlık bitse kötü dertteyiz. Çünkü anneyi terk ederiz, bağımızı keseriz….
Dert duayı öğretir.. .Dermanı öğretir.. .Dilenci olmazsak kibirden kurtulamayız ki, muhtaçlığı kötü görme, şefkatsizleri kötü gör…
İnsan dertsiz olmaz derdin de büyüğü küçüğü var… Karanlığımızın verdiği acı, açlık susuzluk acısını geçer çok zaman… İnsan medet umduklarından ne dilenir… Ekmek su mu hayır karanlığından kurtulmaktır dileyeceği şey. Hani hastayken anne çorbası bile tatsızdır…
İnsanın derdi hep ekmek, su değil… Ve Anneden hep ekmek, su istenmez, dua da istenir… Hayat duaya muhtaç ettiyse dua istenir… Ekmek su istenmez. Bir şiirimde “Nakış gibi işle geceye dualarını” demişim.
Bu şiirimde” Anne sen kazmanı karanlığa vur benim için” demişim. Çiftçi tarlasında mahsul yetiştirmek ister ve kazmasını toprağa vurur… “Kazmayı karanlığıma vur o düşmanı öldür” demişim anneme…
Annelere dilenciliğimiz bitmez ve bitmesin. Değilse dizlerine başımızı koymayız, şımarırız…
İnsanın anneye ihtiyacı bitmez. öğüde de ihtiyacımız var… Anne öğütleri kulağımıza hep küpedir. En önemsediğimiz öğütler onlardır. Annem derdi, babam derdi diyerek baba ana öğretilerini ve öğütlerini sık sık hatırlarız…
Anneye ihtiyacımız bitmez…Allaha ihtiyacımız bitmez, topluma ihtiyacımız bitmez… İnsan muhtaç olunca çok kıymet verdiğine müracaat eder… Çünkü ilgi göreceğinden emindir. Allah’a sığınışımız da bundan. Başka kime sığınalım ki, Allah dosttur ,velidir çünkü.
Muhtaçlık bir bütün olduğumuzu hatırlatır bize… Müslümanlar da Türkiye’yi hatırlıyor muhtaç olduklarında. Baba ülke bu Türkiye…
Derdi kötü bilme, onun iyiliklere vasıta kılan Allah var… Hz Eyüp’e dert veren derdin karşılığını da veriyor… Mükafata giden yolu göstermiştir dert Hz Eyüp’e. Neden isyan etsin ki Eyüp… Derdimiz mükafata giden yolu gösterir… Unutma.ve derdi kötü görme…
Zalim Karanlığım
Anne sen kazmanı karanlığa vur benim için
Nakış gibi işle geceye dualarını
Zaman ahir zaman
Konulmasın soframa ne ekmek ne tuz…
Karanlığım bütün karanlıklardan zalim















