Sen doğmadan önce yazılmıştır yazın.
Yaşamın her saniyesinde, anında,
Ne yaşayacağın nelerle karşılaşacağın bellidir.
Sen sadece yaşar gidersin
Ya da çeker gidersin.
Halbuki yaşamın sana sunduğu yolda,
Sen bazı şeyleri görürsün, bazılarını göremezsin,
Bazılarını görmezden gelirsin.
Hatta bazılarını da asla göremezsin.
Kendini içinde bulduğun olaylar,
Gerçekleşmesini beklediğin hayallerin,
Hayatına aldığın insanlar,
Karşına çıkan kimseler,
Rastgele çıkmadı yoluna.
Hepsinin seninle ortak pay’da buluşmasının amacı,
Aynı paydada yer almak.
Tüm bunları fark etmek, görmek gerekir.
Bu da durumları, olayları, kişileri
Kısacası yaşamında var olanları ya da olmayanları
Nasıl değerlendirdiğinle alakalıdır.
Başlangıç noktası, farkındalık…
Farkındalık da önce kendini sorgulamakla başlar.
Var oluş amacına yönelik sorduğun,
Samimice ve dürüst cevap verebileceğin,
Ne, niçin, neden, nerede soruları.
Farkındalığına “farkındalık” oluşturduğun vakit,
Yaşadıkların sana daha anlamlı gelmeye başlar.
Olaylara bakış açın, senin faydana yönelik olduğunu görürsün.
Sana kattığı değerleri görürsün.
İsyandan uzak, sana gönderilen herşeyin ,
Mutlaka senin yararına, kendini buluşuna,
Destek atan imgeler olarak görürsün.
Yaşamın anlam kazanır.
Kendine varmandaki yolculuğundaki,
İlk adımını atmanın keyfine varırsın…
İşte bu yolculuğun başladığı yer,
Upuzun yolun sonunda varılan,
Sarı, pembe renklerinin
Güneşin alnında solduğu okul,
Kapısından girerken beş yaşında çocuk gibi
Heyecanlandıran minicik sınıf
Ve binbir dünyayı bedeninde barındıran
Kocaman yürekler…
Yolculuğun güz
el yollarla kesişecek…
Heyecanına sıkı tutun…























