Sözlerinin arkasına saklanmaktan, başkalarının gölgesinde yaşamaktan yorulmadın mı?
Herkesi memnun etmeye çalışırken kendini kaybetmekten… Başkalarının doğrularını kendi gerçeğin sanmaktan… “Ne derler?” korkusuyla her gün biraz daha eksilmekten bıkmadın mı?
Artık kendi hayatının sahnesine çıkıp, “Bu yaşamın başrolü benim.” deme zamanı gelip de geçmiyor mu?
Aynanın karşısına geçip hiçbir mazeretin, hiçbir bahanenin arkasına saklanmadan kendinle yüzleşmeye cesaret edemeyecek misin?
Çünkü insanı en çok yoran hayat değildir. İnsanı en çok yoran, kendisi olmadığı hâlde yaşamaya çalışmaktır.
Başkalarının çizdiği sınırların içinde nefes almaya çalışırken ruhun her gün biraz daha sessizleşti. Kendi sesini unuttun. Kendi hayallerini erteledin. Kendi mutluluğunu başkalarının onayına teslim ettin.
Oysa hayat, ödünç alınmış cesaretlerle yaşanmaz.
Bir gün dönüp geriye baktığında pişman olacağın şey, yaptığın hatalar değil; yapmaya cesaret edemediklerin olacak.
Kendini olduğun gibi kabul etmek bir kibir değildir. Kendi yolunu seçmek bencillik değildir. Hayatını kendi kararlarınla yaşamak ise kimseye verilmiş bir zarar değildir.
En ağır zincir, ayağına vurulan demir değildir. En ağır zincir, zihnine vurulandır.
Sana “Yapamazsın.” dediler. İnandın.
“Sus.” dediler. Sustun.
“Bekle.” dediler. Bekledin.
“Peki.” dediler. Boyun eğdin.
Şimdi kendine bir kez olsun şunu söyle:
“Artık yeter.”
Çünkü bu hayatın provası yok. Kaybettiğin her gün geri gelmeyecek. Ertelediğin her hayal, senden biraz daha uzaklaşacak.
Kimseden izin bekleme.
Cesaret, korkunun yok olması değildir. Cesaret; korkuya rağmen yürümeyi seçmektir.
Bugün attığın küçücük bir adım, yarın bambaşka bir hayatın kapısını açabilir.
Unutma…
Hayat sana verilmiş en büyük armağandır ama onu nasıl yaşayacağına yalnızca sen karar verebilirsin.
Başkalarının yazdığı senaryoda figüran olmayı bırak.
Kendi hikâyeni yaz.
Kendi cümlelerini kur.
Kendi yanlışlarını yap.
Kendi doğrularını bul.
Çünkü sonunda alkışlanacak olan, başkalarının istediği kişi değil; bütün korkularına rağmen kendisi olmayı başarabilen insandır.
Ve belki de hayat sana en başından beri tek bir soru soruyordu:
“Başkalarının hayatını yaşamayı ne zaman bırakıp kendi ömrünü yaşamaya başlayacaksın?”
Bahanelerini değil, cesaretini besle. Çünkü hayat, cesur olanlara her zaman yeni bir kapı açar. Ama o kapının koluna uzanacak eli sen kaldırmadıkça hiçbir mucize gerçekleşmez.














