Bir toplumun vicdanı, en çok desteğe ihtiyaç duyan vatandaşlarına nasıl davrandığıyla ölçülür.
Bugün ülkemizde milyonlarca engelli vatandaşımız yalnızca sağlık sorunlarıyla değil; geçim sıkıntısıyla, işsizlikle, ağır bürokrasiyle, rapor süreçleriyle ve her işlemde yeniden kendisini ispat etmek zorunda bırakılmanın yorgunluğuyla mücadele ediyor.
Peki engellinin bürokrasiden çektiği bu zulüm nedir?
Engelli olmak zaten başlı başına zorlu bir hayat mücadelesidir.
Buna bir de ekonomik sıkıntılar, işsizlik, ulaşım sorunları, erişilemeyen kaldırımlar, uygun olmayan kamu binaları ve bitmek bilmeyen evrak işleri eklenince yaşam daha da ağırlaşıyor.
Engelli vatandaşın önündeki engel yalnızca fiziksel değildir.
Bazen bir kaldırım, bazen çalışmayan bir asansör, bazen iş vermeyen bir işveren, bazen de vatandaşın önüne konulan bir evrak dosyası engel oluyor.
En ağır engellerden biri ise bürokrasi engelidir.
SÜREKLİ RAPOR VARKEN NEDEN YENİDEN RAPOR?
15 Ocak 2025 tarihinde yürürlüğe giren düzenlemeler sonrasında engelli vatandaşların rapor ve hak süreçleri konusunda yaşadığı mağduriyetlerin daha fazla tartışılması gerektiğini düşünüyorum.
Burada çok açık bir soru sormak istiyorum:
Sürekli engelli sağlık kurulu raporu bulunan bir vatandaşa neden yeniden rapor al deniliyor?
Bir engelli vatandaş sağlık kuruluna giriyor.
Bir doktor…
İkinci doktor…
Başka bir branş…
Sağlık kurulu…
Gerekirse itiraz…
Sonra başka hastane…
Sonra hakem hastane…
Bütün bu süreçlerden geçerek engellilik durumu tespit ediliyor.
Peki yıllardır değişmeyen bir hastalık için vatandaş neden tekrar tekrar aynı süreci yaşamak zorunda bırakılıyor?
Bir hastalığın değişmediğini kabul eden sağlık kurulunun kararına neden sürekli şüpheyle yaklaşılıyor?
Sürekli rapor, adından da anlaşılacağı gibi vatandaşın engel durumunun sürekliliğini ortaya koyan bir belgedir.
Mevzuatta da engel durumunun sabit kalması veya artması beklenen hastalıklar için sürekli rapor düzenlenmesi öngörülüyor.
Ayrıca kazanılmış hakların korunmasına ilişkin hükümler ve rapor bilgilerinin elektronik sistem üzerinden kamu kurumlarıyla paylaşılmasına yönelik düzenlemeler bulunuyor.
O zaman teknoloji çağında hâlâ engelli vatandaşa:
“Git, yeniden rapor al.”
demek neden?
ENGELLİ KARDEŞİMİZ HER SEFERİNDE KENDİNİ İSPATLAMAK ZORUNDA DEĞİL!
Engelli vatandaşlarımız artık her kamu kurumunda, her başvuruda, her işlemde hastalığını ve engelini yeniden anlatmak istemiyor.
Çünkü engelli vatandaşımız kendisini defalarca ispatlamak zorunda değildir.
Sağlık kurullarının, uzman doktorların ve gerektiğinde hakem hastanelerin verdiği kararlar yok sayılmamalıdır.
Elbette sağlık durumunda gerçek bir değişiklik varsa yeniden değerlendirme yapılabilir.
Ama hastalık aynıysa, engel durumu değişmemişse, sürekli rapor geçerliyse ve mevzuat gereği yeniden değerlendirme zorunluluğu bulunmuyorsa vatandaş yeniden hastane kapılarında süründürülmemelidir.
Bu sadece bürokrasi değildir.
