Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi
Çarşamba, Eylül 9, 2026
  • Giriş Yap
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Anasayfa Eğitim & Kültür Genel Eğitim

Öğrenilmiş Çaresizlik: İnsan Ne Zaman Mücadele Etmeyi Bırakır

Mehmet GÖKSELLİ Yazar Mehmet GÖKSELLİ
09 Eylül 2026
Genel Eğitim, Mehmet GÖKSELLİ, Psikoloji, Sosyoloji
0
Öğrenilmiş Çaresizlik: İnsan Ne Zaman Mücadele Etmeyi Bırakır
400
Paylaşma
5k
Görüntülenme
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Bazen insanı başarısızlığa götüren şey yeteneksizlik, bilgi eksikliği ya da imkânsız koşullar değildir. Daha derinde işleyen başka bir mekanizma vardır: Değiştiremeyeceğine inanmak.
İnsan, tekrar tekrar çabaladığı hâlde sonuç alamadığında yalnızca başarısızlık yaşamaz; zamanla başarısızlığın kaçınılmaz olduğuna da inanabilir. İşte psikoloji literatüründe “öğrenilmiş çaresizlik” olarak adlandırılan süreç, tam olarak bu noktada ortaya çıkar.
Kavram, 1960’lı ve 1970’li yıllarda Martin Seligman ve çalışma arkadaşlarının hayvanlar ve insanlar üzerindeki deneysel araştırmalarıyla psikoloji literatürüne girmiştir. Araştırmaların temelinde şu soru bulunuyordu: Bir birey, karşılaştığı olumsuz sonuçları kontrol edemeyeceğini öğrenirse, daha sonra kontrol edebileceği bir durumla karşılaştığında da neden harekete geçmeyebilir?
Cevap, insan davranışının yalnızca “ne olduğu” ile değil, olaylar arasındaki nedenselliği nasıl yorumladığımızla yakından ilişkilidir.
Çaresizlik doğuştan gelmez, öğrenilebilir
Öğrenilmiş çaresizliğin en önemli yönlerinden biri, bunun bir kişilik özelliği olarak görülmemesidir. “Bu insan mücadeleci değil” demek çoğu zaman meselenin özünü ıskalar.
Bir öğrenci defalarca sınava hazırlanmasına rağmen başarısız olduğunda, bir çalışan çabasının sürekli görmezden gelindiğini düşündüğünde veya bir birey yaptığı girişimlerin hiçbir şeyi değiştirmediğine tekrar tekrar tanık olduğunda zihinsel bir genelleme ortaya çıkabilir:
“Ne yaparsam yapayım sonuç değişmeyecek.”
Bu düşünce yerleştiğinde kişi yalnızca belirli bir durumdan kaçınmaz. Başka alanlarda da girişimde bulunmamaya başlayabilir.
Daha iyi bir iş için başvurmaz.
Bir ilişki içindeki sorunları konuşmayı denemez.
Yeni bir beceri öğrenmekten vazgeçer.
Hakkını aramak için adım atmaz.
Ve en önemlisi, başarısız olacağı için değil, başarabileceğine artık inanmadığı için mücadele etmez.
Buradaki kritik ayrım şudur: Çaresizlik bazen dış koşulların sonucu olarak başlar; fakat zaman içinde kişinin kendi davranışlarını belirleyen bir içsel beklentiye dönüşebilir.
“Yapamam” ile “Yapmanın anlamı yok” aynı şey değildir
Günlük hayatta “yapamam” ile “yapmanın bir anlamı yok” ifadelerini birbirine yakın sanabiliriz. Oysa psikolojik açıdan aralarında önemli bir fark vardır.
“Yapamam” diyen kişi kendi kapasitesini sorguluyor olabilir.
“Yapmanın anlamı yok” diyen kişi ise eylem ile sonuç arasındaki bağı koparmıştır.
