YILLAR İÇİNDE BİR GÜN
Günü unuttun, yılları da mı hatırlamıyorsun? Yıl içinde bir gün anılarla haşır neşir olduğumuz. Tarihi yerlerinde, parklarında ve heyecan içinde boğazında gezdiğimiz.
Yıl içinde bir gün, gezip dolaşmak, beraber olmak sevgi adına.
İlk ışıkla başlayan ve son ışıkla alaca karanlığı gören gün saatinde bir olmak. Neşe ve sevinçle coşmak, coşkuyu günümüze yansıtmak.
Yıllar içinde bir gün rüya gibi yaşamak. Hayallerde bir araya gelmek. Hayallerdeki günü unutmamak. Hayaldekini kucaklayıp ufuklara koşmak.
Boğaz gezimizi unutmadık. Ağaçlar çiçekten görünmeyen dallarıyla içimizi ısıttı. Mutlu olduk ve gün akşam oldu haberdar değildik. Yeşil mavi karışım, doğa sardı bizi. Sardı ve hayalimizdeki yere vardık. Yöre, doğduğum ve çocukluğumun geçtiği yerdi.
Bir günü unutmamışsan, yeni anılarımızı yad edelim, gülelim ve eğlenelim. Gün bitecekmiş aklımıza getirmeyelim. Karşılaştığımız, Ümit ile Nil’i hatırlıyor musun? Hiç ayrılmıyor, günü beraber geçiriyor ve parklara birlikte gidiyorlarmış. Sinema ve tiyatro yaşantımızın vazgeçilmezi, diyorlar. Ellerindeki gül gülüyordu onlara.
Yanımızdan geçen turistlerin lafı güzeldi. Dedikleri şu an gibi aklımda. Hiç çıkmıyor ki.
Birbirinize çok yakışıyorsunuz. Yakışıyorduk da sonra ne oldu ki araya nifak girdi. Ayrı düştük, gözden ırak, gönülden de ırak mı olduk. Düşünüyorum da benim için kabul edilemez. Senin için nasıl oldu.
Bir yıl sonra tayinini yanıma çıkartacaktım. Günü ve yılları beraber yaşayacaktık. Hayatın insanların önüne koyduğu engelleri aşmanın zorluğunu anlıyorsun.
“Yıllar içinde bir gün,” yazımı okuma. Geri dönüp bakma. Mutlu ve sevgiyle kal. Gönlüm mutluluğundan yana olduğunu bilmelisin.
Dün gemiyle Kadıköy’e geçiyordum. Gemide Serdar ile Sevil’e rastladım. Eski sevecenliklerini kaybetmişlerdi. Anladığım kadarıyla, hayatın engelleri arasına sıkışıp kalmışlar. Yine de gülümsediler, mutluluğun taklidini iyi de beceremediler. Siz de mi ayrıldınız dediler. “Çok naz aşık usandırır,” dedim. Hayatın önlenemez koşullarını aynen kabulleniyorum, dedim.
Yaralarını açmak istemediğim için bir şey sormadım. Yaralar bizi de içine aldı. Yürüyemedik mehtaba karşı, denizin serinliğinde, dedim.
Çalı kuşu gibi yuvamıza girdik ve kolaylıkla bir daha çıkmadık.
Yıllar yılı, kulağımda sesin, gözümde gülüşün ve gönlümde kalıcı ruh güzelliğinle içimdesin. Git desen de gidilmiyor ki.
Bir mektup ile içindeki hırsı kırmış olsan ve mektuplarıma cevap yazmış olsaydın, yılların anılarını doyasıya birlikte yaşayacaktık.
Hayat şartlarına bir defa karşı durduğumuzu sanırız. Halbuki bir defalık şart bile öyle savurur ki deryada kendine gelirsin.
Tepende çileyle mutlu olamazsın.
Pınarın yanında suyu ararsın.
Hasan TANRIVERDİ













