Bir ülkede vatandaşın devlete olan güvenini güçlendiren en önemli unsurlardan biri, adaletin gerçekten çalıştığını görmektir.
Sokakta uyuşturucu satanın, insanları dolandıranın, suç örgütü kuranın, kamu makamlarını kendi çıkarı için kullanmaya çalışanların karşısında devletin güçlü durması gerekir.
Çünkü devlet geri çekildiğinde suç örgütleri büyür. Devlet kararlı olduğunda ise suç örgütlerinin hareket alanı daralır.
Son dönemde ortaya konulan mücadeleye baktığımda benim gördüğüm tablo tam olarak budur.
Türkiye’de suçla mücadele yalnızca birkaç operasyonla sınırlı kalmıyor.
Organize suç örgütlerinden uyuşturucuya, kripto para trafiğinden dolandırıcılık şebekelerine, firari suçlulardan geçmişte çözülememiş cinayet dosyalarına kadar genişleyen bir mücadele yürütülüyor.
İşte tam da bu noktada Adalet Bakanı Sayın Akın Gürlek’in ortaya koyduğu kararlı iradeyi özellikle önemli buluyorum.
Sayın Gürlek’in suç örgütleriyle mücadelede ortaya koyduğu tavır, bana göre devletin adalet mekanizmasının yalnızca masa başında değil, sahada da güçlü olması gerektiğini gösteriyor.
Ben şahsen Adalet Bakanı’nı bu kararlı duruşundan dolayı tebrik ediyorum.
Çünkü suç örgütleriyle mücadele kolay değildir.
Karşınızda parası, bağlantıları, teknolojik imkanları ve farklı alanlara uzanan ilişkileri bulunan yapılar olabilir.
Böyle bir tabloda devletin yapması gereken bellidir:
Korkmadan, çekinmeden ve hukuk içerisinde sonuna kadar mücadele etmek.
Bugün kripto paraların kullanıldığı yasa dışı para trafiğinden gizli haberleşme ağlarına kadar suç dünyasının yöntemleri değişiyor.
Devletin de buna karşı yöntemlerini değiştirmesi gerekiyor.
Artık suçla mücadele yalnızca sokakta devriye gezmekten ibaret değil.
Bankacılık sistemini, dijital dünyayı, kripto varlıkları, uluslararası bağlantıları ve teknolojik suç yöntemlerini takip edebilen güçlü bir devlet mekanizmasına ihtiyaç var.
Bu nedenle Adalet Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı arasındaki koordinasyonu da son derece değerli buluyorum.
İçişleri Bakanı Sayın Ali Yerlikaya’yı ve güvenlik teşkilatlarımızı da ayrıca tebrik etmek gerekiyor.
Emniyet ve Jandarma teşkilatlarımızın sahada verdiği mücadele, vatandaşın huzuru açısından büyük önem taşıyor.
Bir başka konu ise uyuşturucu.
Uyuşturucuyla mücadeleyi yalnızca bir güvenlik operasyonu olarak görmemek gerekir.
Bu mücadele aynı zamanda çocuklarımızın ve gençlerimizin geleceğini koruma mücadelesidir.
Bir gencimizi uyuşturucunun pençesinden kurtarmak, aslında bir ailenin geleceğini kurtarmaktır.
Bu nedenle uyuşturucu tacirlerine ve sokak çetelerine karşı yürütülen mücadelede devletin geri adım atmaması gerektiğine inanıyorum.
Ancak benim için en önemli başlıklardan biri de geçmişte faili meçhul kalmış cinayet dosyalarının yeniden ele alınmasıdır.
Bir ailenin yıllarca “Benim evladıma ne oldu?” sorusuyla yaşaması, kolay taşınabilecek bir yük değildir.
Aradan yıllar geçse bile adalet arayışı sona ermez.
Bu nedenle geçmiş dosyaların yeniden açılması ve gerçeklerin ortaya çıkarılması, sadece hukuki değil, aynı zamanda vicdani bir sorumluluktur.
Burada devletin mesajı çok güçlü olmalı:
Hiçbir dosya zaman aşımına uğramış bir vicdan meselesine dönüşmemeli; mümkün olan her dosyada gerçek ortaya çıkarılmalıdır.
Elbette belediyelerle ilgili soruşturmalar konusunda da aynı ilkenin arkasında duruyorum.
Rüşvetin, yolsuzluğun veya kamu zararının siyasi partisi olmaz.
Kim yaparsa yapsın, hangi makamda bulunursa bulunsun, iddia varsa soruşturulur; suç sabit olursa hukuk gereğini yapar.
Fakat burada çok önemli bir denge var.
Soruşturma başka, suçluluk başka şeydir.
Hukuk devletinin temel kuralı masumiyet karinesidir.
Dolayısıyla devlet suç iddialarının üzerine kararlılıkla gitmeli, fakat nihai kararı bağımsız yargı vermelidir.
İşte güçlü devlet anlayışı tam da budur.
Ne suç örgütlerinden korkan bir devlet…
Ne de hukuk kurallarını aşan bir devlet…
Benim görmek istediğim devlet; suçlunun karşısında güçlü, vatandaşın karşısında adil ve hukuk karşısında sorumlu olan devlettir.
Bu nedenle bugün Adalet Bakanlığı’nın, Cumhuriyet Başsavcılıklarının, İçişleri Bakanlığı’nın, Jandarma’nın, Emniyet’in ve tüm ilgili kurumların ortaya koyduğu mücadeleyi önemli buluyorum.
Görev yapan herkesin emeğine saygı duyuyorum.
Özellikle Adalet Bakanı Sayın Akın Gürlek’e açıkça teşekkür etmek istiyorum.
Çünkü adaletin sadece konuşulması değil, suçla mücadelede somut bir iradenin ortaya konulması gerekir.
İçişleri Bakanı Sayın Ali Yerlikaya’ya Jandarma teşkilatımıza, Emniyet güçlerimize, Cumhuriyet savcılarımıza ve operasyonlarda görev alan tüm kamu personelimize de kolaylıklar diliyorum.
Benim beklentim çok açık:
Bu mücadele devam etsin.
Suç örgütlerinin finans kaynakları kurutulsun.
Uyuşturucu şebekelerinin kökü kazınsın.
Dolandırıcılık ağları dağıtılsın.
Firari suçlular adalet önüne çıkarılsın.
Geçmişte çözülemeyen cinayetlerin üzerindeki sis perdesi kaldırılmaya devam edilsin.
Kamu kaynaklarına el uzatan varsa hukuk önünde hesap versin.
Ama bütün bunlar yapılırken adaletin terazisi herkese eşit olsun.
Çünkü vatandaşın istediği intikam değil, adalettir.
Devletin gücü de sadece operasyon yapabilmesinden gelmez.
Asıl güç, hukukun üstünlüğünü koruyarak adaleti sağlayabilmektir.
Bugün Türkiye’nin ihtiyacı olan şey tam olarak budur:
Güçlü devlet, kararlı mücadele ve herkese eşit hukuk.
İşte gerçek adalet budur.
Araştırmacı Yazar | İsmail Yaman
📧 yazarismailyaman@gmail.com
📞 WhatsApp: 0541 850 78 84