İkinci durumda sorun yalnızca özgüven değildir. Birey, kendi davranışının sonuç üzerinde herhangi bir etkisi olmadığına inanmaktadır.
Bu nedenle öğrenilmiş çaresizliği yalnızca “motivasyon eksikliği” olarak değerlendirmek de doğru değildir. Motivasyonun azalması çoğu zaman daha derindeki kontrol algısındaki değişimin sonucudur.
İnsan davranışında “Benim yaptıklarımın bir etkisi var mı?” sorusu, sanıldığından çok daha belirleyicidir.
Bireysel bir sorun gibi görünen toplumsal bir mesele
Öğrenilmiş çaresizlik yalnızca bireyin psikolojik dünyasında ortaya çıkan bir durum değildir. Eğitimden çalışma hayatına, aile ilişkilerinden sosyal yaşama kadar pek çok alanda benzer örüntüler görülebilir.
Bir öğrencinin yıllarca yalnızca yanlışlarının gösterildiği bir eğitim ortamında yetiştiğini düşünelim. Başarısızlıkları sürekli kişiliğiyle ilişkilendiriliyor, başarıları ise tesadüf kabul ediliyorsa, zaman içinde “başarılı olabilirim” düşüncesini geliştirmesi zorlaşabilir.
Benzer şekilde çalışanlarının fikirlerinin hiçbir zaman dikkate alınmadığı bir kurumda, bir süre sonra insanların öneri getirmeyi bırakması şaşırtıcı değildir.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta, bireyi suçlamamaktır.
Çünkü bazen “neden mücadele etmiyorsun?” sorusu, sorunun kendisinden daha ağır bir yük oluşturur.
İnsanların neden sustuğunu anlamak için önce hangi koşullarda sustuklarına bakmak gerekir.
Eğitim sistemi çaresizliği de umudu da öğretebilir
Bir çocuğun akademik başarısını yalnızca aldığı not üzerinden değerlendirmek, öğrenme sürecinin psikolojik boyutunu gözden kaçırabilir.
Başarısızlık karşısında verilen mesaj büyük önem taşır.
“Sen matematikte iyi değilsin.”
“Sen zaten bu konuyu anlayamazsın.”
“Senin kapasiten bu kadar.”
Bu tür ifadeler, tek bir sınav sonucunu çocuğun kimliğine dönüştürebilir.
Buna karşılık hata yapmayı öğrenmenin doğal bir parçası olarak gören, çabayı destekleyen ve gelişimi görünür kılan eğitim yaklaşımı, bireyin kontrol duygusunu güçlendirebilir.
Burada amaç çocuğa gerçekçi olmayan biçimde “Her şeyi başarabilirsin” demek değildir.
Daha sağlıklı mesaj şudur:
“Her sonucu kontrol edemezsin; ancak bazı sonuçları değiştirmek için atabileceğin adımlar vardır.”
Bu yaklaşım hem gerçekçidir hem de psikolojik dayanıklılığı destekler.
İş hayatında sessizliğin nedeni her zaman ilgisizlik değildir
Kurumlarda da benzer bir mekanizma görülebilir.
Çalışan defalarca öneride bulunuyor, ancak hiçbir geri bildirim alamıyorsa; performans gösteriyor fakat karşılığını göremiyorsa; sorunları dile getiriyor fakat sistematik biçimde sonuç alınamıyorsa, bir süre sonra sessizleşebilir.
Yönetici bu sessizliği “motivasyonu düşük” şeklinde yorumlayabilir.
Oysa çalışan açısından mesaj çok farklı olabilir:
“Konuşsam da değişmeyecek.”
