Cumhuriyet’in kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, atçılığı yalnızca bir spor olarak değil; tarımın, hayvancılığın ve yetiştiriciliğin gelişmesine katkı sağlayacak stratejik bir alan olarak görüyordu.
At sevgisiyle tanınan Atatürk’ün vizyonunda amaç, Türk atçılığını geliştirmek, kaliteli yetiştiriciliği teşvik etmek ve bu alanda çağdaş bir anlayış oluşturmaktı.
Aradan geçen yıllarda ise kamuoyunda at yarışları denildiğinde sporun ve yetiştiriciliğin önüne bahis boyutunun geçtiği yönünde eleştiriler dile getirilmektedir.
Bu nedenle sistemin toplumsal etkilerini yeniden değerlendirmek gerektiğine inanıyorum.
Bir ülkenin en büyük zenginliği güçlü aile yapısıdır.
Aileler zayıflıyorsa, toplum da zayıflar.
Bu nedenle Türkiye Jokey Kulübü’nün (TJK) yarış sistemi yalnızca spor açısından değil, toplumsal etkileri açısından da yeniden ele alınmalıdır.
Geçmişte at yarışları belirli saatlerde yapılır, günün sonunda insanlar evlerine dönerdi.
Bugün ise gündüz yarışları, gece koşuları ve bunlara eklenen yurt dışı yarış programlarıyla günün büyük bölümünü kapsayan bir bahis akışı oluştuğu görülüyor.
Mobil uygulamalar sayesinde bu döngü artık insanların cebine kadar girmiş durumda.
Eskiden ganyan bayisinden çıkan insan evine giderdi.
Şimdi ise bayiden çıksa bile yarış telefonunda devam ediyor.
Sabah başka bir program, öğleden sonra başka bir program, akşam başka bir program, gece başka program… Böylece bahis, günün neredeyse her saatinde erişilebilir hale geliyor.
İşte asıl üzerinde durulması gereken konu da budur.
Sürekli yeni bir yarışın başlaması, bazı kişilerde kaybedilen parayı geri kazanma düşüncesini tetikleyebilir.
Bunun sonucunda aile bütçeleri zorlanabilir, borçlar artabilir ve aile içi huzur zarar görebilir. Elbette her bahis oynayan kişi bağımlı değildir; ancak bağımlılık riski taşıyan bireylerin korunması da sosyal devlet anlayışının önemli bir parçasıdır.
At yarışlarının temel amacı yeniden spor, yetiştiricilik ve at sevgisi olmalıdır.
Bahis ise bu alanın önüne geçmemelidir.
Bu nedenle yarış programlarının daha sade hale getirilmesi, gece koşularının toplumsal etkilerinin yeniden değerlendirilmesi ve mobil bahis uygulamalarına yönelik bağımlılığı azaltacak tedbirlerin tartışılması gerektiğini düşünüyorum.
Buradan Sayın Cumhurbaşkanımıza bir çağrıda bulunmak istiyorum.
Aile yapısını güçlendirecek, bağımlılıkla mücadeleyi destekleyecek ve atçılığı özüne yaklaştıracak düzenlemeler toplum yararına olacaktır. Yarış sisteminin geçmişte olduğu gibi daha sınırlı bir yapıya dönüştürülmesi, hem sporun saygınlığına hem de sosyal hayata katkı sağlayabilir.
Atatürk’ün mirası, üreten, geliştiren ve geleceği düşünen bir Türkiye idealidir.
Atçılık da bu anlayışın bir parçasıdır. Bu mirası yaşatmanın yolu, atçılığı spor ve yetiştiricilik yönüyle güçlendirmek; toplumsal etkileri dikkatle değerlendirmektir.
Bugün kendimize şu soruyu sormalıyız:
Atatürk’ün hedeflediği güçlü Türkiye’ye, sporun ve yetiştiriciliğin öne çıktığı bir atçılık mı daha çok yakışır; yoksa bahisin tartışmaların merkezinde olduğu bir sistem mi?
Bu soruya verilecek cevap, sadece at yarışlarının değil, toplumsal önceliklerimizin de bir göstergesi olacaktır.
Araştırmacı Yazar | İsmail Yaman
📧 yazarismailyaman@gmail.com
📞 WhatsApp: 0541 850 78 84
