Bu, engelli vatandaşın hayatından zaman çalmak…
Parasını harcatmak…
Yakınını yanında götürmek zorunda bırakmak…
Ulaşım çilesi yaşatmak…
Saatlerce hastane koridorlarında bekletmek…
Ve en önemlisi, “Sen gerçekten engelli misin?” der gibi her defasında kendisini yeniden ispat ettirmektir.
İşte ben buna engelliye bürokrasi yoluyla engel olmak diyorum.
BALTHAZARD VE ENGEL ORANI MAĞDURİYETİ
Daha da üzücü olanı, Balthazard cetveli veya değerlendirme yöntemlerindeki değişiklikler nedeniyle bazı vatandaşların engel oranlarının düşürülmesi ve buna bağlı olarak maaşlarını ya da sosyal haklarını kaybetmesidir.
Hastalık aynı hastalıkken sadece hesaplama yöntemi değişti diye insanların hayatı altüst edilmemelidir.
Hak kayıplarına yol açabilecek uygulamalar yeniden gözden geçirilmelidir.
Bir vatandaş yıllarca sahip olduğu haklara güvenerek hayatını planlamışsa, mevzuat değişikliği nedeniyle bir anda sosyal destekten mahrum bırakılmamalıdır.
Kazanılmış haklar korunmalıdır.
HAKEM HASTANE SÜRECİ DE İNSAN ONURUNA UYGUN OLMALI
Rapora itiraz etmek elbette vatandaşın hakkıdır.
Ancak itiraz sürecinin kendisi ikinci bir mağduriyete dönüşmemelidir.
İl Sağlık Müdürlüğü…
Farklı hastaneler…
Sağlık kurulları…
Hakem hastaneler…
Ve gerektiğinde mahkemeler…
Zaten sağlık problemi yaşayan bir insana bu kadar uzun ve yorucu bir süreç yüklenmemelidir.
Mevzuatta raporlara itiraz için belirli süreler ve hakem hastane süreci düzenlenmiş durumda.
Ancak vatandaşın hakkını araması kolaylaştırılmalıdır.
Ben burada engelli kardeşlerime de çağrıda bulunuyorum:
Hak kaybına uğradığınızı düşünüyorsanız yalnız kalmayın.
Derneklerle, hukukçularla ve hak savunucularıyla birlikte hareket edin.
Mevzuatın izin verdiği itiraz ve dava yollarını kullanın.
Hakkınızı arayın.
Çünkü hak aranmazsa, bürokrasi daha da büyür.
ENGELLİNİN SORUNU SADECE RAPOR DEĞİL
Engelli vatandaşlarımızın sorunları sadece rapordan ibaret değildir.
Sokağa çıktığında kaldırım engeliyle karşılaşan…
Rampası araçlar tarafından kapatılan…
Bozuk asansör nedeniyle toplu taşımayı kullanamayan…
Yaya geçidinde güvenli şekilde karşıya geçemeyen…
Kamu binasına bağımsız giremeyen…
İş bulmakta zorlanan…
Eğitimde destek alamayan…
Kendi evinde bile bağımsız hareket edemeyen vatandaşlarımız var.
Engelli vatandaşın hayatındaki her küçük ayrıntı, bazen büyük bir mücadeleye dönüşüyor.
İŞSİZLİK DE BİR ENGELDİR
Kanun, belirli büyüklükteki iş yerlerine engelli çalıştırma zorunluluğu getiriyor.
Ancak hâlâ iş bulamayan binlerce engelli vatandaşımız var.
Oysa engelliler yardım değil, fırsat istiyor.
Üretmek…
Çalışmak…
Kendi parasını kazanmak…
Kendi ayakları üzerinde durmak…
Toplumun içinde eşit birey olarak yaşamak istiyor.
Engelli istihdamında kota uygulaması gerçekten denetlenmeli, işverenlere güçlü teşvikler verilmeli, uzaktan ve esnek çalışma imkânları artırılmalıdır.
