SESLİ OKUMA İÇİN
Bu köşe yazısını okumakta zorlanan veya yazıyı dinleyerek takip etmek isteyen okuyucularım, Google’ın sesli okuma özelliğinden yararlanabilir.
Telefondan: Yazıyı Google’da açtıktan sonra sayfadaki “Sesli oku” veya “Bu sayfayı dinle” seçeneğini kullanabilirsiniz.
Bilgisayardan: Google Chrome tarayıcısında sayfayı açarak erişilebilirlik ve sesli okuma özelliklerinden yararlanabilirsiniz.
Engelli vatandaşlarımız ve yazıyı dinleyerek takip etmek isteyen tüm okuyucularımız için bu özelliği özellikle hatırlatıyorum.
Engelli Vatandaşın İkinci Engeli: Bürokrasi mi?
Yazar İsmail Yaman
Engellilik bir tercih değildir; bu nedenle devletin engelli vatandaşlarımıza sunduğu haklar bir lütuf değil, sosyal devlet olmanın temel gereğidir. Türkiye’de engelli vatandaşlarımızın haklarında son yıllarda önemli iyileştirmeler yapılmış, maaşlar düzenli hâle getirilmiş, destekler genişletilmiş ve engelli vatandaşlarımızın yanında olunmaya devam edilmiştir. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın engelli vatandaşlarımızın sorunlarını yakından takip etmesi, onların yaşam kalitesini yükseltmeye yönelik kararlı adımları ve engelli vatandaşlarımızın hiçbir zaman yalnız bırakılmaması ilkesi takdire şayandır.
Bugün köşe yazımda engelli vatandaşlarımızın yasal haklarını, karşılaştıkları bürokratik tıkanıklıkları, Avrupa’daki uygulamaları ve bu sorunları kökten çözecek reform önerilerini ele alıyorum.
Amaç; engelli vatandaşın devlet kapısında değil, hayatının içinde olmasıdır.
Mevcut Haklar ve Destekler
Engelli vatandaşlarımızın yararlandığı önemli belgelerden biri Engelli Vergi İndirimi Raporu’dur.
Bu rapor; engelli olarak çalışan kişilerin ya da bakmakla yükümlü olduğu engelli yakını bulunan vatandaşların gelir vergisi kesintisini azaltarak net ücretlerinin artmasını sağlar.
Bu haktan yararlanabilmek için en az yüzde 40 engel oranı aranmaktadır.
Bir diğer önemli hak Engelli Malulen Emeklilik Raporu’dur.
Sigortalı işe başladıktan sonra ortaya çıkan hastalık ya da kaza nedeniyle çalışma gücünü veya meslekte kazanma gücünü en az yüzde 60 oranında kaybettiği SGK Sağlık Kurulunca belgelenen bireyler bu haktan yararlanabilmektedir.
Engelli aylıkları konusunda da önemli bir iyileştirme yapılmıştır.
Geçmişte 2022 sayılı kanun kapsamındaki engelli aylıkları üç ayda bir ödeniyordu. Ancak yapılan düzenlemeyle ödemeler artık her ay yapılmaktadır.
Üç ayda bir ödeme, özellikle dar gelirli engelli vatandaş için maddi planlama açısından zorluk yaratıyordu.
Aylık sisteme geçilmesi, düzenli gelir güvencesi bakımından önemli bir adımdır. Bu iyileştirmede emeği geçen iktidara ve Cumhurbaşkanımıza teşekkür ederim.
Sürekli, yani süresiz engelli raporu; engel durumunun kalıcı olduğu, uzuv kaybı ya da genetik rahatsızlıklar gibi iyileşme ihtimali bulunmayan durumlarda verilen rapordur. Süreli rapor ise rahatsızlığın iyileşebileceği veya ilerleyebileceği durumlarda genellikle 1 ila 5 yıl arasında geçerlilik süresiyle verilmektedir. Süre bitiminde yeniden heyete girilmesi gerekmektedir.
İşte bu süreç, özellikle ağır engelli vatandaş için ciddi bir yorgunluk kaynağıdır.
7538 Sayılı Kanun ve Mağduriyetler
7538 sayılı kanunla engelli haklarında ve emeklilik sisteminde köklü değişiklikler yapılmıştır. ÖTV muafiyetli araç üst limiti 2.873.900 TL’ye yükseltilmiş; ancak araç yenileme süresi 5 yıldan 10 yıla çıkarılmıştır. Araç limitinin güncellenmesi olumlu bir adımdır.
Ancak 10 yıllık yenileme süresi, sağlık durumu gereği her gün ulaşım ihtiyacı duyan engelli vatandaş için tartışma konusudur.
En büyük mağduriyet alanlarından biri, Ekim 2008 öncesi sigorta girişi olan engelli vatandaşlarımızın emeklilik haklarıdır.
