Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Derinkuyu Antik Kentinden Zaman ve Mekan Ötesi Yolculuk


29 Mayıs 2020 00:03

Yorum Yapılmamış

Derinkuyu, Nevşehir’de bulunan içinde bir zamanlar 50 Bin kişinin yaşadığı yeraltı kenti tam anlamıyla yer üstünden kopuk, izole ve komplike bir Kent Sistemidir.
 
Bu kentin yer altına bu denli geniş ve komplike şekilde yapılması, binlerce hatta onbinlerce yıl öncesinden, uçan araçların bulunduğunu ve bunlardan korunma amaçlı olduğunu ortaya koyar. Bu uçan araçları ve kozmonot ikonlarını zaten çoğu antik dönem hiyerogliflerinde görmekteyiz. Bu bağlamda, bu şehir de salt karada yaşayanlara karşı güvenlik amaçlı değil, havada bulunanlara karşı da güvenlik amaçlı inşa edildiği söylenebilir.
 
Zamanı düzlemsel bir süreç olarak görme rahatlığı zamanın avam tarafından evrilebilir, bükülebilir bir kavram olarak algılanmasındaki zorluk, gelecekten tarih öncesine gelmiş medeniyetler kurmuş daha sonra ya yok olmuş ya da zaman geçitleriyle geleceğe geri gitmiş varlıkların kopyasını vermekte.
 
Derin kuyu yakınlarında bulunan, milyonlarca yıl öncesine dayanan tekerlek izleri de bunun bir başka açıdan göstergesi, hatta bu derin ve tap taze izler, bu günkü tarih bakış açımızı değiştirmek için yalvarmakta adeta.
 
Tarih, bize verilenin tarihidir. Tarih kazananın tarihidir. Tarih, resmi kayıtlarla yetinildiği sürece bize sadece görmemiz istenileni gösterir. Bizler GÖRMEK İSTERSEK EĞER, başkaca bilimsel, bilimsel olmayan, nesnel, nesnel olmayan, kaynak ve kayıtlardan da ilham almalıyız. Zira, ‘kuantum mekaniği’ bile, maddenin enerjinin sadece ve sadece birbirinin çok yakın bir komşusu olduğunu ortaya koymakta.
 
Bu günkü zavallı aklımızla, hangi tür bir yaşam ve hangi tür varlıklar olduğunu bile bilemediğimiz o dönemin varlıkları bu güne göre ileri miydi geri miydi sorusu ne kadar anlamsız bir soru olarak karşımızdadır. Şu var ki, ileri ve geri toplumlar yoktur, bu betimleme zavallı bir betimlemedir. Zira illa da bir betimlemede bulunacaksak, buna farklı toplumlar veya uygarlıklar diyebiliriz.
 
Oysa ki biliyoruz ki, tarih öncesi, (Neolitik, Epipaleolitik) dönemler hatta daha da önceki dönemlerde uygarlığın hiç te çok geri olmadığı ortadadır. Biz insanlar, maalesef ki düşünürken veya algılama süreçlerimizde kendi çağımıza taraf çekeriz. Kendi zamanımıza göre olayları değerlendirip yorumlamayı kolaya kaçarak tercih ederiz.
 
Yaşam türlerinin, kültürlerin, kültlerin ve/veya inançların, tercih ve beğenilerin niteliğini ve niceliğini egosantrik yaklaşımla izah etmeye çalışırsak, kendi zaman dilimimize veya kronolojimize göre bir değerlendirme yapmış oluruz. Bu düşün sistemi doğru olur ama asla ve asla GERÇEK olmaz.
 
Gerçeklerin sempatik olmayan çehresi, bilim camiasında hem bir veri, hem bir merak konusu olsa da, popüler yaşam, gerçeklerin şaşırtıcı, zorlayıcı, ürkütücü çehresini görmek istemezler, istememektedirler. Zira, milyarlarca insan, acı verici gerçekler filmini izlemektense mutlu edici yalanlar filmini rahatlıkla tercih etmektedirler.
 
Nevşehir’deki antik yeraltı kentinin bu güne tuttuğu ışık, bizleri belki de on bin yıl öncelerine götürse de aslında kim bilir, milyonlarca yıl önceki dönemlerdeki zamanda yolculuk, zamanda evrilme, zaman bükülmesi gibi kavramlara da götürmektedir, götürmelidir. Zira bilmeliyiz ki, bir çok bilim kurgu filmleri, insanları olağanüstü yaşam tür ve deneyimlerine hazırlamak için, çoğu zaman bir rehabilitasyon görselleridir. Almak isteyen, güzel ve yaşlı dünyamızda mikrodan da, makrodan da harikulade dersler alabilir. Yeter ki bakmasını bilelim.
 
Sosyal medyada Derin Kuyu Antik Kenti ile ilgili bir cümle yorum yazacakken, konuyu buralara kadar taşıyınca yazdıklarım, evrende ziyan olmasın diye bu yazılarımı köşeme taşıma gereği duydum.
 
Sizlere zaman kaybettirdiysem affola. Zihninizde bir ışık çaktırdıysam veya sizi mikronomik bir tarih yolculuğuna çıkarabildiysem ne mutlu bana.
 
Son olarak, bir zamanlar Erich Von Daniken, “Tanrıların Arabaları” kitabını yazdığında ne çok eleştiri almış, bilim camiasında bile ne büyük eleştiriler almıştı. Ama bulgular bizi sayın Daniken’e biraz daha yaklaştırmakta ne yalan söyleyeyim. İlk fırsatta Derinkuyu’da daha derin incelemelerde bulunacağım.
 
Aydınlık ve sağlıklı bilinici ve sezileri açık yarınlar dileklerimle.
Okunma Sayısı: 160