Görmediğimiz El
Mutfakta, banyoda, minik minik karıncalar görüyorum.
Bazen evin içine daha fazla yayılmasınlar diye onları uzaklaştırmaya çalışıyorum.
Ama yine de çoğalıyorlar sanki.
Bir gün uzaklaştırırken durdum.
“Ben onun neyiyim şu an?” diye sordum kendime.
Karınca benim geldiğimi görmüyor bile.
Ne bir gölge düşüyor üzerine, ne bir uyarı geliyor.
Bir an var, bir an yok.
Onun küçük dünyasında ne bir sebep var, ne bir açıklama.
Sadece son var.
Bense evimi koruyorum diye düşünüyorum.
Temizlik yapıyorum, düzen kuruyorum. Niyetim kötü değil.
Ama karınca bunu bilemez ki.
O sadece kendi ölçeğinde, hiç anlamadığı devasa bir gücün altında kalıyor.
O zaman aklıma bir düşünce düştü.
Belki bizim de göremediğimiz sebepler var. Biz farkına bile varmadan hayatımıza dokunan, bizim anlayamadığımız nedenler…
Bilmiyorum. Belki bizim göremediğimiz başka sebepler vardır. Benim düşündüğüm yalnızca, bir olayın bütün nedenlerini ve hikmetini her zaman göremeyebileceğimiz.
Elbette her şeyin Allah’ın bilgisi ve iradesi içinde olduğuna inanıyorum.
Biz karıncanın dünyasını bilmeden onun hayatına dokunuyoruz.
Belki bizim dünyamız da bizim göremediğimiz daha büyük bir düzenin içinde.
Bir hastalık, bir kaza, bir anlık talihsizlik…
Bize göre büyük bir olay.
Ama belki başka bir ölçekte, bizim karıncaya yaptığımız kadar küçük bir dokunuştan ibarettir.
Karınca benim ayağımı göremiyor.
Biz de hayatımızdaki bütün sebepleri göremiyoruz.
Bazen de ilaçlıyoruz evi.
Bir günde, bir saatte koca bir koloni yok oluyor.
Tek tek değil, hepsi birden.
Onların dünyasında bunun bir adı bile yoktur belki.
Belki onlar da ağlıyordur, bugün eve dönmeyen karınca için.
Bu düşünce beni insan hayatına da götürdü.
Kaybı olan hiç kimseyi küçümsemeden, sadece kendi çaresizliğimi anlamaya çalışarak yazıyorum bunları.
Dünyada yaşanan doğal felaketler karşısında da bazen kendimi bu kadar çaresiz hissediyorum.
Bir deprem, bir sel, bir yangın…
Bizim gözümüzde koca bir yıkım, koca bir acı.
Belki de bütün mesele şu: Biz olanı kendi ölçeğimizden görebiliyoruz sadece. Bütün resmi hiçbir zaman göremiyoruz.
Belki bizim başımıza gelenler, bizim için büyük bir olayken, daha büyük bir düzenin içinde bizim göremediğimiz bir sebebe bağlıdır.
Biz sebebini, hikmetini ve bütününü göremeyebiliriz.
Allah bilir.
Bu düşünce beni korkutmadı.
Tuhaf bir şekilde rahatlattı.
Çünkü ilk kez kendi küçüklüğümü gördüm.
Karıncanın karşısında ne kadar büyük olduğumu düşünüyordum.
Oysa şimdi düşünüyorum da, benim göremediğim ne kadar çok şey var.
Karınca benim niyetimi bilmiyor.
Ben de bana dokunan hayatın bütün nedenlerini bilemiyorum.
Belki bu yüzden, bir dahaki sefere mutfakta bir karınca gördüğümde elimi kaldırmadan önce bir an duracağım.
“Bir canlıya dokunmak ne haddime?” diye düşüneceğim.
O küçücük canlıya bakıp kendimi düşüneceğim.
Belki onun dünyasını rahatsız ettiğim gibi, biz de hayatımızda karşılaştığımız bazı şeylerin nedenini anlayamıyoruzdur.
Biz bütününü göremeden.
Kim bilir…
Belki de asıl mesele, kimin kimi gördüğü değil.
Kimin, kimin dünyasında ne kadar büyük olduğudur.
Dünya içinde dünyalar.















