BİRLİKTE UÇTULAR GÜLEREK
Birlikte çıktılar sınıftan, koridoru el ele gülerek geçtiler. Kıyafetleri özeldi. Bayramı birlikte kutlayacaklardı. Hey hat birlikte uçtular gülerek. Gökyüzüne…
Yaşları dokuz ve on olan kız çocuklarıydı…
İnce ve nazikti sesleri, kız çocuklarının ve öğretmenlerine el salladılar. Bayram şarkısını söylemeye başladılar, el ele, tomurcuktular gülerek.
Birbirlerini çekiştirdiler, bahçede olmak istiyorlardı. Çiçekler gibi gül gibi kokuyorlardı. Bahçeden yemeğe el ele tutuşmuş bir şekilde gideceklerdi, gülerek. Ellerini çekiştirenler, duvara çarptı gülerek. Gülmeye devam ettiler, ağlamamak için.
Bayram kutluyorlardı, gülerek. Günü doyasıya yaşıyorlardı, korkuluğa tutunamayan oldu ve düştüler. Düştükleri yerde de güldüler.
Bahçe şarkı söyleyen çiçeklerle cıvıldaştı. Kuşlar onlara eşlik etti. Yemek için giderlerken seslerini yükselttiler. Sesli güldüler, bayram için. Çöktüler ve ayağa kalktılar, spor diye, oyun olsun şarkı eşliğinde oynadılar.
Kız çocukları düğüne gider gibiydiler. Nazik gülme sesi okul bahçesini doldurdu. Öğretmenleri gururla izledi. Vatandaşlar alkış tufanı kopardı.
Bayram kutlayan kız çocukları, gülerek…
Kız çocukları el salladı, ellerindeki tomurcuklarla. Heyecanları doruk noktasındaydı. En içten duygularla gülüyorlardı. Bahçeyi bir defa daha döndüler, sayıları yüz yetmiş olan kız çocukları. Cıvıldaşıyordu kız çocukları, gülerek.
Gül gibi güldüler cıvıldaştılar. El eleydiler tomurcuktu, kız çocukları.
Ellerini bırakmıyorlardı, dağın yamacında. İniyorlardı ırmak yatağına gülerek. Kalpleri sevgi adına atıyordu. Yemeği unutmuşlardı, araya sevgi girmişti. Sevgiyle coşmuşlardı, bayram için. Yürüyorlardı salonda yemeği unutup gülerek.
Okulun ışıkları yanmıştı, çiçeklerin üzerine, güller neşelensin diye.
Yaşları dokuz ve ondu. Hepsi güzel ve hayat doluydu. Çocuktular gülüyorlardı, hayata.
Hava kararmıştı, ellerini bırakmadılar ve salona girdiler. Karınları da acıkmıştı. Gülüyorlardı, acıkmış hallerine.
Aradan yıllar geçse bu anı unutmayacaklardı. Yüz yetmiş kız çocuğu öğrenci el ele gülerek bayram kutluyorlardı. Minik eller acaba üşümüş müydü?
İnce nazik ve de narin kızlar. İzleyenlerin hoş görüsüyle, şarkıyı yeniden söylediler.
Yemek salonunu sıra ile doldurmaya başladılar. Her sınıf kendine ayrılmış yerde yiyeceklerdi, gülerek.
Gülün kızlar gülün çocukluk böyle gülmeyle geçer. Çocukluk böyle bir duygusal yaşantı. Duygusal bir hazine, gülün ve gül gibi olun. Her biriniz birer bülbülsünüz.
Gülün bülbülleri ellerinizi bırakmayın, şarkıya başlayın.
Bülbüllerim dedi öğretmen çözün ellerinizi ve uçun gökyüzüne.
Öğretmen gülerek yemeğinize davet ediyorum. Demesine kalmadı ve büyük bir patlama oldu.
Gülün bülbülleri, gökyüzüne uçuyordu, gülerek.
Hasan TANRIVERDİ














