Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Aynı Ses


23 Mayıs 2020 00:03

Yorum Yapılmamış

Okul çıkışı yeşilliği aralayıp bir pırıltı ve bir ses ahengiyle akan dereyi izliyorduk. Dere, suyunu köprü altında dinlendirirken, gümüşi rengini balıklara devreder ve kendisi dalgalarla buluşuyordu.

Gümüşi balıklar gurup hâlinde yüzüyorlardı. Onların güzelliğini izlerken, birbirimize sorular soruyorduk. Çoğu zaman akşamın karanlığını dahi fark etmiyorduk.

Köprünün korkuluklarına yaslanmış hâlde, arkadaşlara ilk soruyu soruyorum.

Birinci soru: Elimdeki çakıl taşını suya bıraktığımda çıkan sesten ürken balıklar, hangi tarafa kaçarlar. Arkadaşlar: sağa, sola, suyun geliş veya gidiş yönüne diye cevap verdiler. Balıklar çıkan sesten sonra, suyun akış yönüne yani aşağıya doğru kaçtılar.

Niçin diye soruyu yeniledim.

Kardeşim, “Aşağıda su derinleştiği için, balıklar gözden kaybolabiliyorlar. Ayrıca bitki köklerine de gizlenme şansı buluyorlar. Belki de yuvaları oradadır.” Dedi.

İkinci taşı da bırakmadan önce, iki arkadaşı suyun akış tarafına gönderdim. Suyun kenarında duracaklardı. Onlar kenarda dururken taşı köprüden aşağıya bıraktım. Balıkların kaçış yönünü sordum. Arkadaşlardan biri, suyun gelişine kaçarlar dedi. Balıklar gerçekten o yöne kaçmışlardı. Balıklar kenardaki arkadaşlardan korkmuşlar ilk seferindeki gibi aşağı kaçmamışlardı.  Kardeşim, “Soruları iki ikin dört eder gibi biliyoruz.” Dedi.

Yanımızdan geçen bir gurup öğrenciyi fark etmedik. Öğrencilerden küçüğü, “Hava karardı, yağmur geliyor.” Dedi. Öğrencinin ikazına aldırış etmedik. Biz konuşup gülmeye devam ettik.  Bulutların alçaldığını görünce acele ettim. “Üçüncü soruyu soruyorum.” Dedim.

Elimde ne olduğunu onlara göstermeden, “Dikkat edin, balıklar ne tarafa kaçacak.” Dedim. Bu sorunun karşılığı ise “Bir kurşun kalem hediyedir.” Sözünü verdim.

Arkadaşlar biraz daha dikkatli olmak üzere, aşağıya, suyun gelişine, sağa ve sola diyerek cevapladılar. Gözlerini de balıklara diktiler.

Elimde, ekmeğin simidinden bir parça vardı. Elimdeki parçayı suya bıraktım. Balıklar ekmek parçasına hücum ettiler.

Arkadaşlara gülerek bilemediniz. Çünkü balıklara attığım, taş değil ekmek parçasıydı. Ekmeğin yiyecek olduğunu anladılar. Taşın ve ekmeğin sudaki çıkarttığı “Aynı ses” olduğu hâlde ekmeğin yiyecek olduğunu anladılar ve ona doğru saldırdılar.

“Soruyu bilemeyip hediye kalemi kaçırdınız.” Dedim. Yağmur damlaları hemen kaçın, kara bulutları görmediniz mi diye ikaz ediyordu.

Hayvan deyip geçmeyeceksiniz. Hayvan olmakla yapılan iyiliği anlıyorlar ve görüyorlardı.

Arkadaşlarla bu duyguya bizzat tanık olduk. Balıkların davranışı, bizlere önemli bir manzara keyfi yaşattı.

Yaşanan ikinci manzara çocukluk duygusuydu. Bu duygu, geçici değildi.

Yağmur, başımızdan su dökülür gibi bizi eve kadar yolcu etti.

Okunma Sayısı: 74

Yazarın Diğer Yazıları

Sosyal Mesafe

Sosyal mesafeyi koru, bu iş ciddi, şaka değil. Canavar havada, tuttuğun her yerde. Öyle bekliyor...

İnşaattaki Çocuk

Eti ne budu neydi fakat çalışmak zorundaydı. İnşaatta evcilik oynanmıyordu. Gözü korkmuştu. Bir an eve...

Odun Sobası

Çocuk, gelecek kaygısının olmadığı, kendine has oyunlarından zevk alan bir çağa aittir. Oyun için yaşar,...

Tutsak Çocuk

Demir parmaklıklar içerisindeki çocuğu görünce şaşırdık. Birbirimize baktık ve tuhaf olduk. Elimiz ayağımıza dolaştı. Elim...

Güzlek

“Kuş uçmaz, kervan geçmez.” Bir yerdi güzlek. Güzleğe dedelerinin babası gelmişti. Savaşlardan kaçıp nehirden kendilerini...

Yorum Yazın

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.