Kendinden gidenlerden geriye kalan dallarını, bir bir kırarsın kendi ellerinle.
Zamanın suçu yok.
Suç; insan silüetlerinin altında insan aramaktı.
Her sessizliği sadakat, her gülüşü samimiyet, her sözü hakikat sanmaktı.
Kuruyan dallarını mevsimler kırmadı. En çok, yanlış insanlara verdiğin baharlar kırdı.
Bir ömrü, yeşermeyecek toprağa umut eker gibi yaşadın. Kendi yüreğinden eksilterek başkalarının vicdanını büyütmeye çalıştın.
Sonra anladın…
Bazı insanlar, yalnızca insan görünümündedir. Yürek taşımazlar. Merhameti bilmezler. Sevgiyi omuzlayamaz, vefanın yükünü taşıyamazlar.
İşte o gün, dallarını sen kırmadın aslında.
Sadece… Artık kuruyanı üzerinde taşımamayı öğrendin.
Çünkü bazen güç, yeniden çiçek açmak değildir.
Bazen güç, bir daha kurutulmayacağını bilerek yanlış gölgelere kök salmayı reddetmektir.
Ve insan, en büyük yarayı gidenlerden değil; onları gerçekten “insan” sandığı için alır.















