Yine içimi ürperten bir bahar sabahı. Sabahın gül kokulu esintisinde; “nasıl geçti habersiz,” nağmesiyle kendimden geçtim.
Sabahı akşamın canlılığı takip etti. Güneş battı ve doğdu. Günler yılların peşindeydi. Onlar da güneş gibi battı ve sessizce gitti. Kayboldular tepelerin ardından, habersiz ve sessiz. Birlikteliğimize iz bıraktı günler ve unutulmayan yıllar, onlar da acı ve kedere aldırış etmeden gülümsediler sevenlere.
Gönlüm onlarla birlikteydi, günlerce haber vermelerini aradım. Kalbim sevgiyle dolmadan, yola koyulduklarını geç fark ettim.
Bir bahar sabahı, sessizliğini bozsan ve haberli olsak, çiçekler arasında güzel kokuları içimize çeksek kalbimizin sesini dinlesek ne olurdu?
Günler aşk hikâyesini de aldı götürdü. Kim bilir neredeler. Kanat mı çırpıyorlar. Yıllar tanıdık geldi yine de soramadım. Habersiz geçtin, göz yaşı bıraktım fakat aldırmadın. Hayal dünyama girmedin. Yılların peşinde olduğunu bir şekilde iletmedin, sana iletileni ise tanımadın.
Bir ümit verme inceliğini göstermedin, ümitlerin boşa çıkacağını bilsen de. Habersiz geçmemeliydin, aşındırdığımız patikadan. Günün birinde, geçen yılları takip eden güzellikleri geri çağırma fırsatım olsaydı, gül kokulumu yakalardım, karo taşlı patikanın köşesinde.
Habersiz geçen yıllara inat. Günümüz aydın olsa, sormazdık güneşe batıp aydınlığı kaybettiğini. Yılı ve günü ayırmaksızın kucaklamak, hayalimin ufkunda maceraya atılmak istiyorum. Hiç değilse bir satırlık not bıraksan, neredesin bir bilsem, ne olurdu. Çünkü heyecanlı günler, sensizliğe dayanmıyordu.
Ruhumun kapılarını açtım, gül kokusu doldu içime, hayalimdeki ufka vardım, orada da yoktun. Bulacağımı gül kokusundan anladım. Acılar, mutlulukla uyuşmuyor, göz yaşı olsa da.
Gün içerisinde yıllara sordum. Habersiz mi geçeceksin, diye. İki satır karalamak istedim, iletmez misin? Ufukta olsa iki satır ile iletişim kurmak. Tırmandığımız tepelere bakmıyorum inan. Çünkü bakmaya kalbim el vermiyor. Habersiz yılları sorumlu tutuyorum.
Başımı kaldırdım, gökyüzünün maviliği kalmamış ve serin rüzgârı gitmiş yakıcı ışınlar yüzümü yalayarak geçiyor. Önümde kapılar kapalı ve pencereler çiçeksiz. Açmamışlar ve tomurcuklar belirgin değil. Habersiz geçen günlerden sonra söylenenlere göre küsmüşler hayata ve bana.
Hasret duvarını aşamadım, tatlı geçen günlere kapıldım. Gitsin eski yıllar yenileriyle birlik kurarız, gül kokuları arasında bekleriz, günü ve de seni. Günlerin bizim için olmasına yanıldım.
Nasıl geçti habersiz dememek için, o güzelim günleri ve akşamın mehtabını seninle yaşamak istiyorum. Habersiz geçen yılların acısına rağmen.
Hasan TANRIVERDİ














