Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Dağ Yürüyüşü


03 Temmuz 2020 00:00

Yorum Yapılmamış

Kapının eşiğine oturdu. Kafasını kaldırıp güneşe bakamadı. Gözlerini ovuşturdu. Boğazından hırlayarak bir ses çıktı. Eline değneği aldı ve kendisine sırnaşan köpeği kovdu. Yüzü solgun saçları dağınıktı.

Sessizlikte iki düdük sesi duydu. Sesleri dikkate almadı, oturmaya devam etti. Bu sene okula tayin olan, ablak yüzlü, uzun boylu beden eğitimi öğretmeni gülerek bahçe kapısını aralayıp çimene girdi. Yavaşça yaklaştı. Oturduğu yerden dağ keçisi gibi, fırlayan Hüseyin, öğretmenine sarıldı.

Öğretmen, annesine sene başında tayin oldum. Benim gibi sınıftan köyleri bilmeyen on kişiyle dağ yürüyüşü yapacağız. Yürüyüşümüzün amacı, arazi yapısını, evlerin dağınıklığını ve arazinin engebeli olmasını yerinde görmektir. Beşinci sınıftan on kişiyle yola çıktık. Yöreyi bilen olarak, Hüseyin’i de alacağız, dedi.

Rüzgâr sabah mahmurluğunu dağıtıyordu. Öğrenciler hazırlıklı gelmişlerdi ama öğretmen, “Akşama kalmayacağız.  Dedi. Öğrencilerin sırtlarında çantaları olduğu hâlde Hüseyin çanta almadı. Yalnız elindeki değneğini bırakmadı. Spor ayakkabılarını giydi. Annesi tembih etti, koşup terleme zaten hastasın. Peşine gelen köpeğini geri çevirdi. Annesine seslendi, dert etme terlemem dedi. Cebini karıştırdı, çakı bıçağını almıştı.

Öğretmen Hüseyin’in annesine, Allah’a ısmarladık öğleden sonra burada olacağız, çok kalmayacağız. Şöyle yörenin özelliğini yerinde görelim dedi. Annenin biraz yüzü ekşise de sakın koşup terleme dedi.

Dağlara yılın ilk beyazlığı düşmüştü. Hava güneşli ve sıcaktı. Sıcak hava dağların beyaz soğuğunu dengeliyordu. Öğrencilerin ağızlarından çıkan sesler farklıydı. Kimin ne dediği belli değildi.

Çocukların gürültüsü meraklı evlerdeki insanları dışarı çıkarıyor ve öğretmeni davet ediyordu. Hüseyin ev sahiplerinin kim olduğunu, nerde çalıştıkları hakkında bilgiler veriyordu. Öğretmen, okuyanların çokluğuna şaşırmıştı. “Herkes okuyor” Dedi.

Arazinin engebeli oluşuna, vadinin gittikçe derinleşmesini ve tepeleri konuştular. Derenin çağlamasını, son bahar olduğu hâlde yeşil örtüye şaşırdılar. Evlerin dağınıklığını ve aralarındaki akrabalık ilişkilerini Hüseyin, öğretmene anlatıyordu.

Bitki örtüsünden de bahsetti. Fındık bahçesinin yukarı gittikçe azaldığını görüyorsunuz. Ayrıca ağaçlar genelde; kızıl ağaç, çınar, akasya, gürgen, akça ağaç olmak üzere dere üzerini kaplıyorlar. Hüseyin “Sahilden üçüncü köyün sonundan döneriz.” Dedi.

Üçüncü köye yukarı çocukların seslerini duyup dışarı çıkan anne, Hepsine birden, “Hoş geldiniz, nereye böyle.” Dedi. Kardeşimi tanıdığı için, “Öğretmenimiz dışardan geldiği için, ona köyleri gezdiriyoruz.” Dedi. Öğretmene teyzeyi tanıttı. Çocuklarının bizim okul mezunu olduğunu doktor, mühendis ve öğretmen olduklarını söyledi.

Teyze “Bekleyin geliyorum” dedi. Biraz sonra elinde büyük bir tepsiye sıcak ekmeği dilimlemiş ve peyniri de bölmüş olarak geldi. Herkese birer dilim verdi. Öğretmen, çok teşekkür etti. “Böyle lezzetli bir şey yemedim.” Hüseyin, teyzenin kıyafeti yöresel. Dedi.

Rüzgârın serinliği hissedilmeye başladı. Dağların bulutla buluşması gerçekleşti. Deniz üzerine doğru sanki sis oluşumu başladı. Öğretmen “Buradan geri dönelim” dedi. Az ilerdeki ev sahipleri de geldiler. Herkese hoş geldiniz dediler. Buyur ettiler bir şeyler ikram edelim dediler. Hepsine çok teşekkür edildi ve gri dönüldü.

Biraz aşağıdaki evden sahipleri kapının önünde yığın yığıyordu. Onlar da öğrencileri durdurdu ve fırında pişirdikleri patatesi yola çıkarıp ikram ettiler. Öğretmen patatesin olduğu gibi fırına verildiğini ilk defa gördüm, lezzetini çok beğendim.” Dedi. Yol üzerinde bulunan kaynak sularından içtiler. Soğuk ve de güzelliğine çok şaşırdılar.

Öğretmen buralardan öğrencilerin okula gelmelerine hayret etti. “Karadeniz insanının neden okumak zorunda olduğunu şimdi anlıyorum.” Dedi.

Sahile inildikçe denizin kokusu hissedilmeye başlandı. Yolu dereye yakın geçmesi, suyun çağlama sesinin duyulmasına neden oldu.

Öğretmen doğanın tüm güzelliği buralarda. Yeşillik, tepeler ve dağlar harika dedi.

Hüseyin evine bırakıldı ve okula geçtiler.

Okunma Sayısı: 145

Yazarın Diğer Yazıları

Dede Ekmek

Kapıda bir ses, “Kapıdan gelen ses,” dedi ve ayağa kalkmak istedi. Durakladı, sesin yenilenmesini bekledi....

Bitkinin Gözyaşı

Bitkinin gözyaşı; kederinden mi? Yoksa sevinç gözyaşları mı? Seher vakti, sardunyanın yaprağından eline su değince,...

Sarmaşıklar Arasındaki Ev

Eski evimiz, şehrin uzak bir mahallesindeydi. Komşumuzun evi ise eski fakat sarmaşıklar tarafından sarılmış hâldeydi....

Mavi Renkli Kâğıt

Denizden neşe içerisinden çıktık. Suyun tadını, vücudumuzda hissettik. “İyi ki, gelmişiz” dedik. Kardeşim bu akşam...

Apartman Kapısı

Havanın karardığını fark ettiğimde, damlaların şiddetiyle sarsıldım. Kuru yerim kalsın diye hemen sağ taraftaki apartmanın...