Eski sistemde bu vatandaşlarımız vergi indirimi belgesi alarak yaş şartı aranmaksızın erken emekli olabiliyordu. Yeni uygulamalarla bu sistem pratikte tıkanmıştır.
Eski sistemde Balthazard Formülü ile farklı hastalıkların oranları toplanarak genel engel yüzdesi bulunuyordu.
Örneğin yüzde 30 ve yüzde 30 oranındaki iki rahatsızlık toplandığında yüzde 51 gibi bir sonuç ortaya çıkabiliyordu. Ancak ICF, yani İşlevsellik Sınıflandırması yaklaşımında hastalıklar aynı biçimde toplanmamakta; yalnızca en ağır tek rahatsızlığın çalışma gücü kaybı dikkate alınmaktadır.
Bu değişiklik; eski rapor sahiplerinin yeniden değerlendirilmesine, engel oranlarının düşmesine ve emeklilik haklarının durmasına ya da iptal edilmesine yol açabilmektedir.
Yüzde 90’ın üzerinde engeli olan bir bireyin bile “çalışabilir” sayılması, sahada ciddi bir sosyal yara oluşturmaktadır.
İktidar, engelli vatandaşlarımızın haklarını güçlendirmek ve yaşam standartlarını yükseltmek için çalışmaktadır.
Ancak bürokrasinin ürettiği yeni kılavuzlar ve sistem değişiklikleri, sahada iyi niyetli adımların gölgelenmesine neden olabilmektedir.
Engelli vatandaşlarımızın yaşadığı sorunların en üst düzeyde ele alınması ve bu alanda güçlü bir reform paketinin değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır.
Resmî Destekler
Engelli vatandaşlarımızın yararlandığı resmî destekler geniştir.
Kamu kurumlarında yüzde 3 engelli istihdam kotası bulunmakta ve alımlar EKPSS üzerinden yapılmaktadır. Özel sektörde 50 ve üzeri çalışan barındıran işyerlerinde engelli çalıştırma zorunluluğu vardır.
Erken emeklilik şartları da nettir. Yüzde 40-49 engel oranında 18 yıl sigortalılık ve 4.100 prim günü; yüzde 50-59 engel oranında 16 yıl sigortalılık ve 3.700 prim günü; yüzde 60 ve üzerinde ise 15 yıl sigortalılık ve 3.700 prim günü aranmaktadır.
Evde bakım aylığı ise ağır engelli vatandaşın ailesine verilen en önemli desteklerden biridir.
Raporunda “Ağır Engelli” ya da “Tam Bağımlı” ibaresi bulunan ve hane gelir şartını karşılayan ailelere aylık 15.756 TL ödenmektedir. Yüzde 40-69 engel oranında, hane geliri muhtaçlık sınırının altında kalan vatandaşlara her ay 5.793,30 TL; yüzde 70 ve üzerinde engel oranına sahip, sosyal güvencesi olmayan ihtiyaç sahibi vatandaşlara ise her ay 8.690,01 TL ödenmektedir.
Ayrıca engelli vatandaşlarımıza yönelik hibe destekleri; girişimcilik, ev dönüşümü, teknolojik cihaz temini, eğitim ve sosyal uyum alanlarında önemli bir güvence oluşturmaktadır.
Engelliye sunulan her hibe yalnızca maddi destek değil; bağımsız yaşam ve üretken hayat kurma imkânıdır.
Bu desteklerin kapsamı genişletilmeli, başvurular e-Devlet üzerinden hızlandırılmalı ve süreç şeffaf hâle getirilmelidir.
Avrupa’da Engelli Hakları
Avrupa’da engelli hakları yalnızca maaş desteği olarak değil; bağımsız yaşam, erişilebilirlik ve topluma katılım hakkı olarak ele alınmaktadır.
Avrupa Birliği’nin 2021-2030 Engelli Hakları Stratejisi; ulaşım, bina, bilgi, medya ve iletişimde erişilebilirliği güçlendirmeyi amaçlamaktadır.
AB, engelli vatandaşın yaşayacağı yeri, nasıl yaşayacağını ve kiminle yaşayacağını seçme hakkını vurgulamaktadır.
AB ayrıca Avrupa Engelli Kartı ve Engelli Park Kartı uygulamalarını yaygınlaştırmakta; kurumsal bakımdan ziyade toplum temelli destek hizmetlerine geçişi desteklemektedir.
Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi’nin 19. maddesi de engelli vatandaşın bağımsız yaşam ve topluma katılım hakkını güvence altına almaktadır.
Avrupa’da amaç, engelli vatandaşı kurumlara kapatmak değil; evinde, mahallesinde, okulunda ve iş yerinde yaşamını sürdürebilmesini sağlamaktır.
Bu tablo önemli bir ders vermektedir: Engelli politikası yalnızca yardım dağıtmak değildir.
