Mağazada kışlık gömleklere baktık. Fazla irdelemeden, teşekkür edip çıkmak istedik. Anlamadığımız için malını beğenmedik oluyordu. İçimizde güvensizlik duygusu var ya. Ayrıca fiyatta yüksek. Başka bir mağazaya giriyoruz, aynı duygularla çıkıyoruz. Yalnız teşekkürü unutmuyoruz.
Birol’un gömlek beğenmeyeceğini anladım. Arkadaşım dedim, bu mağazaya gireceğim ve düşüncemi söyleyip biraz yardım ederlerse alacağım, dedim.
Satıcıya gömleği sordum. Bu gömlekler ihraç fazlası, onun için fiyatları biraz düşük, dedi. Satıcıya, ben öğrenciyim, ona göre, biraz daha uygun olabilir mi? Dedim.
Nasıl ödeyebilirsiniz, dedi. Bilmediğim için bir şey söyleyemem, sizin dediğinizi kabul ediyorum, dedim. Satıcı da sağ olsun, düşündüğümden daha uyguna verdi ve aldım. Birol’a istersen de alabilirsin, dedim.
Mağazadan biraz ileride, kaldırıma sergi açmış aynı renkte gömlekleri, daha ucuza satıyorlar. Birol almak istedi. Kesinlikle bir tane daha almayacağım, dedim. Birol gömleği aldı. Okula gittik. Gömleği açtık ve giydik. Gerçekten çok güzel, malı kalitesi harika bir gömlekti. Birol giymeden gömleğin bir kolu kesik çıktı.
Birol gidip değiştireceğim, dedi. Zamanımız olmadığı için yarın gideriz, dedim. Ona fiyatlıysa bir hikmeti vardır, dedim. “Ucuz etin yahnisi olmaz, demiş atalarımız.”
Okuldan çıktık, kapalı çarşıdan Sirkeci’ye vardık. Gömleği aldığımız kaldırımdaki satıcıyı arıyoruz. Yine de oradaki satıcılara sorduk ve belli olmaz iki gün sonra gelebilirler, dediler. Böylece geri döndük. Gömleğin bir kolu uzun diğeri kısaydı. Yazlık kışlık diyerek Birol’a takıldık.
İki gün sonra, yazlık kışlık gömleği, götürdük satıcıyı bulabilecek miyiz? Diye dua ettik. Sonuçta bir arka caddede bulduk ve yazlık kışlık gömleği kışlık ile değiştirdik. Okulda yanımıza gelen Ferdi arkadaş sizinkisi bir şey mi? Benim aldığım gömleğin iki kolu da yoktu dedi ve ona çok güldük.
Gömlekçi ne kadar sakat varsa satıyormuş.
Hasan TANRIVERDİ













