İKİ BİN YILLIK EVLER
Geçmişi yaşatmak, medeni toplumların günümüze kadar getirdiği önemli bir kültürel hazinedir. Bu hazineler çiçeklerle, yeşil örtüyle süslenir ve her zaman güzelliğini korur.
Batı bu bilgiye iki yüz yıl önce ulaşmışken, bizlerin geri kalmış olması, üzüntü verici. Şehrin parkları büyük ve çiçekler arasında. Her taraf ağaçlarla süslenmiş durumda. Bir çöp bulamazsın. İnsana saygı bu kadar mı ön planda.
Yan masada oturan orta yaşlı iki kişi, bize baktı. Dediğin rakamlar bizim evler için hiçbir şey, dedi. Gayrı ihtiyari ne demek? Dedim.
Bize yakın oturan, şapkasını çıkarttı, çayından son yudumunu aldı. Arkadaşına işin yoksa arkadaşlar köyümüzü gezdirelim, dedi.
İki bin yıl önce yapılmıştır ki çatısında, duvarında ve kapısında hiçbir değişme olmadığı gibi bir çivi dahi çakılmamıştır. Malik hanemizin kenarları, beyaz ve bir iki tane kırmızı değişik çiçeklerle de sarılıdır, dedi.
İşiniz yoksa veya istediğiniz boş gününüzde sizleri köyümüze götürürüz, dedi.
İki bin yıl dile kolay, değişmemiş, ayrıca çivi dahi çakılmamış evler. Bizlerde, eski evleri yıktık attık. Yerine hiçbir özelliği olmayan beton evler diktik. Eski köy evlerimizin altı inek ahırıydı. Ahırın üzeri ise yaşadığımız ortamdı. İki veya üç oda, aşhane ve kara ateş yanan davlumbazdan ibaretti.
Aşhaneden ahıra da iniliyordu. Ahırın dışarıdan kapısına gece gitmektense içeriden iniyordun. Üzeri çatıydı. Tahta ile tavanlıydı. Bu tür şahane tarihi evlerimizi koruyamadık. Korunan evleri görmek için bugün buluşacağız.
Buluştuk ve otuz kilometrelik yola çıktık. Kasabada öğretmenler olarak, bizi kısmen duymuşlardı. Düz çayırlık bir ova. Köy görünmüyordu. İlginç, dedim. Arabayı bıraktılar ve merdivenle köye inmeye başladık. Ihlara vadisi gibi, indik.
Merdiven geniş basamaklarıyla rahat yürünüyordu. En az yarım saat indik. Bir sargılı yere yanaştık. Çevrili içeri büyük bir kapı açılıyor, ama demir parmaklıklı. Parmaklı kapıdan geçtik ve evin asıl kapısına geldik.
Ayaklarımızı çıkarıp içeriye girdik.
Heyecanlıydı, resmen ağzımız açık kaldı. Çünkü burası mağaraydı. Adam samimi bir şekilde evet malik hanemiz mağaradır, dedi. Her taraf ışıl ışıldı. Koridor, odalar salon döşeliydi. Burada on iki oda ve iki büyük salon ve beş tane koridor vardır, dedi.
Geniş bir mutfak, çok büyük bir salon, normal evden daha büyüktü. Mağara evimiz kışın sıcak ve yazın serindir, dedi. Belki yüz metre aşağıya inmiştik. Yan tarafta geniş bir mağarada inek ve koyunlar içindir, dedi.
Yörenin coğrafyasına, nüfusuna ve sağlığına uygunluğu tartışılmaz, dedi. Gül çiçeklerimiz koyunlarımızdır, yanındaki köpek ve atlarımızda karanfillerimizdir, dedi.
Birlik ve beraberlik içerisinde yaşarız. Her şeyimiz vardır. Alışveriş için Kasabaya gideriz, dedi.
İki bin yıllık mağara evimizi aynen koruyoruz, dedi.
Heyecanımız kısmen olsun gitti ama mağara eve de hayran olduk.
Hasan TANRIVERDİ















