ÖKSÜZ KARDEŞLER
Savaşın başladığı acımasız günler devam ediyordu. Baba silah altına alınmıştı. Ana, üç küçük çocuk ve iki inekle kalmıştı. Çarşı Pazar işleri ve çocuklarla ana, çok zor günler geçiriyordu. Komşusu olan, dede aileye sahip çıkmış ve isteklerine derman olmaya çalışıyordu.
Ana, komşularla göle balığa gitmişti. Kayığın alabora olmasıyla kaybolmuşlardı.
Dede, üç çocuğu devletin korumasına aldırmış ve sahip çıkmasa, aç kalacaklardı. O gece de köy bombalanmıştı. Muhtar evlerin bir an önce, boşaltılmasını istemişti. Kaçanlar batıya ve güneye yol bulmaya çalışmışlar ve önüne çıkan köylere yerleşeceklerdi.
Çocuklar yurttan kaçıp göle, analarını aramaya gidiyorlardı. Dedenin dağa kaçtığını öğrendiklerinde sevindiler. Yurt müdürü, çocuklara tehlike büyük, bombalar patlıyor. Bu günlerde yurttan ayrılmayın. Göle beraber gider annenizi ararız. Dedeniz yarın gelecek, bir yere ayrılmayın.
Çocuklar bombanın eve isabet ettiğini öğrenmişlerdi. Küçük çocuk, eve gidelim annem gelirse bizi bulamaz, diyordu. Yurttan kaçan iki kişi bombalardan kurtulamamıştı. Onun için çocukların yurttan dışarı çıkmaları yasaklanmıştı.
Dede, yurtta çocukları bir araya getirdi. Bir yere ayrılmayın ortalık durgunlaşsın sizi gelip alacağım. Eve gideceğiz. O zaman da babanız ve anneniz de gelecek, dedi.
Öksüz kardeşler sabaha karşı büyük bir sarsıntıyla uyandılar ve çocuklar ağlıyordu. Bomba çatıya isabet etmişti. Yurt alarm durumundaydı. Çocukları bahçede topladılar. O gün Dede çocukları almaya geldi. Çocuklarla beraber dağın güneyine gitmek için yola çıktılar. Önce köye uğradılar. Dede yanlış yaptık, dedi. Çünkü köyler bombalanıyor, hemen gitmeliydiler.
Dedeyi yaralı halde, at arabası ile güneye kadar kaçırdılar. Dedenin vücudu sarılıydı. Oğlu, gelini ve torunları çok üzüldüler. Dağ köyünde silah sesleri duyulmuyordu ama yokluk içerisinde günler geçiyordu.
Dede iyileştiğinde, çocuklarla birlikte, ormana mantara gittiler. Mantar ve iki ineğin sütüyle beslenmeye çalışıyorlardı. Dede savaşın uzayacağın öngörünce ineğin birisini kesti ve beslendiler.
Öksüzler ana ve babasını bekliyorlardı. Dede, onlara diyecek söz bulamıyordu. Yalnız babalarından haber yoktu. Cephede savaş olanca hızıyla sürüyordu.
Dede, köye eşya ve kışlık yiyecek almaya gitmek istedi. Muhtar göndermedi. Çünkü silah sesleri buralara kadar geliyor, dedi. Muhtar kasabaya kimseyi sokmuyorlar. İhtiyaçlarını ancak köyden alabilirsin, diyordu.
Köye yaklaştıklarında silah sesleri duyulmaya başlandı.
Akşam alacakaranlığında eve girdiler. Gereken eşyaları aldılar. Tekrar at arabasıyla yola çıktılar. Kış bastırana kadar eşyaları getirdiler. Çünkü yatacak ve giyecek ihtiyaçtı. Neyse ki dede yaralı haliyle, gerekli ihtiyacı da gece ve gündüz çocuklarla taşıdı.
Dağ köyünde savaşın sona erdiğini bekliyorlardı.















