ÇUKURUN ÇAMURU
Yaşayış tarzımızdan, cehaletimiz hortluyor ve çukurun çamuruyla kucaklaşıyoruz.
Çukurun çamuru ile kucaklaşmak…
Hissi davranışımız, yaşam mücadelesi vermede, akıllı hareket etmeyi engelliyor. Bunun sonucunda, soğuk havaya karşı dikkatsizlik ve çukurun çamurunu boyluyoruz. Boylamak çok normal, çünkü boy 1.75, kilo ise 95. İşte çukurun çamuruna adaysın.
Bu değerlere sahip bir birey, hiçbir şey bilmiyorsa kilolu görünme meraklısıdır, diyebiliriz. Bu merak onu çukurun karanlık çamuruna itiyor. Çamurda çırpınması, dikkatsizlik mi yoksa bilgisizlik mi?
Beslenme temel ihtiyacımızdır. Fakat besleneceğim diye “ne bulursan midene doldur,” eylemi anlamına gelmez. Besinlerin de yapısal, enerji ve düzenleyici özellikleri olanlarını ölçüyü kaçırmadan vücuda almak gerekir.
Besinlerin alınmasında ölçü, boyunun uzunluğu ve kilodur. Belli yaştan sonra boyun uzamayacağına göre, kilona dikkat edeceksin. Kilo aldıkça çamura batıyorsun, demektir.
Çamura batmış olmak, yaşantını olumsuz etkileyecektir. Bu olumsuzluklar, bir yerlerinde arıza belirtisi başlatacaktır. Bu durum çukurun çamurunun marifetidir.
Çamuru boyladıktan sonra, film çektir. Film de oyna, rol yap sökmüyor. Çünkü birim yapına o eziyeti çektirmeyecektin.
Beden ve ruh sağlığı olarak, çukura düşmemen gerekmektedir. Çukura düşmeyi, yolda yürürken düşmek olarak algılamayınız. Olay öyle değil. Olay birim yapılarımızın nazikliğini, hassaslığını besine, mikroba ve soğuğa karşı korumaktır.
Birim yapımızı korumak, beslemesini sağlamaktır. Sağlıklı olmazsa çukura gidersin. Ama fark edemezsin. Sonradan ilaçları sıralarsın.
Kilon sinyal veriyor, farkında değil misin?
Çukurun çamuru, karanlığa ilk adımla başlayan, yaşam tarzımızı belirliyor. Bu belirleme iyi olmayan kazanımları boynumuza sarıyor. Bize kolye gibi taşıtıyor.
Kolyenin farkında olmayan kişi, zamanla zor şartlarda doktora baş vuracaktır. Çukur böyle bir yaşam şekli tayin ediyor. Yaşamın yönünü baştan tayin etmiyor, sonradan uyarıları veriyor. Bu uyarılar genelde geri dönüşü olmayan türden de olabiliyor.
Çukur son durak değil ama aralarında, organik bağ olduğu söyleniyor.
Çukurun çamuru, hayatın engellerini destekliyor. Bu durumda çile üstüne çile başlıyor. Çileli hayat eskilerde de gerçekleşmiştir. Yalnız çamurun marifeti ortada iken, kimse çukur konusunu gündeme getirmez. Bu tür seslere kulak asmaz, görmezden gelir ve de kabullenmez.
Beslenmeyi, mikropları ve diğer etkenleri dikkate almazsak, günlerin zehir içerisinde geçmesine neden olacaktır.
Çukurun çamuruyla kucaklaşmamak için hayatı iyi tanımalıyız.
Hasan TANRIVERDİ