Kendi işini kurmak isteyen engellilere hibe ve destekler artırılmalı, başvuru süreçleri sadeleştirilmelidir.
EĞİTİMDE ENGEL OLMASIN
Engelli çocuklarımızın eğitim hakkı da eksiksiz sağlanmalıdır.
Görme engelli öğrenci için erişilebilir kitap…
İşitme engelli öğrenci için işaret dili ve altyazı…
Özel gereksinimli çocuklar için uygun eğitim ortamı…
Yardımcı personel…
Erişilebilir okul ve ulaşım…
Bunların tamamı eğitim hakkının bir parçasıdır.
Bir çocuğun engelli olması, onun geleceğinin daha baştan sınırlandırılması anlamına gelmemelidir.
AİLELER DE UNUTULMAMALI
Engelli bireyin yanında çoğu zaman ailesi de büyük bir mücadele veriyor.
Anne veya baba işinden ayrılmak zorunda kalabiliyor.
Bir aile ferdi bütün gün bakım sorumluluğunu üstlenebiliyor.
Bu nedenle engelli bireye destek verilirken, bakım veren aile de desteklenmelidir.
Evde bakım, gündüz bakım, geçici bakım, psikolojik destek ve sosyal destek hizmetleri ülkenin her yerinde yaygınlaştırılmalıdır.
ENGELLİYE ENGELSİZ KONUT
Engelli vatandaşın yaşadığı ev de erişilebilir olmalıdır.
Dar kapılar…
Yüksek eşikler…
Uygun olmayan banyolar…
Asansörsüz binalar…
Bunların her biri engelli vatandaşın bağımsız yaşamını zorlaştırıyor.
Sosyal konut projelerinde engellilere ayrılan konut sayısı artırılmalı ve bu evler gerçekten erişilebilir yapılmalıdır.
DİJİTAL DÜNYADA DA ENGEL OLMASIN
Artık birçok işlem internet üzerinden yapılıyor.
Ama dijital hizmetler erişilebilir değilse teknoloji yeni bir engel hâline geliyor.
Devlet kurumlarının internet siteleri ve mobil uygulamaları görme, işitme ve diğer engel gruplarının ihtiyaçlarına uygun hâle getirilmelidir.
Teknoloji engellinin düşmanı değil, yardımcısı olmalıdır.
AFETLERDE ENGELLİ UNUTULMASIN
Deprem, yangın ve sel gibi afetlerde engelli vatandaşlarımız için özel planlar hazırlanmalıdır.
Toplanma alanları erişilebilir olmalı…
Acil durum duyuruları görme ve işitme engelliler için uygun hâle getirilmeli…
Tahliye planlarında engelli vatandaşların ihtiyaçları önceden belirlenmelidir.
Çünkü afet geldiğinde engelli vatandaşın “Beni kim kurtaracak?” diye düşünmek zorunda kalmadığı bir sistem kurulmalıdır.
ÇÖZÜM VAR!
Engelli vatandaşlarımızın talebi ayrıcalık değildir.
İstedikleri şey; hak ettikleri sosyal güvencenin korunması, yeterli gelir desteği, erişilebilir istihdam, sağlık hizmetlerine kolay ulaşım ve insan onuruna yakışır bir yaşamdır.
Bu nedenle somut çözüm önerilerimi de sıralıyorum:
1. TEK RAPOR, TEK SİSTEM
Sürekli engelli raporu bulunan vatandaş aynı hastalık için tekrar tekrar hastaneye gönderilmemelidir.
Kamu kurumları raporu ortak dijital sistem üzerinden doğrulamalıdır.
2. YENİDEN KENDİNİ İSPAT ETME DÖNEMİ SONA ERMELİ
Engelli vatandaşın sağlık durumunda değişiklik yoksa, geçerli sürekli raporu varsa ve mevzuat gereği kontrol muayenesi gerekmiyorsa yeniden rapor alma zorunluluğu kaldırılmalıdır.
