Daha önce kaleme aldığım “Faiz Var, İcra Var… Çözüm Yok!” başlıklı yazımda da belirttiğim gibi, bugün milyonlarca vatandaşın beklentisi aslında çok net:
Faiz yükü hafifletilsin.
Gecikme cezaları silinsin.
Ana para makul vadelerle yeniden yapılandırılsın.
Çünkü vatandaşın derdi borcunu ödememek değil, borcunu ödeyebilecek nefesi bulmaktır.
Kredi kartı ve tüketici kredisi borçlarını ödeyemeyen milyonlarca vatandaş, adeta borç ve icra kıskacında yaşam mücadelesi veriyor. Muhalefet partileri tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulan, faiz ve gecikme borçlarının silinmesini, anaparanın uzun vadeli yapılandırılmasını ve sicil affı getirilmesini öngören teklifler ise bugüne kadar destek bulamadı.
Oysa devlet, geçmişte kendi alacakları için defalarca yapılandırma yoluna gitti. Vergi borçlarında faizler silindi, taksitlendirmeler yapıldı. Aynı anlayışın bugün ekonomik sıkıntılarla boğuşan vatandaşlar için de gösterilmesi gerekiyor.
Türkiye son yıllarda pandemi gördü, deprem felaketleri yaşadı, ekonomik krizlerle mücadele etti. Kiralar katlandı, temel gıda fiyatları vatandaşın belini büktü. Milyonlarca insan kredi kartıyla yaşamını sürdürmeye çalışırken, borçlarını çeviremez hale geldi. Bugün icra dosyalarının sayısının milyonlarla ifade edilmesi tesadüf değildir; bu tablo ekonomik gerçeklerin bir sonucudur.
Elbette bankacılık sistemi korunmalı, elbette finansal istikrar bozulmamalıdır. Ancak sosyal denge de korunmalıdır. Çünkü toplum nefes alamıyorsa ekonomi ayakta değildir.
Bu yüzden çözüm ne sınırsız bir af ne de tamamen katı bir sistemdir. Orta yol; faiz ve gecikme cezalarının silindiği, ana paranın ise vatandaşın gerçek ödeme gücüne göre yeniden yapılandırıldığı bir modeldir.
Bir başka gerçek daha var.
Kredi kartı borçları, tüketici kredileri, sicil affı ve yapılandırma konusunda muhalefet partileri tarafından yıllardır Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne çeşitli teklifler sunuluyor. Ancak bu teklifler ya komisyonlarda bekliyor ya da yeterli destek görmediği için yasalaşamıyor.
Vatandaşın aklındaki soru ise giderek büyüyor:
Milyonlarca insanın hayatını doğrudan ilgilendiren bu düzenlemeler neden hayata geçirilmiyor?
Yoksa çözüm için seçim zamanı mı bekleniyor?
Eğer ortada gerçek bir mağduriyet varsa, bunun çözümü siyasi takvimlere bırakılmamalıdır. Çünkü vatandaşın borcu seçimden seçime artmıyor; her gün büyüyor. İcra dosyaları seçim tarihine göre çoğalmıyor; her gün yeni dosyalar ekleniyor.
Bu nedenle beklenti siyasi polemik değil, ortak akıldır. İktidarıyla muhalefetiyle herkesin, milyonlarca vatandaşın nefes almasını sağlayacak adımları gecikmeden atması gerekiyor.
Çünkü bugün en büyük sorun şudur:
İnsanlar çalışıyor ama yetiremiyor.
Yetiremeyince borçlanıyor.
Borçlanınca daha da zorlanıyor.
Ve bu döngü kırılmazsa mesele ekonomi olmaktan çıkıp umut meselesine dönüşüyor.
Bu sadece ekonomik değil, aynı zamanda bir adalet meselesidir.
Devlet kendi alacaklarını yapılandırabiliyorsa, vatandaşın borçları için de çözüm üretmelidir. Büyük borçlar için formüller aranırken, küçük borçların icra kapılarında büyümesine seyirci kalınmamalıdır.
Çünkü sistem vatandaşta şu algıyı oluşturmamalıdır:
“Büyüksen borç fırsattır, küçüksen borç yüktür.”
İşte asıl kırılma noktası budur.
Bugün Türkiye’de milyonlarca insan borç yükü altında yaşam mücadelesi veriyorsa, bu artık sadece bireysel bir sorun değil, toplumsal bir mesele haline gelmiştir.
Ekonomi sadece büyüme rakamlarıyla ölçülmez.
Ekonomi vatandaşın nefesiyle ölçülür.
İşçi ayaktaysa ekonomi ayaktadır.
Emekli nefes alıyorsa toplum dengededir.
Esnaf ayakta kalabiliyorsa çarşı canlıdır.
Ama vatandaş boğuluyorsa, istikrar yalnızca rakamlarda kalır.
Bugün yapılması gereken şey yükü artırmak değil paylaşmak, beklemek değil çözüm üretmektir.
Çünkü ekonomik sistemler sadece parayla değil, adalet duygusuyla ayakta kalır.
Milyonlarca insanın beklentisi af değil; ödeyebileceği şartlarda adil bir yapılandırma, sicil affı ve yeni bir başlangıç fırsatıdır.
Bu nedenle sorulması gereken soru hâlâ cevabını bekliyor:
Faiz var… İcra var… Peki çözüm nerede?
Sicil affı ve yapılandırma neden çıkmıyor?
Araştırmacı Yazar | İsmail Yaman
📧 yazarismailyaman@gmail.com
📞 WhatsApp: 0541 850 78 84















