Takvimler yine mayıs ayını gösteriyor. Çiçekçiler kalabalık, telefonlar daha sık çalıyor, sosyal medya annelere yazılmış cümlelerle dolup taşıyor. Her yıl olduğu gibi bu yıl da Anneler Günü geldi. Peki gerçekten bir günü kutlamak, bir ömrü anlatmaya yeter mi? Anne olmak yalnızca bir biyolojik bağ değildir. Anne; sabrın, fedakârlığın ve karşılıksız sevginin en görünür hâlidir. Gecesini gündüzüne katıp çocuğunun geleceği için kaygılanan, kendi yorgunluğunu geri plana atan, çoğu zaman “iyi misin?” sorusunu bile kendine sormayan görünmez kahramanlardır anneler.
Modern hayatın hızında çoğu duyguyu tüketiyoruz. Mesajlar kısa, ziyaretler aceleci, sohbetler yüzeysel hâle geliyor. Oysa anneler, zamandan çok ilgi bekliyor. Pahalı hediyelerden önce içten bir teşekkür, birkaç saatlik samimi bir sohbet, birlikte içilen bir çay bazen en değerli armağan oluyor. Bir başka gerçek de şu: Anneler Günü herkes için aynı duyguları taşımıyor. Kimi annesine sarılmanın mutluluğunu yaşarken, kimi annesinin yokluğunu hissediyor. Kimi evladıyla kutlama yaparken, kimi evlat hasreti çekiyor. Bu yüzden bugün yalnızca kutlama değil; hatırlama, kıymet bilme ve empati günü olmalı. Toplumların temelini aile, ailenin merkezini ise çoğu zaman anne oluşturur. Bir annenin yetiştirdiği birey, aslında geleceğin toplumunu şekillendirir. Sevgiyle büyüyen çocuklar, daha vicdanlı bir dünyanın kapısını aralar. Bu nedenle annelere verilen değer, yalnızca bireysel değil toplumsal bir meseledir.
Belki de Anneler Günü’nün en önemli mesajı şudur: Sevgiyi bir güne sığdırmamak. Çünkü anneler yılda bir gün değil, hayatın her günü hatırlanmayı hak ediyor.
Bugün hayatta olan annelerimizin elini biraz daha sıkı tutalım. Uzakta olanları arayalım. Aramızdan ayrılanları ise sevgi ve özlemle analım. Çünkü insan büyüse de, hayat ne kadar değişse de, “anne” kelimesinin insanda bıraktığı sıcaklık hiç değişmiyor.
Peygamber Efendimizin “Cennet annelerin ayaklarının altındadır.” sözü, anneliğin İslam’daki yüce makamını en anlamlı şekilde anlatır. Çünkü bir anne, çoğu zaman kendi mutluluğunu geri plana atarak evladının huzuru için emek verir. Uykusuz geceler, bitmeyen kaygılar ve karşılıksız sevgi, anneliğin görünmeyen ama en değerli tarafıdır. Günümüz dünyasında hayatın yoğun temposu içinde çoğu zaman annelerimize yeterince vakit ayıramıyoruz. Oysa onların en büyük beklentisi pahalı hediyeler değil; hatırlanmak, değer görmek ve sevildiğini hissetmektir. İçten bir “iyi ki varsın” cümlesi bile bir annenin kalbini mutlu etmeye yeter. Anneler sadece çocuk büyüten insanlar değildir; topluma yön veren nesilleri yetiştiren mimarlardır. Sevgiyle büyüyen bireyler, daha güçlü ve daha vicdanlı toplumların temelini oluşturur. Bu yüzden annelere gösterilen saygı, aslında insanlığa gösterilen saygıdır. Bu özel günde hayatta olan annelerimizin ellerini öpmeyi, onlarla vakit geçirmeyi ihmal etmeyelim. Aramızda olmayan annelerimizi ise dualarla ve özlemle analım. Çünkü anne sevgisi, insanın hayatı boyunca yüreğinde taşıdığı en kıymetli duygudur.
Unutmamak gerekir ki anneler yılda bir gün değil, her gün hatırlanmayı hak eder. Çünkü cennet, gerçekten de annelerin ayaklarının altındadır. Dolayısıyla, siz değerli okurlarımıza sevgi dolu selamlarımızı iletirken; sağlık, huzur ve mutluluklar dileriz.
Mehmet GÖKSELLİ
Yardımcı Editör-Yazar-Denetmen














