Teknolojinin hayatımızın merkezine oturmasıyla birlikte, iletişim dilimiz de köklü bir değişim geçirdi. Eskiden uzun uzadıya yazılan mektupların, telgrafların veya resmi yazışmaların yerini artık anlık mesajlar ve bu mesajların ruhunu yansıtan emojiler aldı. Peki, bu dönüşüm resmiyetin, ciddiyetin ve en önemlisi hukukun sınırlarına dayandığında ne oluyor? Bir köşe yazarı olarak, geçtiğimiz günlerde karşılaştığım ve üzerine uzun uzun düşünülmesi gereken bir hukuki yazışma pratiğini sizlerle paylaşmak istiyorum.
Düşünün ki, ailevi meselelerin, miras tartışmalarının ve ağır iddiaların ortasında kalmış bir vatandaşsınız. Karşı tarafın avukatlarına hitaben; hakkınızdaki iddiaların asılsız olduğunu , gizli ses ve kamera kayıtlarıyla manipülasyon yapıldığını , vasilik sıfatının hukuken sona erdiğini anlatan ve nihayetinde meseleyi uzlaşarak çözmeye davet eden kapsamlı bir ihtar metni gönderiyorsunuz. Cümlelerinizi bir yazar titizliğiyle , hukuki dayanakları sıralayarak kuruyorsunuz. Karşı taraftan gelecek resmi, ağırbaşlı ve hukuki terimlerle dolu bir cevap beklerken gelen yanıt ne oluyor biliyor musunuz?
Sadece bir emoji: 🤔 (Düşünen Yüz).
İlk bakışta gayriresmî, hatta absürt gelebilecek bu durum, aslında modern çağın iletişim krizini ve hukukun dijitalleşen yüzünü gözler önüne seriyor. Bir avukatın, bunca ağır ithamın, ceza davası tehdidinin ve uzlaşma çağrısının altına sadece sarı bir yuvarlak ve çenesine yaslanmış bir el ikonu bırakması ne anlama gelir?
Hukuk penceresinden bakarsak, bu hamle kelimenin tam anlamıyla bir “stratejik ketumiyet” örneğidir. Avukat, müvekkilinin haklarını korumak adına yazılı bir beyanda bulunup aleyhine delil yaratmak istemiyor olabilir. Tek bir emojiyle hem “Mesajınızı aldım ve inceliyorum” diyor hem de herhangi bir hukuki taahhüt altına girmekten kaçınıyor.
Ancak meselenin bir de psikolojik ve insani boyutu var. Adliye koridorlarının o soğuk, resmi ve mesafeli dili, akıllı telefonların ekranında ciddiyetini kaybediyor mu? Karşı tarafa yönelik bu ironik duruş, hukuki bir tartışmayı hafifletiyor mu, yoksa ateşe körükle mi gidiyor? Yazılan onca haklı isyana ve gerçeğin haykırışına karşı takınılan bu “düşünceli” tavır, bir rest çekme mi yoksa zamana yayma taktiği mi?
Geldiğimiz noktada dünya mahkemeleri artık emojileri birer irade beyanı, sözleşme onayı veya tehdit unsuru olarak kabul etmeye başladı. Gelecekte belki de davalar, kelimelerin değil emojilerin arkasındaki gizli niyetlerin analiziyle çözülecek.
Yazımı, bu olayın özündeki o sitemkar ve vakur duruşa saygı duyarak bitirmek istiyorum. Bir yazarın kalemi ne kadar güçlü, iddiaları ne kadar somut olursa olsun; dijital çağın getirdiği bu yeni dil karşısında bazen en büyük hukuki stratejiler bile tek bir sembole indirgenebiliyor. Şimdi sorma sırası bizde: Hukukun ciddiyeti mi emojileşiyor, yoksa emojiler mi hukukun yeni silahı oluyor? 🤔













