Rozet, yakaya iliştirilen, semboldür. Remzi, hayatımın rozetini, süs için takmadım, diyordu.
Remzi, yıllar sonra süs için takmadığı, roetinin hikayesini anlattı.
Dersler başlamadan iki gün önce, kaydımızı yaptırmış ve üniversiteli olmuştuk. Okulun açıldığı gün ders programını aldık. Amfinin yerini öğrendik ve arkadaşla birlikte Sultan Ahmet’e yürüdük. Sultan Ahmet meydanını ve dikili taşları görmeyi arzuluyorduk.
Yolumuz üzerinde, rozet satıcısını görünce, okulumuzun rozetini gözlerim aradı. Dkkat etmeme rağmen göremedim. Satıcıya, hukuk fakültesinin rozetini almak istediğimi belirttim. Satıcı eliyle koymuş gibi rozeti çıkarttı.
Satıcı, bu rozeti üniversite öğrencisi takar. Sen başkasına mı alıyorsun, dedi.
Satıcıya baktım ve mahcup oldum. Ünivesiteyi bu yıl kazandım, dedim.
Satıcı, desene üniversiteler de çocuk yuvası oldu. Sen daha çocuk gibisin. Ne zaman liseyi bitirdin. Boyun kısa, zayıf ve sakalın daha çıkmamış, dedi.
Satıcıya; kayıt memuru, boyuma bakmadı, sakalı, yaşı sormadı ve tartı işine girişmedi. “Akıl yaşta değil baştadır,” şeklinde düşündü herhalde. Arkadaşım söze karıştı. Üniversite yıllarında, boyu uzar, kilo alır ve de sakalı çıkınca yanına uğrar, dedi. Satıcıyla iyi günler diyerek ayrıldık. Arkadaşımız edebiyat fakültesi, tarih bölümünde okuyordu. Tarihi eserleri, dikili taşları ve Sultan Ahmet camisini anlattı. Heyecanlıydı sanki kulağımıza nal sesleri ve çığlıklar geliyordu. Savaşlar ve zindanlar ilgimizi çekiyordu.
İmparatorluğun geçirdiği buhranlarını yaşyor gibiydik.
Hukuk ve adaletin gerekliliğini anlattı. Üstünlerin hukuku söz konusu değildi. Çalışanın başaracağına inanıyorduk. Yönetenler vatandaşına eşit uzaklıkta olmalıydı.
Remzi, o gün aldığım rozet hiç yakamdan çıkmadı. Yalnız ilk rozeti taktığım ceketimi, bir daha ki buluşmamızda size göstermeyi çok istiyorum. Ne kadar küçük kaldığına inanamayacaksınız. Üniversite ikinci yılından sonra boyum uzadı kilom arttı. Fakat rozet satıcısı beni tanımadı.
Satıcıya güzel bir çanta hediye almıştım. Birkaç yıl sonra satıcıyı bir daha göremedim.
Satıcı şimdi görse, suratımda oluşan çizgilerin derinliğini avukatlığın zorluğunu anlardı. Aldığım kiloları vermek için ekmek ve tatlı yeme diye hanımla olan kavgamıza tanık olsaydı.
Ayrılmadan önce, aynı okul mezunu arkadaşın, ilk rozeti taktığın, ceketinin rengini söyleyebilirim, demesine çok şaşırdım ve duygulandım. Böyle bir zekâ olmaz, dedim. Arkadaş o gün ki gömleğinin rengini de biliyorum demesine bayıldım. Öteki arkadaş ise, altı karton ayakkabı yine alıyor musun? Diye sordu. Arkadaşın böyle bir anımı unutmamasına da şaşırdım. Arkadaşlar sizleri çok seviyorum, bir yıl sonra aynı yerde buluşmak üzere, dedim.
Dünden bugüne ve bugünden yarına ışık tuttuğu rozetimi tekrar yakama taktım.
Hasan TANRIVERDİ














