Toplumlar yalnızca kanunlarla değil, o kanunları vicdanıyla uygulayan insanların omuzlarında yükselir. Üniformalar, makamlar, rütbeler ve görevler elbette önemlidir. Ancak onları anlamlı kılan, o üniformanın içinde taşıdığı karakter, ahlak ve insan sevgisidir. Çünkü görev yapmak başka, görevi yüreğiyle yapmak bambaşkadır. Bugün sizlere, Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde bekçi olarak görev yapan İsmail Dölek’ten söz etmek istiyorum. Her meslek, onu icra eden insanların karakteri kadar değer kazanır. Bekçilik de sadece geceleri sokakları dolaşmak, güvenliği sağlamak ya da olaylara müdahale etmekten ibaret değildir. Bekçilik; insanların huzuruna sahip çıkmak, gerektiğinde bir çocuğun korkusunu gidermek, yaşlı bir vatandaşın derdini dinlemek, bir annenin içini rahatlatmak ve toplumun güven duygusunu ayakta tutmaktır.
İsmail Dölek’i tanıyanların anlattıklarından anlaşıldığı kadarıyla o, görevini yalnızca bir meslek olarak görmeyen, aynı zamanda büyük bir sorumluluk bilinciyle yerine getirmeye çalışan isimlerden biri. Merhamet sahibi olmak herkes için kolay değildir. Hele ki her gün farklı olaylarla, farklı insanlarla karşılaşan güvenlik görevlileri için bu meziyeti koruyabilmek ayrı bir erdemdir. İnsanların derdini anlamaya çalışmak, ihtiyaç duyana yardımcı olmak, kırmadan konuşmak ve vicdanını hiçbir zaman görevinin önüne değil, görevini vicdanıyla birlikte yürütmek gerçek anlamda kamu hizmetinin en güzel örneklerinden biridir.
İyi bir kamu görevlisini farklı kılan yalnızca disiplin değildir. Sadakatidir. Dürüstlüğüdür. Devletine bağlılığıdır. Ailesine karşı taşıdığı sorumluluktur. Amirlerine ve mesai arkadaşlarına gösterdiği saygıdır. Çünkü karakter, yalnızca insanların gözü önünde değil, kimsenin görmediği anlarda da aynı çizgide yürüyebilmektir. Görevini layıkıyla yerine getirmeye çalışan insanların ortak özelliği; gösterişten uzak olmalarıdır. Onlar yaptıkları işi reklam malzemesi yapmazlar. Sessizce gelir, görevlerini yerine getirir ve yine sessizce ayrılırlar. Fakat bıraktıkları güven duygusu, uzun yıllar hafızalarda yaşamaya devam eder.
2026 yılında ilk kez hayata geçirilen uygulamalardan biri kapsamında okullarda güvenliğin sağlanmasına yönelik görev alan güvenlik personelleri arasında yer alan İsmail Dölek’in, Kızkalesi İlkokulu ve Ortaokulu çevresinde öğrencilerin okul giriş ve çıkış saatlerinde güvenliğin sağlanması adına gösterdiği çaba da bu anlayışın bir yansıması olarak değerlendirilebilir.
Bir okulun kapısından içeri giren her çocuk, aslında bir ailenin en kıymetli emanetidir. O kapının önünde alınan her tedbir, yalnızca güvenliği değil; anne babaların iç huzurunu da korur. Sabah çocuklarını okula uğurlayan velilerin gözünün arkada kalmaması, büyük ölçüde görevini ciddiyetle yapan güvenlik görevlilerinin özverili çalışmaları sayesinde mümkün olur.
İşte tam da bu nedenle okul önlerinde görev yapan bekçilerin sorumluluğu yalnızca trafik düzeni sağlamak ya da giriş çıkışları kontrol etmek değildir. Aynı zamanda çocuklara güven hissi vermek, okul çevresinde huzur ortamını korumak ve olası riskleri önceden önleyebilmektir.
Kamu hizmeti, çoğu zaman alkış beklemeden yapılan fedakârlıkların adıdır. Yağmur altında, kavurucu sıcakta, soğuk gecelerde ya da kalabalığın içinde görev yapan insanlar, çoğu zaman yalnızca işlerini yaptıkları düşünülerek geçilir. Oysa her görev, arkasında büyük bir emek ve sorumluluk taşır.
Toplum olarak yalnızca olumsuzlukları değil, güzel örnekleri de konuşabilmeliyiz. Çünkü takdir edilen iyilik büyür. Görülen emek değer kazanır. Örnek davranışlar yeni örneklerin ortaya çıkmasına vesile olur. Hiçbir kamu görevlisi kusursuz değildir. Ancak görevini dürüstlükle, saygıyla, vicdanla ve sorumluluk bilinciyle yerine getirmeye çalışan insanların varlığı, toplumun devlete duyduğu güvenin en önemli yapı taşlarından biridir.
İsmail Dölek hakkında dile getirilen olumlu değerlendirmeler de, görev anlayışının yalnızca mesai saatleriyle sınırlı olmadığını; insan ilişkilerinde saygıyı, yardımseverliği ve sorumluluk duygusunu önceleyen bir yaklaşım sergilediği yönündedir.
Belki de gerçek kahramanlık tam olarak budur.
Gösterişli sözlere ihtiyaç duymadan, alkış beklemeden, sadece yapılması gerekeni en doğru şekilde yapabilmek…
Çünkü devleti güçlü kılan yalnızca kurumları değildir.
O kurumlara karakteriyle değer katan insanlardır.
Dolayısıyla, buradan kendilerine sevgi dolu selamlarımı iletirken; sağlık, mutluluk ve huzur dolu yıllar dilerim.
Sağlıcakla kalın.
Mehmet GÖKSELLİ
Editör Yardımcısı-Yazar-Denetmen