Engelli vatandaşın yaşamını kolaylaştıran erişilebilir şehirler, hızlı sağlık süreçleri, dijital hizmetler ve toplum temelli destek sistemleri kurulmalıdır.
Türkiye de bu alanda kendi koşullarına uygun, güçlü ve insan odaklı bir model geliştirebilir.
Reform Paketi
Mevcut karmaşayı bitirmek için kapsamlı bir reform paketi gereklidir.
Yüzde 40-79 arası engel grubu “orta düzey engel” olarak tanımlanmalı; haklar ve istihdam öncelikleri bu grupta net biçimde sabitlenmelidir.
Süreli raporlar en az 5 yıllık periyotlarla yenilenmelidir.
Yüzde 80 ve üzeri engel oranına sahip vatandaşlar doğrudan
“ağır engel” statüsünde değerlendirilmelidir.
“Yüzde 100 engel” gibi psikolojik olarak yıpratıcı ifadeler kaldırılmalı; tıbben kalıcı rahatsızlık tespit edilen vatandaşlar ömür boyu süresiz rapor kapsamına alınmalıdır.
Kazanılmış hakların korunması esastır.
Eski mevzuata göre emeklilik hakkı kazanmış engelli vatandaşların emeklilikleri geriye dönük iptal edilmemelidir.
e-Nabız verileriyle kesinleşmiş kronik rahatsızlıklar için tekrar rapor istenmemelidir.
Suiistimali önlemek için dürüst engelli vatandaşı yormak yerine, SGK müfettişleri e-Nabız verileri, saha incelemeleri ve dijital denetim yöntemleriyle usulsüzlükleri tespit etmelidir.
Haksız kazanç tespit edildiğinde haklar iptal edilmeli, haksız ödemeler faiziyle geri tahsil edilmeli, suç kaynaklı malvarlığına el konulmalı ve adli süreç başlatılmalıdır.
Sahte rapor düzenleyen ya da rüşvet alan sağlık çalışanlarının lisansları iptal edilmeli ve ağır ceza mahkemelerinde yargılanmalıdır.
Alternatif Projeler
Engelli vatandaşın hayatını kolaylaştırmak için somut projeler hayata geçirilmelidir.
Öncelikle ulaşım, müze, TCDD ve benzeri tüm indirim kartları “Ulusal Engelli Kimlik Kartı” altında birleştirilmelidir.
Yatağa bağımlı vatandaşlara mobil sağlık heyetleri gönderilmeli; rapor yenileme işlemleri evde tamamlanmalıdır.
Engelli girişimcilerine düşük faizli hibe ve kredi desteği sağlanmalı; engelli istihdamı yapan işyerlerine ek teşvik verilmelidir. Engelli vatandaşların evleri engel türüne uygun dönüştürülmeli; akıllı ev teknolojileri, tekerlekli sandalye rampaları ve uzaktan destek sistemleri yaygınlaştırılmalıdır.
ÖTV muafiyetli araçların suiistimalini önlemek için GPS ve e-Nabız konum eşleştirmesi kurulmalı; aracı keyfi kullananlara yaptırım uygulanmalıdır.
Ağır engelli çocuğuna bakan annelere yıllık 90 gün fiili hizmet zammı, yani yıpranma payı verilmelidir. Ayrıca engelli vatandaşlara yönelik dijital beceri, meslek edindirme ve uzaktan çalışma programları açılmalıdır.
Sonuç
Sonuç olarak; geçmişe nazaran engelli vatandaşlarımızın haklarında büyük iyileştirmeler yapılmış, iktidar engellinin yanında durmaya devam etmiştir. Engelli aylıklarının düzenlenmesi, evde bakım desteği, istihdam kotaları, eğitim ve sosyal destek alanlarındaki gelişmeler ile hibe destekleri bunun somut göstergeleridir.
Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a engelli vatandaşlarımızın yanında durduğu, onların haklarını güçlendirdiği ve yaşam kalitesini yükseltmek için çalıştığı için teşekkür ederim.
Ancak engelli vatandaş sayısı milyonları bulmaktadır ve bu tablo ciddiyetle ele alınmalıdır.
Engelli vatandaşlarımızın yaşadığı sorunlar en üst düzeyde ele alınmalı; bürokrasinin iyi niyetli politikaların önüne geçmesine izin verilmemelidir.
Devletimizin gücü; dürüst engellisini korurken, sahtekârlık yapanı en ağır şekilde cezalandırmaya yeterlidir. Amaç; gerçek engelliyi yormayan, sahtekâra göz açtırmayan, kazanılmış hakları güvenceye alan ve engelli vatandaşımızı onurlu, bağımsız ve rahat bir yaşama kavuşturan güçlü bir sosyal devlettir.
Araştırmacı Yazar | İsmail Yaman
📧 yazarismailyaman@gmail.com
📞 WhatsApp: 0541 850 78 84
