Bu nedenle kurumlarda verimlilik yalnızca ücret, prim veya kariyer fırsatlarıyla açıklanamaz. Çalışanın etki yaratabildiğine ilişkin inancı da önemlidir.
İyi yönetim, yalnızca çalışanlardan performans istemek değildir. Aynı zamanda onların çabalarının görünür olduğunu, geri bildirimlerinin değerlendirildiğini ve belirli koşullarda sonuç yaratabildiğini göstermektir.
Peki öğrenilmiş çaresizlik değiştirilebilir mi?
Evet. Ancak değişim, kişiye yalnızca “pozitif düşün” demekle gerçekleşmez.
İlk adım, kişinin gerçekten kontrol edebileceği alanları belirlemektir.
Çünkü hayatın tamamını kontrol edemeyiz.
Başkasının kararlarını kontrol edemeyiz.
Ekonomik koşulları tek başımıza değiştiremeyiz.
Geçmişte yaşananları geri alamayız.
Ancak davranışlarımızın, seçimlerimizin, hazırlığımızın, iletişimimizin ve bazı durumlarda sınırlarımızın üzerinde belirli bir kontrolümüz vardır.
Psikolojik olarak önemli olan, kontrol edilemeyen ile kontrol edilebilen arasındaki ayrımı yeniden kurabilmektir.
Bazen büyük değişimler küçük başarılarla başlar. Kişinin attığı bir adımın gerçekten sonuç doğurduğunu görmesi, zaman içinde “Benim davranışımın bir etkisi var” algısını yeniden güçlendirebilir.
Bu nedenle değişim her zaman büyük hedeflerle başlamaz.
Bir telefon görüşmesi.
Bir başvuru.
Bir konuşma.
Bir sınır koyma.
Bir çalışma planı.
Bir kez daha deneme.
Bunların her biri, bireyin kendi yaşamı üzerindeki etkisini yeniden keşfetmesinin küçük ama önemli adımları olabilir.
Çaresizlik kadar umut da öğrenilebilir
Belki de meselenin en önemli tarafı buradadır.
İnsan yalnızca başarısızlığı değil, kontrol duygusunu da öğrenebilir.
Tekrarlanan olumsuz deneyimler kişiye “hiçbir şey değişmez” mesajını öğretebildiği gibi, anlamlı geri bildirimler ve gerçekçi başarı deneyimleri de “bazı şeyleri değiştirebilirim” düşüncesini güçlendirebilir.
Bu nedenle öğrenilmiş çaresizlikle mücadele yalnızca bireyin sorumluluğuna bırakılamaz.
Aileler çocukların hatalarını nasıl yorumladıklarını düşünmelidir.
Eğitimciler başarısızlığın ardından hangi mesajı verdiklerini sorgulamalıdır.
Yöneticiler çalışanların sesine ne ölçüde alan açtıklarına bakmalıdır.
Toplum ise sürekli olarak bireye “daha çok çabala” demeden önce şu soruyu sormalıdır:
Bu insanın çabasının sonuç yaratabileceği bir ortam var mı?
Çünkü bazen insanın mücadele etmeyi bırakmasının nedeni tembellik değildir.
Bazen çok uzun süre mücadele etmiş ve hiçbir şeyin değişmediğini öğrenmiştir.
İşte bu nedenle öğrenilmiş çaresizliği anlamak, yalnızca psikolojik bir kavramı anlamak değildir. İnsanların neden vazgeçtiğini, neden sustuğunu ve neden bazı fırsatların önünde hareketsiz kaldığını anlamaya çalışmaktır.
Ve belki de en önemlisi şunu hatırlamaktır:
İnsan, çaresizliği öğrenebildiği gibi yeniden etkili olmayı da öğrenebilir.
Bazen iyileşmenin ilk adımı, dünyayı değiştirebileceğine inanmak değildir.
Önce, değiştirebileceği küçük bir şeyin hâlâ var olduğunu fark etmektir.

