Bizim Karadeniz insanının çok değişik bir yapısı vardır. Çok meraklıdır. Bu yüzden beyninde yaratıcı bir düşünce her zaman vardır. Nerede ne yapacağını bilemezsin. Bakarsın en olmadık bir zamanda kızar veya sevinir. Sobbetin tam ortasında bir espri patlatır. Herkesi kahkahaya boğar. Daldan dala konar. He çiçekten bal alan arı gibi ordan oraya koşar. Kızması bile tatlıdır. Sevgi doludur. Haksızlığa asla tahammül etmez. Dostunu yolda bırakmaz. Bu kendiliğinden oluşan bir karakter yapısıdır. Mayasında yaratıcı bir beyin hazinesi vardır. Kemece çalınca her karadenizlinin ayakları oynamaya başlar. Ağzında çıkan her cümle bir türkü olur. Geçmişte yaşadıkları aklına gelir. Onları bir tesbih tanesi gibi sıralar, o tatlı ağzıyla.
Sokakta bir karadenizliye sor, duygu ve düşüncelerini… Sana öyle cevap verir ki; hem gülümser hem de ders alırsın. Bütün dünyada Türkçe konuşulan beş yüz milyon kişi tahmin ediliyor; her yerinde Karadeniz fıkraları konuşulur. Bu onların kıvrak bir zekaya sahip olduğunu gösterir. Her ortama uyan bir yapısı vardır.
Hemen bir yolunu bulur seninle bir samimiyet kurar. Kırk yıllık dost olusun beş dakika içinde. O sert mizacının içinde sevgi pıtırcıkları gizlidir. Zor durumda isen ordan bir fedakarlık hissi doğar. İyilik yapmadan seni bırakmaz.
Ondan bir şey istesen verirse verir vermek istemezse seni kırmaz gönlünü alarak seni ikna eder.
Bir gün Trabzon limanına bir gemi yanaşır.
İçinde turistler vardır. Trabzon meydanında otururlar az buçuk Türkçesiyle anlaşmaya çalışırlar. Karadenizli kadının elinde kendi eliyle özene bezene yaptığı bir camadan _ çanta- vardır. Turistin hoşuna gider.
“-Bunu bana verir misin?
Vermek istemez ama ona verdiği cevap manidardır.
— Bu çantayı alan beni de alacak.
Bu espri Turistin öyle hoşuna gider ki.
Çantayı unutur ama bu espriyi unutmaz.
İşte bizim karadenizlli bu dünyada bir benzeri yok. Kalın sağlıcakla.















