Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Sultan Fatih’in Portresindeki Zihgir Detayı!

İSTANBUL GÜNLÜĞÜ
Mehmet Emin BALLI

29 Mayıs 2020 00:03

Yorum Yapılmamış

Bugün 29 Mayıs İstanbul’un fethinin seneyi devriyesi. Şanlı bir fetih ve muhteşem bir Sultan… Bana, ‘Türk milletinin en büyük lideri kim?’ diye sorsanız, ‘Çağ açıp çağ kapatan Fatih Sultan Mehmet Han’ derim. Çünkü diğer liderlerin tamamında olan ne varsa Sultan Fatih’te var, lakin onda olanlarsa diğerlerinde yoktur! Bir lideri üstün kılan, ‘kusursuz lider sahip olduğu enerjiyi, yaratıcılığı ve disiplini kendisinden çok daha büyük ve daha önemli bir alana aktaran, kişisel tevazu ve mesleki iradeyi bir arada sergileyen kişi’ özellik olarak tanımlanır. Bu özellikleri ve daha fazlasını da taşıyan örnek lider Fatih Sultan Mehmet Handır.

Sultan Fatih ‘1453 yılının 29’uncu Salı günü, sabahleyin güneş henüz ufukta belirirken’ gemileri karadan yürüterek, ‘İkinci Roma’nın ve ilk Hristiyan İmparatorluğunun payitahtı “Konstantinopolis”, genç bir Türk hükümdarı tarafından 53 günlük bir kuşatmanın ardından eşsiz bir cenkle ele geçirilmişti. Bu hadise sadece Avrupa’da değil, Doğu’da Müslüman dünyasında da büyük bir şaşkınlıkla karşılandı.’ Merak edilen en önemli husus böylesine büyük bir fethi gerçekleştiren genç hükümdarın kim olduğuydu!

Daha öncede fetihler yapılmıştı, Metehan, Atilla, Alparslan’la, Osman Bey gibi komutanlar… Şimdi bir bakalım Fatihi diğerlerinden farklı kılan özellikleri neydi:
‘Daha şehzadelik yıllarından bu yana çok iyi hocalardan eğitim almış, Doğu kültürüne aşina olmuştu. Buna ayrıca Batı kültürünü de ekledi. Onun Manisa’da şehzadelik yıllarında İtalyan ve Rum asıllı nedimlerine antik tarihleri okuttuğu ve kadim Grek kültürüne aşina olduğu bilinmektedir. Etrafında hem Doğu hem de Batılı âlimler, sanatkârlar toplanmıştı. Muhtelif dillerdeki savaş ve siyaset kitaplarını okuyor, bu anlamda tipik bir ‘Rönesans hükümdarı’ gibi hareket ediyordu. Sarayında çeşitli âlimlerle tartışmalar yaptırıyor ve bunları bizzat kendisi de takip ediyor ve kendi kanaatini ortaya koyuyordu. Davet ettiği İtalyan sanatkârlara sarayında yer veriyordu. İtalyan ressam Bellini’ye yaptırttığı portresi bu anlamda sembolik bir değer taşır. Yine onun Akşemseddin ile tasavvufu, Molla Gürani ve Molla Hüsrev ile şeri ilimleri öğrendiği bilinmektedir. Çok sonraları sarayında İslam’ın önemli kültür ve dinî muhitlerinden gelen âlimleri barındıracaktır. Georgios Trapezuntios, Kri-tovulos ve Amirutzes gibi Rum bilginler dahi onun yanında bulunmuştur. Bu şekilde bir ölçüde Batı’da yeni yeni filizlenme emareleri gösterecek ve çok sonraları ‘Rönesans’ adı verilecek yeni bir kültür hamlesini hayli erken bir dönemde kendi muhitinde gerçekleştirmiş oluyordu.’

Yahya Kemal, ‘Sırtını geçmişine dayayan, ayağını bugüne basan ve gözünü geleceğe dikmek lazımdır’ der. Evet biz böyle bir medeniyet temsilcileriyiz. Bu medeniyeti kuranların da başında Sultan Fatih gelir. Sultan Fatih kökleri geçmişte olan, ayakları o güne basıp dalları geleceğe uzanan bir medeniyet inşa etmiştir. Fatih çağını aşan bir liderdi. Batı daha Rönesansı kavrayamadan o Rönesansı uygulamıştır. Onun, beni etkileyen özelliklerinden biri ressam Bellini’ye yaptırttığı portresi ve bu portrede ki yüzüğün ayrıntısıdır!

Sultan Fatih İtalyan ressama portresi çizdirirken çok ince düşünmüştür; ‘kokladığı gül ve sultanın başparmağında bir yüzük vardır! Bu yüzüğün diğer adı ‘zihgir’dir. Zihgir, Türklerin yayı başparmak ile germelerine ve bu sayede ok atmalarına yarayan küçük bir aparattır.’ ‘Diriliş Ertuğrul’ dizi filminde Ertuğrul’un parmağından da hatırlayacağınız gibi, ‘Türk okçuluğunda önemli bir yeri olan zihgir yüzük, ok atışı sırasında parmak boğumunu yaralanmalardan korumak amacıyla, sağ elin başparmağına takılan atış yüzüğüdür.’ ‘Bahadır olan Türkler, bu okçu yüzüğünü başparmaklarından hiç çıkarmazlar; savaş zamanı bu yüzüğün sivri kısmı ok atmaya yarayacak şekilde aşağı doğru bakar, barış zamanı ise sultanın resminde gördüğünüz gibi ters çevrilerek yukarı doğru bakardı.’ Gül ve yüzük; Fatih savaşçı olduğu kadarda barışçıldır da. Çizdirdiği bu portreden üç mesaj çıkarmak mümkündür. İlki, Batılı bir ressamı getirterek portresini çizdirmesi, diğer iki mesajda ise, ‘Ben sanatkârım, ince ruhluyum, entelektüelim’ diyerek çağını yakalamış; aynı zamanda parmağındaki ‘zihgir’ ile de ‘İnce ruhlu olduğum kadar da savaşçıyım,” diyerek geçmişinden dem vurmuştur.
Bir kez daha Sultan Fatih başta olmak üzere tüm büyük liderleri minnetle ve yine başta İstanbul olmak üzere bu toprakları bize vatan kılan aziz şehitlerimizi rahmetle yad ediyoruz… Zemheri

Okunma Sayısı: 103

Yazarın Diğer Yazıları

İstanbul’un Nüfusunu Yarı Yarıya İndirmek!

Siz hiç bir koltukta iki karpuz taşımayı denediniz mi? Ben denedim! Eskiden cami kürsüsünden; ‘Cemaat...

Tehdit Etmeye de Başladılar!

Aşı!.. Dedikodu değil, komplo teorisi hiç değil! Gidişat çok ciddi… Her geçen gün sızan video...

Bugün 23 Nisan ve Hoş Geldin Ramazan

Bugün perşembe, anlamlı bir gün. Hem 23 Nisan 1920 1.Milli Meclisin açılış yıl dönümü hem...

G.Kore Korona’yı Nasıl Yendi?

Pandemiye dönüşen Corona belası tüm dünyayı kasıp kavurmaya devam ediyor! Şu sıralar İtalya, İspanya, Fransa...

DSÖ ve Unıcef’in Corona’dan Korunma Önerisi!

Corona korkusu, Corona gerçeğinden daha büyük! PANİK YAPMAYALIM! Dün bir markete normal alış-veriş için gittiğimde...