KENDİME MEKTUPLAR
Mektup nedir ve nasıl yazılır? Başlığında beyaz kâğıtta denedim karalamayı. Karaladım onca beyaz sayfaları, isteklerim adına.
Kalbimin coşkusunu, itinayla yansıtıyorum beyaz sayfaya. Sevgi üzerine duyduğum, ilk kelimeyi ve güzellikle ilgili öğrendiğimi cümleye yerleştirmenin zorluğunu çekiyorum. İstediğimi beyaz sayfaya dökemeyince, yırtmak yerine belki bir gün, diyerek saklıyorum.
Kendime mektuplar böyle başladı, atmadım ve birikti. Bir demet oldu. Bazen okudum, üzüldüm ve kalbim daraldı. Hissi olarak, etkilendiklerime özen gösterdim. Bazen de sevgime verilmeyen cevaba, gülüp geçtim. Gülüp geçerken sevindiğim de olmuyor, değildi.
Çoğu zaman kendimi suçladığım da oluyordu. Çünkü bazı kelimeler, satırlara sığmayan cümlelerde kendine yer bulamıyordu. Cümlelere uyum sağlayacak, sevgiye neden olacak kelimeleri, bulamıyor ve bulsam da yerleşmiyor ve sıkıntı çekiyordum.
Tan yerinin ağardığı zamanda yazılan ve sevgiye has mektuplarda, kelimelerin yeri belli olur, dediler. Öyle yaptım. Tan yeri ışığını göndermeye başladığında, yazdım ve onu da sakladım. Bu defa kelimeleri cümlelere saklamayı başarmaya başladım. Doğal olarak bu mektupları da sakladım.
Kendime mektupların ilginçlerinden bazılarını da siyasilere yazdıklarımdı. Siyasilere mektup yazmayı düşünürken, hoş görülü ve farklı düşüncelere karşı olmayan mütevazi kişilikleri düşündüm. Bunların başında Türk siyasi hayatında en etkili olanı Demirel’di.
Demirel’e yazmayı düşündüm ve yazdım fakat iyi olmadığını bildim ki göndermedim ve sakladım. Böylece saklıyorum ama içime olanları dışarı döküyorum diye yazmaya başladım. Bunlar arasında: Hasan Celal Güzel, Avni Akyol ve Kıbrıs cumhur başkanı, Rauf Denktaş’a da yazdım.
Sanatçılara da mektuplarım oldu. Onları da göndermedim. Mektup yazıyor ve göndermiyordum. İyi de yazsam alışkanlık oldu ve saklıyorum.
Kardeşime yüz yetmiş tane mektup yazdım ve saklıyorum. Kardeşime yazdığım mektupların içeriğini beğeniyorum. Çünkü günlük gibi bir yazı dizisi. Ülkenin durumunu çıkmazlarını öngörümle bir araya getirip yazıyorum. Bugün okuduğumda çok ilginç konulara değinmişim.
Öğretmenime yazdığım mektubu, göndereceğim gün vefatını haber aldım. Çok üzüldüm, o mektubu da büyüklerime, son mektubum olarak saklıyorum.
Gülhane parkının boğazı, halici ve Kadıköy’ü gören masasında yazdığım ve kontrol edemediğim duygularımı içeren mektubuma da cevap alamadım. Yıllar sonra aynı masa da oturdum. Çay içtim ve kalktım Sirkeci’ye indim.
Anılar ve mektuplar diyerek, okuyor ve yılların esintisini hissediyorum.
Hasan TANRIVERDİ















