Deniz Kıyısındaki Görünmez Sınırlar
Akdeniz’in maviliğine açılan küçük koylarda, kıyıya çekilmiş teknelerin arasında dolaşırken insanın aklına bazen ilginç bir soru gelir: Bu tekneler nasıl yerleşiyor? Hangi tekne nereye çekilecek? Kimin hakkı nerede başlıyor, nerede bitiyor?
Özellikle Atakent Kapızlı sahilinde zaman zaman şu tür tartışmalara tanık olunur:
“Tekneni biraz çek, burası benim yerim.”
“Ben yıllardır burada duruyorum.”
“Bu alanı ilk ben kullanıyordum.”
Dışarıdan bakan biri için bu tartışmaların temelinde tapu sahibi olunan, resmi olarak tahsis edilmiş parseller bulunduğu düşünülebilir. Oysa denizcilik kültürü ve kıyı kullanımı çoğu zaman bundan daha farklı ve daha karmaşık bir yapıya sahiptir.
Öncelikle bilinmesi gereken temel husus şudur: Türkiye’de kıyılar ve sahil şeritleri kamunun ortak kullanımına açık alanlardır. Kural olarak deniz kıyısında bulunan bir alanın, özel şahıslar adına tapulanması veya “burası benim kıyım” şeklinde mutlak bir mülkiyet iddiasında bulunulması mümkün değildir. Kıyılar anayasal koruma altındadır ve kamu yararı esasına göre kullanılır.
Ancak teoride açık ve net görünen bu durum, uygulamada farklı sosyal gelenekler oluşturmuştur.
Kapızlı gibi balıkçılığın, amatör denizciliğin ve tekne sahipliğinin uzun yıllardır sürdüğü bölgelerde zaman içerisinde yazılı olmayan kurallar meydana gelir. Bir tekne sahibi yıllarca aynı noktaya teknesini çekmiş olabilir. Bir diğeri ağlarını aynı bölgede muhafaza etmiş olabilir. Bir başkası ise teknesinin bakımını yıllardır aynı sahil parçasında gerçekleştiriyor olabilir.
Bu durum zamanla hukuki değil fakat fiili bir sahiplik algısı oluşturur.
Aslında ortada çoğu zaman tapu yoktur.
Resmi tahsis yoktur.
Belediye tarafından numaralandırılmış bir çekek alanı da bulunmayabilir.
Ancak yılların alışkanlığı vardır.
Mahalle kültürü vardır.
Balıkçı dayanışması vardır.
İnsanlar bu alanları kendi emekleriyle düzenledikleri için kendilerini o yerin doğal kullanıcısı olarak görürler.
Sorun da tam burada başlar.
Yeni bir tekne sahibi gelir.
Boş gördüğü bir noktaya teknesini çeker.
Hukuken belki yanlış yapmamıştır.
Fakat bölgenin yerleşik kullanıcıları açısından durum farklı değerlendirilir.
Çünkü onların gözünde o alan yıllardır belirli bir kişinin kullandığı yerdir.
Böylece hukuki hak ile yerel alışkanlık karşı karşıya gelir.
Türkiye’nin birçok kıyı yerleşiminde görülen bu tablo, aslında küçük ölçekte bir kamu alanı yönetimi problemidir. Devletin veya yerel yönetimlerin belirli çekek alanlarını düzenlemediği, numaralandırmadığı veya kullanım esaslarını netleştirmediği yerlerde insanlar kendi kurallarını üretmeye başlarlar.
Bu kurallar bazen uyum sağlar.
Bazen de tartışma doğurur.
Kapızlı’daki “burası benim yerim” söyleminin altında çoğu zaman resmi bir mülkiyet belgesinden çok, yılların oluşturduğu kullanım alışkanlığı yatmaktadır.
Elbette istisnalar da olabilir. Eğer belirli bir marina, kooperatif alanı, resmi balıkçı barınağı veya belediye tarafından tahsis edilmiş özel bir çekek sahası söz konusuysa, burada kayıtlı kullanım hakları bulunabilir. Böyle durumlarda yer tahsisi resmi kayıtlara dayanabilir. Ancak açık sahil kesimlerinde görülen yer tartışmalarının önemli kısmı fiili kullanım geleneğinden kaynaklanmaktadır.
Aslında deniz, insanlara mülkiyetten çok paylaşmayı öğretir.
Karada sınırlar cetvelle çizilir.
Tapular hazırlanır.
Duvarlar örülür.
Fakat denizde sınırlar görünmezdir.
Bir dalga gelir ve bütün izleri siler.
Bu nedenle kıyılarda huzurun temel şartı yalnızca hukuki haklar değil, karşılıklı anlayış ve ortak kullanım kültürüdür.
Kapızlı’nın kıyısında yan yana duran tekneler, aslında aynı denizin misafirleridir. Bugün birinin bulunduğu yerde yarın başka biri olabilir. Kalıcı olan ne teknenin çekildiği nokta ne de sahilde bırakılan izlerdir. Kalıcı olan, kıyı toplumlarının birbirine gösterdiği saygı ve ortak yaşam kültürüdür.
Belki de “Burası benim yerim” demekten önce sorulması gereken soru şudur:
“Bu kıyıyı birlikte nasıl daha düzenli ve adil kullanabiliriz?”
İşte gerçek çözüm de tam burada yatmaktadır.
Mehmet GÖKSELLİ
Yardımcı Editör-Yazar-Denetmen















