TAVŞAN DELİĞİNDEN BİLDİRİYORUM
Dostlar, acı haberi ben vereyim: Lewis Carroll’ın meşhur Alice’i, o beyaz tavşanın peşinden deliğe düştüğünde en azından ne aradığını biliyordu.
Biz günümüz insanları ise topluca o “Tavşan Deliği”nden aşağı yuvarlandık ama ne aradığımızı bilen yok!
Alice düşerken duvarlardaki kitaplara, kavanozlara bakıyordu; biz düşerken akıllı telefonlarımızın “Keşfet” sayfasına bakıyoruz. Üstelik o delik öyle derin, öyle kalabalık ki…
Doğru, yanlış, uydurma, felsefe, dedikodu ne varsa birbirine girmiş durumda. Görüntüler uçuşuyor, zihinler bulanıyor ama hepimiz büyülenmiş gibi ekrana bakıp düşmeye devam ediyoruz.
Geçen gün deliğin dibinde yürürken karşıma bir fotoğraf çıktı.
Amerika’nın eski first lady’si Melania Trump. Üzerinde jilet gibi beyaz bir ceket ve pantolon… Kadın öyle bir gençleşmiş, öyle bir pürüzsüzleşmiş ki, gören yirmi yaşında sanır.
Bizim dijital dünya insanı durur mu?
Hemen paylaşım butonlarına çökmüşler:
“Vay be, kadın zamana meydan okuyor!”,
“Asalet budur!”
Yahu güzel kardeşlerim; o kadın zamana değil, Adobe Photoshop’a, yapay zekanın filtrelerine meydan okuyor!
Gerçeklikle bağı, benim astronot olma ihtimalimle aynı!
Peki ya gerçek?
Gerçek şu ki; o fotoğrafı huşu içinde paylaşan teyzem de şu an evinde diz izi yapmış eşofmanıyla oturuyor ama sorsan o da kendi dünyasında beyaz ceketli bir Melania Trump!
Hepimiz dijital birer Alice olduk ama ortada harikalar falan yok, sadece çok iyi filtreler var. Gerçeklik, o deliğin kapısında biten şarjımız ve sabah çalacak olan o acımasız alarm sesinden ibaret.
Ve Şimdi Sıra Sizde!
Ben bugünlük Tavşan Deliği’nden bu kadar bildirdiyim. Şimdi mikrofonu size uzatıyorum.
Son yirmi dört saat içinde düştüğünüz o internet deliğinde; karşınıza çıkan en absürt, en “Yahu bu kesin gerçektir (!)” dediğiniz veya zamanınızı sinsice çalan o en tuhaf şey neydi?
Yorumlarda buluşalım, bakalım en derin deliğe kim düşmüş, birlikte gülelim!
Emine Pişiren/ Akçay