3. ENGELLİ HAKLARI KORUMA BİRİMİ KURULMALI
Her ilde engelli vatandaşın rapor, maaş, istihdam, bakım ve sosyal haklar konusunda başvurabileceği ücretsiz bir danışma ve hak takip birimi oluşturulmalıdır.
4. HAKEM HASTANE SÜRECİ HIZLANDIRILMALI
İtirazlarda engelli vatandaş aylarca bekletilmemeli, süreç için yasal süre sınırları etkin biçimde uygulanmalıdır.
5. KAZANILMIŞ HAKLAR KORUNMALI
Yönetmelik değişiklikleri nedeniyle yıllardır elde edilmiş sosyal haklar bir anda ortadan kaldırılmamalıdır.
6. ENGELLİ İSTİHDAM GARANTİSİ GÜÇLENDİRİLMELİ
Kotalar denetlenmeli, işe alınan engelli vatandaşın çalışma ortamı erişilebilir hâle getirilmelidir.
7. ENGELSİZ KENT PROJESİ HAYATA GEÇİRİLMELİ
Kaldırım, rampa, yaya geçidi, otobüs, durak, kamu binası ve sosyal alanlar erişilebilir hâle getirilmelidir.
8. ENGELLİ AİLE DESTEK PROJESİ KURULMALI
Bakım veren ailelere maddi desteğin yanında geçici bakım, gündüz bakım ve psikolojik destek sağlanmalıdır.
9. ENGELSİZ KONUT PROJESİ YAYGINLAŞTIRILMALI
Engelli vatandaşların bağımsız yaşayabileceği erişilebilir sosyal konutlar artırılmalıdır.
10. ENGELSİZ DİJİTAL DEVLET KURULMALI
Engelli vatandaşın hiçbir kamu hizmetinde başkasının yardımına mecbur kalmadığı erişilebilir dijital sistem kurulmalıdır.
ENGELLİNİN AHI AĞIRDIR!
Devletimizin engellilere yönelik önemli sosyal destekleri bulunmaktadır.
Ancak sosyal devlet yalnızca yardım vermek değildir.
Sosyal devlet aynı zamanda vatandaşını gereksiz bürokrasiden korumaktır.
Bir engelliyi saatlerce hastanede bekletmemektir.
Sürekli raporu varken gereksiz yere yeniden rapor istememektir.
Aynı hastalığı tekrar tekrar anlatmak zorunda bırakmamaktır.
Vatandaşın elindeki sağlık kurulu kararına saygı göstermektir.
Engelliyi her seferinde yeniden kendini ispatlamak zorunda bırakmamaktır.
Çünkü engelli vatandaşımızın zaten hayatında yeterince engel var.
Bir de biz engel olmayalım.
ENGELLİYE ENGEL OLMAYIN!
Engellinin ahı ağırdır.
Hiç kimse, hakkını arayan engelli vatandaşlarımızı gereksiz bürokrasiyle yormamalıdır.
Engelli kardeşlerimizin sağlık kurullarında, hastanelerde, kamu kurumlarında ve sosyal hayatta yaşadığı her gereksiz zorluk, toplum olarak hepimizin vicdanını ilgilendirir.
Unutmayalım:
Bugün sağlam olan herkes yarının engelli adayıdır.
Engellilere yapılan her kolaylık aslında toplumun tamamına yapılan yatırımdır.
Çünkü engelli vatandaşlarımızın ihtiyacı acınmak değil;
Anlaşılmak,
desteklenmek,
haklarının korunması
ve insan onuruna yakışır şekilde yaşamaktır.
Engelliye engel olmak yerine, onların önündeki engelleri kaldırmak hepimizin ortak sorumluluğudur.
Güçlü Türkiye, engelli vatandaşının kendisini güvende, değerli ve eşit hissettiği Türkiye’dir.
ENGELLİYE ENGEL OLMAYIN!
Araştırmacı Yazar | İsmail Yaman
📧 yazarismailyaman@gmail.com
📞 WhatsApp: 0541 850 78 84
















