Temmuz Sıcağı ve Cırcır Böcekleri Senfonisi
Bodrum’un o kavurucu yaz öğleni… Hani derler ya, taşın sıcağı, yılanın bile deliğinden çıkıp gölge aradığı türden bir gün. Temmuz’un ortası… Güneş tepede, adeta demir dövüyor.
Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte o meşhur mesai başlıyor. Ağustos böcekleri… Ya da bizim oraların diliyle cırcır böcekleri. Öyle tek tük değil; tam kadro bir senfoni orkestrası gibi sahnedeler. Ritim şaşmaz, tempo düşmez.
Cır… cır… cır…
Notalar birleşir, ses doruğa ulaşır. Sonra ne mi olur? Komut almış gibi, görünmez bir orkestra şefinin batonuna bakıyorlarmışçasına hepsi birden susar. Bir anda, az önce kulakları dolduran o sesin yerini derin bir sessizlik alır. O kısa mola, sanki sıcağın altında verilen ortak bir soluklanmadır.
Ve birkaç saniye sonra, aynı anda yeniden başlarlar. Yine birlikte, yine eksiksiz…
Cır… cır… cır…
Onları her dinlediğimde eski köy düğünlerinin davulcu zurnacıları gelir aklıma. Hani düğün için çağrılır, günlerce görevlerini yapar, düğün bitince sessizce çekip giderler ya… Cırcır böcekleri de bana hep öyle görünür. Sanki yaz mevsimi için görevlendirilmiş görünmez müzisyenlerdir. Temmuzla birlikte sahneye çıkar, yaz boyunca hiç aksatmadan konserlerini verirler. İlk serinlikler hissedilmeye başlayınca da görevlerini tamamlayıp sessizce yuvalarına çekilirler. Ertesi yaz yeniden aynı sahneyi kurmak üzere…
Doğanın hiç şaşmayan konseri, Temmuz güneşi batıncaya kadar sürer.
Bahçenin Kural Tanımaz Tablosu
Sıcağın ağır temposunda insanın zihni de yavaşlar. Gözler, bahçedeki ayrıntılara takılır.
Temmuzun ortasında portakal ağacının dallarında yeşil portakallar, limon ağacında ise henüz olgunlaşmamış limonlar sabırla sıralarını bekler. Doğa, kendi kurallarını yine kendi yazmaktadır.
Yerin her yanı ise mor ve pembenin en güzel tonlarını taşıyan Meksika petunyalarıyla bezenmiştir. Kavurucu sıcağa aldırmadan çiçek açarlar. Güneş etkisini yitirip saat dörtten sonra serinlik çökmeye başlayınca, açan çiçekler usulca dökülür; yerlerine ertesi gün açacak yeni tomurcuklara yer bırakırlar.
Cırcır böceklerinin hiç bitmeyen senfonisi, dallardaki narenciyelerin sabırlı bekleyişi ve petunyaların inatçı renkleri… Hepsi bir araya gelince, Bodrum’un Temmuz ayına özgü unutulmaz bir tablo oluşur.
Sıcağa Karşı En Güçlü Savunma
Temmuz sıcağında, hele cırcır böcekleri senfonisinin en tiz yerine ulaştığı saatlerde, demli bir çay bile ağır gelebilir.
İşte o zaman en doğru seçim, buz gibi bir yayık ayranıdır.
Taş duvarlı serin bir evin gölgesinde, toprak çömlekten yeni çıkarılmış, köpüğü üzerinde, hafif ekşimsi bir bardak yayık ayranı…
İnsanın yalnızca hararetini değil, ruhunu da serinletir.
Cırcır böcekleri kısa molasını vermişken bardağı doldurmalı.
Bir yudum ayrandan sonra ne kavurucu sıcak kalır akılda ne de öğle güneşinin ağırlığı…
Yalnızca Bodrum’un Temmuzuna özgü o eşsiz senfoni kalır.
Nezahat Göçmen
#Bodrum #TemmuzSıcağı #CırcırBöcekleri #AğustosBöceği #YazHikayeleri #DoğaGözlemleri #MeksikaPetunyası #Narenciye #YayıkAyranı #EgeYazı #YazSenfonisi #NezahatGöçmen















