Kurayla ev sahibi olmak, tutunacağım son şanstı. Nüfus kâğıdının ilk ve son harfini bilirseniz, kura çekme şansını yakalayacaksınız.
Siteye girmek için “O,” dedim.
Görevli, “kura çekme hakkına eriştiniz,” dediğinde sanki kapının anahtarını çevirdim. Heyecanıma hâkim olamadım. Sevinçten uçtum. Yalnız görevli ikinci bir emre kadar kura çekimini bekleyeceksiniz. Size ES gelecektir, dedi. Eve koştum ve içeriye girdiğimde, kura çekeceğiz, dedim.
Hanım, bu kadar sevinme, kuraya hak kazandın ama daha çekmedin. Kura çekme üç yıl sonra gelecektir, dedi. Nasıl diye feryat ettim.
Hanım, kasabın gelini, iki yıl sonra kuraya gitmişler. Gittiklerinde de iki yıl daha ertelenmiş, dedi. Fakat ben bildim, hak kazandım. Hanım kazanmayla olmuyor, kura sana çıkacak, dedi.
Akortsuz keman gibi cızırtı bile edemedim. Ne var ki sitenin içine girmeye hak kazandım. Gidiyorum, susuz kalmış toprak gibi sararmış ve solmuş, olarak dönüyorum.
Kura günü geldi çattı. Sevincimden olduğum yerde duramıyorum. Durakta arabanın gelmemesi saatler oldu. Kızıyorum halbuki beş dakika önce otobüs kalkmış. Ertelenmez diye sevincim sürüyor. Şu kira işi de kötü, ay dediğin hemen geliyor. Kiracılık insanın belini büküyor.
Görevli elinde dosyayla geldi. Bunlar da işlerini bayağı ciddi tutuyorlar. Görevliler dosyaları koltuğunun altında. Benim harfin, dosyada da yazıyor. Dosyayı açtı ve iki yıl ertelendi, dedi. Moral kalmadı ama hakkımız devam ediyordu. Sudan çıkmış balığa “yaşa” demek gibi bir şey.
Siteye girdim, harfi bilmiştim, dosyada devam ediyor. Görevli dosyadan bir kâğıt çıkarttı. İsmimi üçüncü sırada okudu. Sevinçten titriyordum. İkinci paralel caddeden, daire için kura çekimine hak kazananların isimlerini okudu. Adları yazılı kâğıdı alın ve üç yıl sonra burada buluşalım, dedi.
Üç yıl sonra kredi durumu da açığa kavuşacaktır, dedi.
Bu defa, kredi verileceği haberi ile evi inlettim. Anahtarı elimde görüyordum. Hanım sevinme kasabın gelini, üç yıl sonra da kura çekimine ya kısmet, dedi. “Kasabın gelini,” diye bağırdım.
Üç yıl çabuk geçti. Sabah dokuz güvenliğin önündeyim. Aç susuz bekliyorum. Saat on oldu, içeri bile giremedik. Az sonra kapılar açıldı.
Görevli sonunda hakkınıza ulaştınız. İkinci paralel caddenin üçüncü binadan kura çekmeye hak kazananların dışındakiler arka yakaya geçin, dedi. Artık emekli olabilirim, evin yerini, ayrıca dairenin numarasını da nerede ise öğreneceğiz.
Görevli adımı okuduğunda beynimde emekli dilekçemi yazıyordum. Emekli oluyorum diye bağırmak istiyorum. Görevli kuraya beş yıl sonra, dosya ile geleceksiniz, diyerek barakaya girdi.
İkinci enlem, boylam ve meridyende böyle bir bina yoktu. Sözlerin hayal mi diye kapıdan bağırdım. Hayal mi satıyorsun. Kandırmaya bizi mi buldum, yazık, kıyafetli birine benziyorsun. Emekli dilekçemi yazmama fırsat verir misin? dedim.
Görevli elindeki dosyayı kaldırdı ve “dairenin kokusunu mu aldın,” dedi. Görevliye kokusunu da modelini de aldım, dedim. Çünkü koku on beş yılda çıkmaz, dedim.
Boş araziyi on yıldır bekliyorum.
Beş yıl daha bekleyecek olan oğlumu siteye göndereceğim.















