Bazı insanlar gider…
Ardında kapanmayan bir kapı, susturulamayan bir saat ve gecenin en tenha yerinde insanın kalbine çöken bir sessizlik bırakır.
Sonra hayat devam eder sanırsın.
Sabah olur, güneş doğar, insanlar işe gider, sokaklar kalabalıklaşır. Birileri güler, birileri kavga eder, birileri âşık olur. Sen ise bütün bu hayatın ortasında, yalnızca bir insanın eksikliğini taşırsın.
Çünkü bazı yokluklar mesafe değildir.
Bazı yokluklar insanın içine yerleşir.
Her hatırada yeniden uyanır, her şarkıda biraz daha büyür, gecenin bir vakti hiç beklemediğin anda kapını çalar.
İnsan bazen sevdiğini kaybettiğinde yalnızca birini kaybetmez.
Kendinden bir parçayı da onunla birlikte uğurlar.
Birlikte kurduğu hayalleri, yarım bıraktığı cümleleri, söyleyemediği sözleri de gönderir uzaklara.
Sonra aynaya bakar.
Karşısındaki insan hâlâ kendisidir ama eskisi değildir.
Çünkü sevgi, insanın ruhuna dokunduğunda onu değiştiren en sessiz güçlerden biridir.
Kimi zaman iyileştirir.
Kimi zaman da iyileşmeyen bir hatıraya dönüşür.
Fakat insanın en büyük sınavı, gidenin ardından ne yapacağıdır.
Kimi unutmaya çalışır.
Kimi öfkeye sığınır.
Kimi başka insanlarda aynı bakışı, aynı sesi, aynı sıcaklığı arar.
Kimi ise susar.
Ben susanlardanım.
Çünkü bazı sevgiler anlatılınca küçülür.
Bazı özlemler kelimelerin taşıyamayacağı kadar ağırdır.
Ben seni unutmak yerine, içimde sana ayrılmış o yeri kabullenmeyi seçerim.
Çünkü biliyorum…
Gerçek sevgi, her zaman kavuşmak değildir.
Bazen beklemektir.
Bazen hiçbir haber gelmediği halde umudu içinde yaşatmaktır.
Bazen de sevdiğin insanın hayatında artık bulunmadığını bilerek ona yine de iyilik dilemektir.
İnsan ruhu garip bir ülkedir.
Bir yanında geçmiş, diğer yanında gelecek yaşar.
Bugün ise ikisinin arasında sıkışıp kalır.
Belki de bu yüzden geceleri daha çok düşünürüz.
Gündüzün gürültüsü sustuğunda, insan kendi kalbinin sesini duymaya başlar.
İşte o zaman anlarız…
Bazı insanlar hayatımıza tesadüfen girmez.
Bize bir şey öğretmek için gelirler.
Bazen sevgiyi…
Bazen sabrı…
Bazen kaybetmeyi…
Bazen de kendimizi yeniden bulmayı.
Sen bana bunların hepsini öğrettin.
Şimdi senden geriye ne kaldı diye sorarsan;
Bir avuç hatıra…
Biraz özlem…
Biraz sessizlik…
Bir de hâlâ içimde söylenmeyi bekleyen kocaman bir söz.
Eğer bir gün yeniden yollarımız kesişirse, sana geçmişin hesabını sormayacağım.
Neden gittin demeyeceğim.
Neden sustun diye de sitem etmeyeceğim.
Sadece gözlerinin içine bakıp şunu söyleyeceğim:
“Geç kaldın belki…
Ama ben seni sevmekten hiç vazgeçmedim.”
Çünkü bazı aşklar bitmez.
Sadece insanın içinde başka bir odaya taşınır.
Kapısı kapanır.
Işığı söner.
Ama anahtarı kalbin cebinde durur.
Benim sözüm de hâlâ aynı:
Eğer bir gün geri gelirsen, sana geçmişi değil, tertemiz bir yarını açacağım.
Çünkü ben seni bir günün mutluluğu için değil, ömrümün hikâyesi olsun diye sevmiştim.
Şimdi geriye tek bir dileğim kaldı:
Gittiğin yerlerde huzur bul.
Ama bir gün yolun yeniden bana düşerse…
Bil ki kalbimde sana ait olan kapı hâlâ kapanmış değil.
Murat İLERİ















