İnsan…
biraz denizdir, biraz gökyüzü.
Bir yanı derin,
bir yanı sonsuz.
Ama en çok da…
iki arada kalandır.
Bazen içine çekilir,
kimse görmeden dalgalarla boğuşur.
Bazen de yukarı bakar,
kendinden daha büyük bir anlam arar.
İnsan olmak…
tam da bu çelişkiyi taşımaktır.
Hem kırılmak,
hem güçlü kalmak.
Hem gitmek isteyip,
hem kalmak.
Hem susmak,
hem içinden taşmak.
Ve en çok da…
kendine rağmen kendin olabilmektir.
Kendilik cesareti,
işte bu iki uç arasında
kendi merkezini bulmaktır.
Ne tamamen kaybolmak,
ne tamamen kaçmak…
Sadece kendin olarak kalmak.
Çünkü insan…
ne kadar derinse o kadar gerçek,
ne kadar kendiyse o kadar hayattadır.
Ve belki de en büyük yolculuk…
insanın kendine dönüşüdür.















