“Çok mu çok oluyoruz?” demek istiyorum.
Gerçekten de çok mu çok oluyoruz?
Kalbimize, beynimize, kolumuza, gözümüze,
Kendimize, insanlara, doğaya, evrene, hayata…
Cevabı uzun uzun düşünmeye gerek yok.
Kısa ve net; “Hayır!”
Evrendeki en mucizevi ve en mükemmel donanımlı canlı olan biz
Asla “Çok” olmuyoruz…
Hepimiz her şeyin en iyisini, en güzelini hak ediyoruz.
Yeter ki kendimizi güçsüzleştirmeye çalışılanlardan uzak duralım.
Umutsuzluğa düştüğümüzde, kırıldığımızda,
Kendimize bile “fazla” olduğumuzda,
Geri adım planları yapıyoruz.
Koca dünyaya sığmıyoruz…
Halbuki, başımızı kaldırıp gökyüzüne baktığımızda,
Kendimizi hangi duvarlara hapsettiğimizi,
Hangi özgürlükleri kaybettiğimizi,
Uçsuz bucaksız sevgiyi,
Mutluluğu göreceğiz.
Mutluluğu dışarıda başkasında ya da nesnede,
Eşyalarda arayanların çaresizliği,
Beklenti içine girdikçe mutsuzlaşanlar,
Aslında aradıkları şeyin kendilerinde olduğunu,
Kendi özlerinde, bakışlarında, duruşlarında,
Yüreklerinde, beyinlerinde olduğunu bilseler,
Ne kadar kendi kendilerine “çok” olduklarını görecekler.
“Çok” olmak lüks değil.
Varoluş hakkımız.
Çok çok çok çok olmanız dileğiyle…