Sağlıcakla kalın.

Mehmet GÖKSELLİ

Editör-Yazar-Denetmen

Paylaş
Etiketler: #deneyimler#Öğrenilmişçaresizlikbilişseldavranışsalinsankaraktermotivasyon.psikolojitembellik
Önceki Yazı

Nasıl Geçti Habersiz

Sonraki Yazı

Yaşama Açılış

Mehmet GÖKSELLİ

Mehmet GÖKSELLİ

İlişkili Yazılar

Bağlantımız Var, Bağımız Yok
Mehmet GÖKSELLİ

Bağlantımız Var, Bağımız Yok

08 Eylül 2026
5k
Bir Kitap, Bir Ülkenin Geleceğidir
Aktüel

Bir Kitap, Bir Ülkenin Geleceğidir

07 Eylül 2026
5k
KPSS 2026: Bir Sınavdan Daha Fazlası
Eğitim

KPSS 2026: Bir Sınavdan Daha Fazlası

06 Eylül 2026
5k
Bizi Birbirimizden Uzaklaştıran Ne?
Genel Eğitim

Bizi Birbirimizden Uzaklaştıran Ne?

05 Eylül 2026
5k
Sonraki Yazı
Yaşama Açılış

Yaşama Açılış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Köşe Yazarları

Türkiye Deprem Haritası

 

Ayın Sözü

Lütfen Duyarlı Olalım!

de, da vb. bağlaçlar ayrı yazılır.

Cümle bitişinde noktalama yapılır. Boşluk bırakılır, yeni cümleye büyük harfle başlanır.

Dilimiz kadar, edebiyatımıza da özen gösterelim.

Arşiv

Sosyal Medya’da Biz

  • Facebook
  • İnstagram
  • Twitter

Entelektüel Künyemiz!

Online Bilgi İletişim, Sanat ve Medya Hizmetleri, (ICAM | Information, Communication, Art and Media Network) Bilgiağı Yayın Grubu bileşeni YAZAR PORTAL, her gün yenilenen güncel yayınıyla birbirinden değerli köşe yazarlarının özgün makalelerini Türk ve dünya kültür mirasına sunmaktan gurur duyar.

Yazar Portal, günlük, çevrimiçi (interaktif) Köşe Yazarı Gazetesi, basın meslek ilkelerini ve genel yayın etik ilkelerini kabul eder.

Yayın Kurulu

Kent Akademisi Dergisi

Kent Akademisi | Kent Kültürü ve Yönetimi Dergisi
Urban Academy | Journal of Urban Culture and Management

Ayın Kitabı

Yazarımız, Sedayi ALTUN’dan,

“Bir Eğitim Yolcusu” adlı güzel bir eser. Yazarımızın eseri, yine bir yazarımız ve Karadeniz Şairler ve Yazarlar Derneği yönetim kurulu üyemizin sahibi olduğu Ateş Yayınlarından çıkmıştır. Kendilerini kutluyoruz.

Gazetemiz TİGAD Üyesidir

YAZAR PORTAL

JENAS

Journal of Environmental and Natural Search

Yayın Referans Lisansı

Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.

Bilim & Teknoloji

Eğitim & Kültür

Genel Eğitim

Kişisel Gelişim

Çocuk Gelişimi

Anı & Günce

Spor

Kitap İncelemesi

Film & Sinema Eleştirisi

Gezi Yazısı

Öykü Tefrikaları

Roman Tefrikaları

Röportaj

Medya

Edebiyat & Sanat

Sağlık & Beslenme

Ekonomi & Finans

Siyaset & Politika

Genç Kalemler

Magazin

Şiir

Künye

Köşe Yazarları

Yazar Müracatı

Yazar Girişi

Yazar Olma Dilekçesi

Yayın İlkeleri

Yayın Grubumuz

Misyon

Logo

Reklam Tarifesi

Gizlilik Politikası

İletişim

E-Posta

Üye Ol

BİLGİ, İLETİŞİM, SANAT ve MEDYA HİZMETLERİ YAYIN GRUBU

 INFORMATION, COMMUNICATION, ART and MEDIA PUBLISHING GROUP

© ICAM Publishing

Gazetemiz www.yazarportal.com, (Yazarportal) basın meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir.
Yazıların tüm hukuksal hakları yazarlarına aittir. Yazarlarımızın izni olmaksızın, yazılar, hiç bir yerde kaynak gösterilmeksizin kısmen veya tamamen alıntı yapılamaz.

Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta

© 2008 - 2021 Yazar Portal | Türkiye Interaktif Köşe Yazarı Gazetesi

Yeniden Hoşgeldin

Aşağıdan hesabınıza giriş yapın

Şifrenimi unuttun?

Parolanızı alın

Şifrenizi sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş yap