SİS VE DÜNYA
Sis çevremizi sardı, inatçı sis, başımıza çöreklendi. Boğucu bir ortam yarattığı için, sinirlerimiz bozuldu.
Yalnız, dağdan mı denizden mi geldiği belli, değildi.
Sis, ciğerlerimizi istila etti, havasız bırakmaya çalıştı ve tıkandık. Hareket kabiliyetimiz azaldı. Kapı ve pencereyi iyice kapattk. İnanın o gün tam bir kâbustu.
Gözlerimiz de puslu görmeye başladı. Kâbus bir an önce geri dönsün istiyoruz. Denizden ise dalgaları sinemizde, sakinleştirelim arıyoruz. Karşılaştığımız mahşeri bir bozukluk muydu?
Girdaptayız, çoklarımız farkında, fakat korku dağları bekliyor. Ağızlar bantlıydı.
Her yuvada bir cani, bebeklerin, anaların ve gençlerin başına, dayamışlar silahı, tek dişi kalmış canavarlar.
Tek dişliler, sisin arkasına gizlenip vurgun peşindeler. Gazze’yi yıkım ve enkaza dönüştürenle, birlikte poz verebiliyorlar.
Sis bastı bizi ciğerlerimiz şişti, soluk almak istiyoruz.
Gördüğümüze mi inanalım, yoksa dünyayı kavuran küresel güçlere mi?
Küresel güç: Gazze’de enkaz ve soykırım yapan katiller.
Sis yoğunlaştı, hiç değilse duyuyoruz. Duyuyoruz sise rağmen, toprağımızın ve zeytin ağaçlarımızın satıldığını.
Gazze’de insanlık unutuldu. Yapılanları söylüyorlar, canavarın yanında. Canavara övgü dizenin yanında sıralı, batı medeniyeti taraflarına ne demeli!
Sis ve dünya…
Bir hain pusuda, medeniyet adına. Bilim ödüllü medeniyet.
Devlet olarak zavallı ve de gariban duruma düşmek, Osmanlının torunları…
Sisle yatıp sisle kalkacak Arap Ülkeleri, Müslüman diyorlar kendilerine!
Sise rağmen, milletimin uyanacağına inanıyorum.
Hasan TANRIVERDİ















