Hayat… En ağır sınavlarını, en sessiz anlarda getirir. Önce güveni alır. Sonra umudu sınar. Ardından sabrı…
Kimi zaman en derin yara, düşmandan değil; “yanındayım” diyenlerden kalır. Kimi zaman en büyük yalnızlık, kalabalıkların tam ortasında yaşanır.
Can yanar… Kalp yorulur… İnsan susar.
Ama bazı suskunluklar yenilmek değildir. Küllerin altında yeniden tutuşmayı bekleyen bir ateştir.
Çünkü kırılmak, tükenmek değildir. Yıkılmak, bitmek değildir. Kaybetmek, son değildir.
Asıl son; acıya teslim olmaktır.
Hayat istediği kadar oyun kursun… İstediği kadar eksiltsin… İstediği kadar en zayıf yerden vurmaya çalışsın…
Her fırtınanın ardından kökleri daha da derine iner insanın. Her gözyaşı, ruha sessizce güç olur. Her ihanet, kime güvenilmeyeceğini öğretir. Her veda, insanı kendi gerçeğiyle tanıştırır.
Acılar susar. Yaralar kabuk bağlar. Zaman değil; mücadele iyileştirir.
İşte o gün, hayat ne yazmış olursa olsun, son cümleyi acılar değil; dimdik ayakta kalmayı seçen irade yazar.
Hayat oyununu oynar…
Ama son sözü ben söylerim.















