İnsan bazen durup düşünüyor…
Geçen yıllar mı değiştiriyor bizi,
Yoksa biz mi geçen zamanın içinde eksiliyoruz?
Saatler dönüyor.
Takvim yaprakları düşüyor.
Mevsimler değişiyor.
Ama herkes büyümüyor.
Çünkü zaman;
Sadece yaş aldırır.
Olgunlaştıran ise yaşananlardır.
Kimi insan vardır…
Bir ömür geçirir ama kendine hiç dokunamaz.
Kimi insan da vardır…
Bir acıyla değişir,
Bir cümleyle dönüşür,
Bir kayıpla yeniden doğar.
O yüzden mesele zaman değildir.
Mesele; zaman geçerken içinde neyin öldüğü, neyin hayatta kaldığıdır.
Bazıları yıllar içinde tükenir.
Gülüşü azalır.
İnancı yorulur.
Kalbi kalabalıkların içinde sessizleşir.
Ve fark etmeden yaşamayı değil, sadece zamanı tüketmeyi öğrenir.
Çünkü zaman herkesi yaşlandırır ama herkesi insanlaştıramaz.
Asıl soru şu:
Zaman mı seni sen kıldı?
Yoksa sen mi zamanı anlamlı kıldın?
Ardında ne bıraktın?
Bir kırgınlık mı?
Bir iz mi?
Bir dua mı?
Yoksa sadece suskun bir geçiş mi?
İnsan bazen yıllarca aynı yerde yaşar ama ruhu hiç büyümez.
Bazen de bir gecede başka birine dönüşür.
Çünkü insanı değiştiren takvim değil, yüzleşmeleridir.
Kendinle konuşabildiğin geceler…
Kimse görmeden ağladığın anlar…
Yıkılıp yine ayağa kalktığın zamanlar…
İşte onlar seni sen yapan şeylerdir.
Ve belki de en büyük kayıp;
Zamanın geçmesi değil,
İnsanın kendi içinden geçip kendine hiç uğramamasıdır.
Bir gün herkes duracak.
Saatler susacak.
Takvimler anlamını yitirecek.
Geriye sadece nasıl yaşadığın kalacak.
Çünkü bazı insanlar zamanı harcar.
Bazıları ise zamana iz bırakır.















